Sual: Meryem Suresi 28. ayette Hz. Meryem’e “Ey Harun’un kız kardeşi!” diye hitap edilmektedir. Oysa Hz. Meryem ile Hz. Harun (a.s.) arasında asırlar vardır. Aradaki yüzyıllara rağmen yapılan bu nispetin Arap dilindeki karşılığı nedir ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında buna benzer bir örnek var mıdır?
Cevap: Arap edebiyatında bir kişinin şerefini, asaletini ve soy bağını vurgulamak amacıyla aradaki vasıtalar (dedeler) kaldırılarak doğrudan en meşhur ve yüce ataya nispet edilmesine “Nisbet-i Cüz’iyye” veya “Nesep İsnadı” (belâgatta Mecâz-ı Mürsel / Mecazi İsnad) denir. Meryem Suresi’ndeki bu ayette de bunun açık bir örneğini görmekteyiz. Ayet, aradaki asırları ve vasıtaları kaldırarak nispeti doğrudan Hz. Harun’a (a.s.) yapmıştır.
Bu dil kullanımının Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın hayatında da çok latif ve birebir bir örneği mevcuttur.
Hz. Safiyye (r.anha) annemizin kökeni sebebiyle maruz kaldığı bir olay üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendisini teselli ederek diğer hanımlara karşı şöyle söylemesini tavsiye etmiştir:
“Siz ikiniz benden nasıl daha hayırlı/üstün olabilirsiniz ki? Kocam Muhammed, babam Harun, amcam da Musa’dır!” (Tirmizî, Menâkıb, 63 (Hadis No: 3892)
Görüldüğü gibi Hz. Safiyye, doğrudan Hz. Harun Aleyhisselam’ın öz kızı olmamasına rağmen aradaki yüzyıllar kaldırılarak doğrudan ona nispet edilmiştir. Bilindiği üzere herkes Safiyye annemizin öz babasının Nadiroğulları reisi Huyey b. Ahtab olduğunu çok iyi bilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu cevabı öğrettiğinde ne sahabelerden ne de o dönemde İslam’ın en ufak bir açığını arayan Yahudi, Hristiyan ya da müşriklerden tek bir kişi bile buna itiraz etmemiştir.
Çünkü aradaki dedeleri atlayıp soyun dayandığı peygamber ataya “babam” demek, Arap edebiyatı ve belâgatında son derece doğal, meşru ve yüksek bir ifade biçimi olarak kabul edilmektedir.



