Sual: Mevlid Kandili’ni kutlamak bid’at mıdır?
Cevap: Hayır. Mevlid-i Nebevî’yi anmayı ve bu vesileyle Kur’an okumayı, salavat getirmeyi, Peygamber Efendimizi ﷺ anlatmayı ve Allah’ı zikretmeyi bid’at ve haram kabul etmek doğru değildir. Çünkü Kur’an-ı Kerîm’de iki peygamberin doğum günü özellikle zikredilmektedir.
Yahya Aleyhisselâm hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selâm olsun!” (Meryem, 15)
İsa Aleyhisselâm ise kundaktayken şöyle konuşmuştur: “Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün selâm benim üzerimedir.” (Meryem, 33)
Dikkat edelim: Kur’an, Yahya ve İsa Aleyhimesselâm’ın doğum günlerini özellikle zikrediyor ve o gün için selâm ifadesini kullanıyor.
Öyleyse bir peygamberin dünyaya gelişini hatırlamak ve o vesileyle Allah’ı anmak, salavat getirmek, peygamberin hayatını ve getirdiği hakikatleri konuşmak kendi başına nasıl bid’at ve haram olabilir? Hele ki söz konusu olan, Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed ﷺ ise…
Nitekim Bediüzzaman Said Nursî de Mevlid-i Nebevî hakkında son derece açık konuşur: “ Mevlid-i Nebevî ile Mi’raciyenin okunması, gayet nâfi’ ve güzel âdettir ve müstahsen bir âdet-i İslâmiyedir.” (Mektubat – 307)
Yani Bediüzzaman, Mevlid-i Nebevî’nin okunmasını “gayet faydalı ve güzel bir âdet” ve “beğenilen bir İslâm âdeti” olarak değerlendiriyor.
Yine Mevlid-i Nebevî ve Mirac’ın dinlenmesini anlatırken şöyle der: “İşte böyle bir zâtın mevlid ve mi’racını dinlemek, yani terakkiyatının mebde’ ve müntehasını işitmek, yani tarihçe-i hayat-ı maneviyesini bilmek, o zâtı kendine reis ve seyyid ve imam ve şefi’ telakki eden mü’minlere; ne kadar zevkli, fahirli, nurlu, neş’eli, hayırlı bir müsamere-i ulviye-i diniye olduğunu anla…” (Mektubat – 308)
Öyleyse Mevlid-i Nebevî’yi, Peygamber Efendimizin ﷺ doğumunu vesile ederek Allah’ı zikretmek, O’na salât ve selâm getirmek, Kur’an okumak ve Resûlullah’ın ﷺ hayatını hatırlamak için bir fırsat olarak değerlendirmek güzel bir İslâmî âdettir.



