Abdullah bin Mesud’dan nakledilen bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır:
«مَا مِنْ عَامٍ بِأَمْطَرَ مِنْ عَامٍ، وَلَكِنَّ اللهَ يَصْرِفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ مِنَ الْبُلْدَانِ، وَمَا نَزَلَتْ قَطْرَةٌ مِنَ السَّمَاءِ، وَلَا خَرَجَتْ مِنْ رِيحٍ إِلَّا بِمِكْيَالٍ أَوْ بِمِيزَانٍ»
“Hiçbir yıl diğer bir yıldan daha yağışlı değildir. Fakat Allah onu dilediği beldelere yönlendirir. Gökten hiçbir damla inmez ve hiçbir rüzgâr çıkmaz ki bir ölçü veya tartı ile (belirlenmiş) olmasın.”
İbn-i Abbas’tan gelen hadis daha kısa şekliyle şöyledir:
مَا مِنْ عَامٍ بِأَمْطَرَ مِنْ عَامٍ، وَلَكِنَّ اللَّهَ يَصْرِفُهُ حَيْثُ يَشَاءُ
“Hiçbir yıl diğer bir yıldan daha yağışlı değildir; fakat Allah onu dilediği yere yönlendirir.”
Bugün bilim bize yeryüzündeki suyun sürekli bir döngü içerisinde olduğunu göstermektedir. Her yıl yaklaşık 495.000 km³ su buharlaşır ve aynı şekilde 495.000 km³ su yağmur olarak yağar. Küresel ölçekte buharlaşan su miktarı, yağış olarak yeryüzüne dönen su miktarına eşittir.
Bununla birlikte yağış, yeryüzünün her bölgesine eşit miktarda düşmez. Bir belde bir yıl bol yağış alırken, başka bir belde kuraklık yaşayabilir; hatta aynı belde bir yıl fazla, başka bir yıl daha az yağış alabilir. Fakat dünyadaki su döngüsü içerisinde genel denge devam eder.
Bu açıdan hadiste geçen “Allah onu dilediği beldelere yönlendirir” ve “bir ölçü veya tartı ile” ifadeleri, yağışın belirli bir düzen ve ölçü içerisinde gerçekleştiğini bizlere bildirmektedir. Günümüzde yapılan araştırmalarda bu hadisi net bir şekilde teyit etmektedir.



