Allah’ın Varlık Delillerinden İmkân Delili (1)

Allah’ın varlığını aklî olarak temellendirmek için kullanılan önemli delillerden biri imkân delilidir. İmkân delili, evrende gördüğümüz varlıkların “zorunlu” değil “mümkün” olmasından hareket eder.

Varlıklar üç ana kategoriye ayrılır:

Vacibü’l-vücûd (varlığı zorunlu olan)

Mümkinü’l-vücûd (varlığı mümkün olan)

Mümteniü’l-vücûd (varlığı imkânsız olan)

Vacibü’l-vücûd, varlığı zorunlu olan ve yokluğu düşünülemeyen varlıktır. Böyle bir varlık var olmak için başka bir sebebe ihtiyaç duymaz. Bu herşeyin kendisine ihtiyaç duyduğu fakat kendisinin hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı Es-Samed olan Allah’tır.

Mümkinü’l-vücûd ise varlığı da yokluğu da düşünülebilen varlıktır. Bu tür varlıklar kendi başlarına var olmak zorunda değildirler. Var olmaları için dış bir sebebe ihtiyaç duyarlar. Evrende gördüğümüz bütün varlıklar – yıldızlar, gezegenler, insanlar, hayvanlar, bitkiler ve atomlar – bu kategoriye girer.

İmkân delilinin temel mantığı şu şekilde özetlenebilir:

–Evrende bulunan varlıkların tamamı mümkün varlıklardır.

–Mümkün varlıklar kendi kendilerine var olamazlar; var olmak için bir sebebe ihtiyaç duyarlar.

–Bu sebepler zinciri sonsuza kadar gidemez.

–O hâlde bütün mümkün varlıkları var eden zorunlu bir varlık bulunmalıdır.

Eğer varlıkların tamamı mümkün olsaydı ve hiçbir zorunlu varlık bulunmasaydı, hiçbir şey var olamazdı. Çünkü mümkün varlıkların varlığı kendilerinden kaynaklanmaz; hepsi başka bir sebebe dayanır. Bu sebepler zinciri sonsuza kadar devam edemez. Zincirin sonunda varlığı kendinden olan, hiçbir sebebe muhtaç olmayan bir varlık bulunmalıdır. İşte bu varlık Vacibü’l-vücûd, yani Allah’tır.

Fahreddin er-Râzî mümkün varlıkların zorunlu bir varlığa dayandığını şu sözlerle ifade eder: “Mümkün olan her varlık varlığında başkasına muhtaçtır. Bu muhtaçlık zinciri nihayetinde varlığı kendinden olan bir varlıkta son bulmak zorundadır.”

İmam Gazâlî de varlıkların bağımlı yapısına dikkat çekerek şöyle der: “Âlemdeki varlıkların hiçbiri kendi başına varlıkta bağımsız değildir. Hepsi varlıklarını kendilerinden olmayan bir kaynağa borçludur.”

Bediüzzaman Said Nursî ise mümkün varlıkların Allah’a olan muhtaçlığını şu ifadelerle anlatır: “Mümkin varlıklar zatlarında fakirdirler. Varlıkları kendilerinden değildir. Bu fakr ve ihtiyaç ise onları Vacibü’l-vücûd olan Allah’a bağlayan açık bir delildir.” (Risale-i Nur Külliyatı)

Modern bilimsel perspektiften bakıldığında da evrendeki varlıkların bağımlı bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Atomlardan galaksilere kadar bütün varlıklar belirli fizik yasalarına bağlıdır ve varlıklarını sürdürmek için bu düzenin devamına muhtaçtır. Bu durum evrenin kendi kendine var olan bağımsız bir gerçeklik değil, daha temel bir varlığa dayanan bir sistem olduğunu düşündürmektedir.

Sonuç olarak imkân delili, evrendeki varlıkların mümkün ve bağımlı oluşundan hareketle varlığı kendinden olan zorunlu bir varlığın bulunduğunu ortaya koyar. Varlığı zorunlu olan bu varlık, hiçbir şeye muhtaç olmayan ve bütün varlıkların varlık kaynağı olan Allah’tır. 

İmkân Deliline Örnekler

İmkân delilini daha iyi anlamak için genellikle somut örnekler verilir. Çünkü bu delilin temel fikri şudur: Varlığı zorunlu olmayan, yani var da olabilecek yok da olabilecek şeyler kendi kendilerine var olamazlar. Bu nedenle onları var eden zorunlu bir varlık bulunmalıdır.

1. Kitap Örneği

Bir masanın üzerinde duran bir kitap düşünelim. Bu kitabın varlığı zorunlu değildir. Yani bu kitap hiç yazılmamış da olabilirdi. Dolayısıyla onun varlığı mümkündür.

Fakat bu kitap kendi kendine oluşmuş olamaz. Çünkü içindeki anlamlı cümleler, düzenli sayfalar ve belirli bir amacı gösteren yapı onun bir yazar tarafından yazıldığını gösterir.

Aynı şekilde evrende gördüğümüz bütün varlıklar da mümkündür. Yani var da olabilirlerdi, hiç var olmayabilirlerdi de. Öyleyse onların varlığını açıklayan bir zorunlu varlık bulunmalıdır.

2. Lamba ve Elektrik Örneği

Bir odada yanan bir lamba düşünelim. Lambanın ışık vermesi kendi kendine gerçekleşmez. Lamba ışığını elektrikten alır. Elektrik kesildiğinde lamba da söner.

Bu durumda lambanın ışığı kendi zatından değildir, başka bir kaynağa bağlıdır.

İmkân delili de tam olarak bunu söyler: Evrendeki bütün varlıklar lambaya benzer. Varlıkları kendilerinden değildir; başka bir kaynağa dayanırlar. Bu zincirin sonunda ise varlığı kendinden olan bir kaynak bulunmalıdır. Bu kaynak Allah’tır.

3. Zincir Örneği

Bir duvara asılı bir zincir düşünelim. Zincirin halkaları birbirine bağlıdır. Her halka kendisini taşıyan başka bir halkaya dayanır.

Eğer bu zincirdeki bütün halkalar birbirine bağlı olsa fakat hiçbirisi duvara sabitlenmemiş olsa, zincir havada asılı kalamaz. Mutlaka zinciri tutan bir sabitleyici olmalıdır.

Aynı şekilde evrendeki varlıkların hepsi birbirine bağlı sebeplerden oluşsa fakat hiçbirisi varlığı kendinden olan bir varlığa dayanmıyor olsa, hiçbir şey var olamazdı. Bu nedenle bütün varlıkların dayandığı Vacibü’l-vücûd, yani Allah bulunmalıdır.

4. Ampul Serisi Örneği

Birbirine bağlı yüzlerce ampulden oluşan bir sistem düşünelim. Bu ampullerin her biri diğerinden enerji alıyor olsun. Eğer sistemde hiçbir güç kaynağı yoksa, ampullerin hiçbiri yanmaz. Mutlaka elektrik üreten bir güç kaynağı bulunmalıdır.

İşte imkân delili de aynı mantığı ifade eder: Evrendeki tüm varlıklar mümkün varlıklardır ve varlıklarını başka sebeplerden alırlar. Bu sebepler zincirinin sonunda ise varlığı kendinden olan bir kaynak bulunmalıdır.

Paylaş