Nûh Tufanı’nın (Hz. Nûh’un kavmini helâk eden tufan) küresel mi yoksa bölgesel mi olduğu meselesi, İslâm âlimleri arasında farklı şekillerde yorumlanmıştır. Alimlerin yanı sıra halk tabakası da bu meseleye dair çokça yorum sarfetmektedir. Özellikle günümüzde bu mesele haddinden fazla irdelemektedir. Bu mesele ile ilgili son sözün ilim ehlinden çıkması gerektiği aşikârdır. Bu mesele ile ilgili 3 farklı yorum vardır.
Birincisi Tufan küreseldir. Bu görüşü savunan alimler yeryüzünde inananlar dışında hiç kimsenin hayatta kalmaması, Hz. Nuh Aleyhisselam’ın 2. Adem sayılması, yeryüzündeki hayvanlardan çifter çifter gemiye alınmasını delil göstermişlerdir.
–İmam Taberî bu konu hakkındaki rivayetleri esas alarak tufanın umumî olduğunu aktarır.
Tüm insanların Hz. Nûh’un soyundan geldiğini belirtir.
–Fahreddin Râzî Mefatihul Gayb isimli eserinde, Nûh Tufanı konusunda klasik görüşü aktarır: “Âlimlerin çoğu, tufanın bütün yeryüzünü kapladığını söylemişlerdir.”
Ayrıca şu ayeti delil getirir: “Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden hiç kimseyi bırakma.” (Nuh 26)
Râzî bu ayet üzerinden şu yorumu yapar: “Eğer tufan sadece bir bölgede olsaydı, Diğer bölgelerde kâfirler kalmaya devam ederdi.”
İkincisi Tufan bölgeseldir. Bu görüşü savunanlar Hz. Muhammed Aleyhisselam dışındaki bütün peygamberlerin kendi kavimlerine gönderildiğini, Kuran’da bahsedilen diğer helakların hepsinin bölgesel oluşunu nazara vererek bu helakın da bölgesel olduğunu söylemişlerdir.
-İmam Maturidi Te’vîlâtü’l-Kur’ân’dan ilgili mesleleyi şöyle açıklar: “Asıl olan şudur ki her peygamber ancak kendi kavmine gönderilmiştir, bütün yeryüzüne değil. Nitekim ‘Âd kavmine kardeşleri Hûd’u’, ‘Semûd kavmine kardeşleri Sâlih’i gönderdik’ buyurulmuştur. Buna göre Nûh (a.s.)’ın da sadece kendi kavmine gönderilmiş olması mümkündür, bütün yeryüzüne değil. Böyle olunca, boğulma ve helâkin de sadece onun kavmi üzerine gerçekleşmiş olması caizdir, diğer insanlar üzerine değil. Zira kitabın zahirinde bunun bütün yeryüzünü kapsadığına dair açık bir delil yoktur; bilakis bundan maksadın onun kavminin bulunduğu yer olması da mümkündür.”
–Elmalılı Hamdi Yazır Hak Dini Kuran Dili kitabında şöyle yazmaktadır: “Tufanın arzın tamamını istiğrak ettiğine (kapladığına) dair kat‘î bir nass yoktur. Bu itibarla umumî olması da, hususî bir mıntıkaya mahsus bulunması da ihtimal dâhilindedir.”
Üçüncüsü tufanın coğrafi kısmı ile değil ibret verici yönünü esas alanlar.
–İmamı Gazali Cevahirul Kuran isimli eserinde şöyle der: “Kur’ân’daki kıssalardan maksat, sadece hikâye anlatmak değil; ibret almak ve öğütlenmektir.”
–Bediüzzaman Said Nursi’de Sözler isimli eserinin 20. Söz İkinci Makamda bu konuyla alakalı değil de daha genel olarak şu değerlendirmeyi yapar “Kur’ân-ı Hakîm, tarih kitabı değildir ki vukuatın tafsilâtını beyan etsin. Belki bir kitab-ı hidayettir ki, maksadı irşad ve talimdir.”



