Sual: Kuran’ı Kerim’de eşek sesi için seslerin en çirkini ifadesi geçmektedir. Bunun sebebi nedir?
Cevap: Bu ifade eşek sesinin frekans genlik ve harmonik yapısıyla alakalıdır. Yapılan araştırmalar eşek sesinin seslerin en çirkini olduğunu ispatlamıştır. Buna birkaç madde halinde değinilecektir.
Kur’an-ı Kerim’de Lokman Hekim’in oğluna verdiği nasihatler aktarılırken ki bunların arasında şirkten uzak durmak, anne babaya iyilik yapmak, namazı dosdoğru kılmak, musibetlere sabretmek gibi haller anlatılır ve en sonunda Lokman Hekim’den oğluna şöyle bir uyarı gelir. “Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.” (Lokman 19)
Bu benzetmenin arka planını anlamak için eşek anırmasının akustik yapısına bakmak gerekir. Çünkü bu ses, biyolojik ses üretimi içinde sıradışı özellikler taşır ve rahatsız edici olarak algılanmasının belirli fiziksel nedenleri vardır.
Bir sesin çirkin veya rahatsız edici olarak algılanması; frekans aralığı, genlik ve harmonik düzenle yakından ilişkilidir. Çoğu hayvan sesi belirli bir temel frekans ve onun düzenli katlarından oluşan harmonik bir yapı sergilerken, eşek anırması bu düzenin dışına çıkar. İnharmonik, yani düzensiz ve dağınık frekans bileşenlerinden oluşan bu yapı, sesin kaotik bir karakter kazanmasına neden olur.
Eşek anırmasının bir diğer dikkat çekici yönü, frekans sıçramalarının ani ve kontrolsüz olmasıdır. Sesin bazı anlarında frekansın 10.000 Hz ve üzerine çıkabildiği görülür. İnsan kulağı ise özellikle 2.000–5.000 Hz aralığına karşı oldukça hassastır. Eşek sesinin bu aralıkta yüksek şiddete ulaşması, onun neden keskin ve rahatsız edici algılandığını açıklar.
Düşük frekans bileşenleri de bu etkiyi güçlendirir. Yapılan ölçümler, eşek anırmasının zaman zaman insan işitme sınırının altına inen titreşimler içerdiğini göstermektedir. Bu tür düşük frekanslar sese bir gürültü tabanı kazandırırken, yüksek frekanslı ani çıkışlarla birleştiğinde rahatsızlık hissini artırır.
Buna ek olarak, eşekler diğer birçok memeliden farklı olarak hem nefes alırken hem de verirken ses üretebilir. Bu çift yönlü ses üretimi, sesin sürekliliğini bozarak düzensiz, kesintili ve ani şiddet değişimleri içeren bir yapı oluşturur. Ortaya çıkan bu akustik düzensizlik, fiziksel olarak türbülanslı ses olarak tanımlanır ve insan beyni tarafından uyumsuzluk olarak algılanır.
İnsan beyni, doğası gereği düzenli ve ritmik seslere (örneğin su akışı veya kuş sesleri) daha olumlu tepki verir. Buna karşılık düzensiz, yüksek ve ani sesler tehlike algısını tetikleyerek stres tepkisini devreye sokar. Eşek anırması, içerdiği frekans düzensizlikleri nedeniyle kulaktaki algılayıcı hücreleri dengesiz biçimde uyarır ve bu da beyinde yüksek bir işleme yükü oluşturur. Üstelik bu sesin şiddeti de oldukça yüksektir. Bir eşeğin anırması 100 desibele yaklaşabilir; bu da bir matkap veya motosiklet gürültüsüne denk bir seviyedir. Ani yükselen bu tür sesler, işitme sisteminde adeta bir şok etkisi oluşturur ve yapılan araştırmalara göre bu durum stres hormonlarının artmasına yol açabilir.
Bilimsel Yaklaşımlar ve Araştırmalar
Bu konuda yapılan en dikkat çekici çalışmalar, hayvanların ses çıkarma mekanizmaları üzerine yoğunlaşan biyofizikçiler tarafından yürütülmüştür.
Dr. W. Tecumseh Fitch ve Ses Üretimi: Biyolog ve bilişsel bilimci W. Tecumseh Fitch, memeli sesleri üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarda, eşeklerin ses çıkarma mekanizmasının (braying) hem nefes alma (ingressive) hem de nefes verme (egressive) sırasında gerçekleştiğini belirtir. Fitch’in çalışmalarına göre, bu çift yönlü hava akışı ses tellerinde aşırı derecede düzensiz titreşimlere yol açar. Bu durum, fizikte akustik türbülans olarak adlandırılan ve beynin tehlike veya rahatsızlık olarak kodladığı bir ses kirliliği oluşturur.
Akustik Düzensizlik (Jitter ve Shimmer)
Ses analizi üzerine yapılan laboratuvar araştırmalarında, eşek sesinin Jitter (frekans değişkenliği) ve Shimmer (genlik değişkenliği) oranlarının diğer toynaklılara göre çok daha yüksek olduğu görülmüştür.
Biyofiziksel çalışmalar, bu tür kaotik rejimlerin (chaotic regimes) seste bulunmasının, alıcıda kaçınma tepkisi oluşturduğunu vurgular. Yani sesin fiziksel yapısı, biyolojik olarak sinir sistemini provoke edecek şekilde tasarlanmıştır.
Sonuç olarak, Kur’an-ı Kerim’de geçen bu ifade, onun mucize olduğunu gösteren delillerden biridir. Eşek anırmasının akustik açıdan en düzensiz, en uyumsuz ve en rahatsız edici ses olması, ayette geçen “en çirkin ses” nitelendirmesiyle dikkat çekici bir uyum içindedir.
Sual: Bazı yerlerde başka hayvanların sesleri örneğin pabuç gagalı leyleğin sesi gibi seslerin daha çirkin olduğu yönünde itirazlar geliyor. Bu iddialar doğru mudur?
Cevap: Yanlıştır zira eşegin sesi bütün yönleriyle örnekte verilen hayvandan daha çirkindir. Bu faktörlerden birkaç madde halinde bahsedilecektir.
Akustik Yapı: Eşekler hem nefes alırken hem de nefes verirken ses çıkarabilirler. Bu durum, sesin çok uzun süreli ve kesintisiz olmasını sağlar. Ses, düşük frekanslı (bas) ve yüksek frekanslı (tiz) harmoniklerin bir karışımıdır.
Rahatsızlık Faktörü: Desibel seviyesi pabuç gagalı leylekten çok daha yüksektir. Eşeğin anırması, uyumsuz harmonik yapısı nedeniyle kakofonik (uyumsuz seslerin birleşimi) olarak sınıflandırılır. İnsan beyni bu tür yüksek şiddetli ve düzensiz sesleri genellikle bir tehlike veya stres sinyali olarak algılar.
Yüksek ses, harmonik yapı ve uyumsuzluk gibi faktörler gösteriyor ki eşek açık ara daha çirkin bir sese sahiptir. Akustik olarak frekansları çok karmaşıktır ve kulak zarı üzerinde fiziksel bir baskı oluşturur. Eşeğin sesi biyolojik olarak daha yüksek enerjili ve kaotik olduğu için, bir popülasyonda daha çirkin olarak nitelendirilecektir.



