Şüphesiz Allah, bu ümmetin başına her yüz senenin sonunda dinlerini yenileyecek (tecdid edecek) bir kimse (müceddid) gönderir. (Ebû Dâvûd, Melâhim, 1; Hâkim, el-Müstedrek, IV, 522.)
İbn Hacer, Fethu’l-Bârî’de bu hadisi açıklarken müceddidin mutlaka tek kişi olmak zorunda olmadığını özellikle belirtir. Bir asırda farklı ilim dallarında birden fazla kişinin tecdid görevini üstlenebileceğini söyler.
Bununla ilgili şu örnekler verilebilir:
A asır: Ömer b. Abdülaziz; ayrıca Zührî, Kāsım b. Muhammed, Sâlim b. Abdullah, Hasan-ı Basrî, İbn Sîrîn, Muhammed el-Bâkır
B asır: İmam Şâfiî, Yahyâ b. Maîn gibi isimler
C asır: İbn Süreyc, Tahâvî, Hallâl, Eş’arî, Nesâî
D asır: Bâkıllânî, İbn Fûrek, Hâkim ve başkaları
İmam Suyuti yazmış olduğu Tuhfetü’l-Mühtedîn bi-Esmâi’l-Müceddidîn yazısında mücedditler ile ilgili bir manzume yazmış ve burada sekiz asır için bir liste yapmış dokuzuncu olarak ise Allah’tan bunu kendisine bahşetmesini istemiştir. Burada dikkat edilmesi gereken İmam Suyuti Şafi mezhebinden olduğu için listeyi çoğunlukla Şafi alimlerden oluşturmuştur.
فَكَانَ عِنْدَ الْمِائَةِ الْأُولَى عُمَرْ
خَلِيفَةُ الْعَدْلِ بِإِجْمَاعٍ وَقَرْ
وَالشَّافِعِيُّ كَانَ عِنْدَ الثَّانِيَةْ
لِمَا لَهُ مِنَ الْعُلُومِ السَّامِيَةْ
وَابْنُ سُرَيْجٍ ثَالِثُ الْأَئِمَّةْ
وَالْأَشْعَرِيُّ عَدَّهُ مِنْ أُمَّهْ
وَالْبَاقِلَانِي رَابِعٌ أَوْ سَهْلْ
أَوِ الْإِسْفَرَايِينِيُّ خَلْفٌ قَدْ حُكِي
وَالْخَامِسُ الْحَبْرُ هُوَ الْغَزَالِي
وَعَدَّهُ مَا فِيهِ مِنْ جِدَالِ
وَالسَّادِسُ الْفَخْرُ الْإِمَامُ الرَّازِي
وَالرَّافِعِيُّ مِثْلُهُ يُوَازِي
وَالسَّابِعُ الرَّاقِي إِلَى الْمَرَاقِي
ابْنُ دَقِيقِ الْعِيدِ بِاتِّفَاقِ
وَالثَّامِنُ الْحَبْرُ هُوَ الْبَلْقِينِي
أَوْ حَافِظُ الْأَنَامِ زَيْنُ الدِّينِ
وَهَذِهِ تَاسِعَةُ الْمِئِينَ قَدْ
أَتَتْ وَلَا يُخْلِفُ مَا الْهَادِي وَعَدْ
وَقَدْ رَجَوْتُ أَنَّنِي الْمُجَدِّدُ
فِيهَا بِفَضْلِ اللَّهِ لَيْسَ يُجْحَدُ
Türkçesi
Birinci yüz yılın müceddidi:
Ömer b. Abdülaziz, adaletli halife; bu konuda ittifak edilmiştir.
İkinci yüz yıl:
İmam Şâfiî; sahip olduğu yüksek ilimler sebebiyle.
Üçüncü yüz yıl:
İbn Süreyc, büyük imamların üçüncüsü;
Eş’arî de onu müceddid kabul edenlerdendir.
Dördüncü yüz yıl:
Bâkıllânî; yahut Sehl es-Sa’lûkî veya İsferâyînî — bu konuda farklı görüşler nakledilmiştir.
Beşinci yüz yıl:
Büyük âlim İmam Gazâlî.
Altıncı yüz yıl:
Fahreddin er-Râzî; onunla aynı seviyede İmam Râfiî de zikredilir.
Yedinci yüz yıl:
İlimde yüksek makamlara ulaşmış olan İbn Dakîku’l-Îd; Süyûtî burada “ittifakla” ifadesini kullanıyor.
Sekizinci yüz yıl:
Büyük âlim Sirâceddin el-Bulkînî; yahut büyük muhaddis Zeynüddin el-Irâkî.
Dokuzuncu yüz yıl:
Süyûtî, “İşte dokuzuncu yüz yıl geldi; Peygamber’in vaadi gerçekleşmeyecektir değil” anlamında konuşuyor ve ardından:
“Bu asırda müceddidin ben olacağımı ümit ettim; Allah’ın fazlıyla bu ümit inkâr edilemez.”
Bu listeyi başka şekilde oluşturanlar da vardır: 10. asır için İbn Hacer el-Heytemî veya Muhammed er-Remlî, 11. asır için Abdullah el-Haddâd, 12. asır için Ahmed b. Ömer es-Sümeyt gibi isimler zikredilir.
Günümüzde ise listeyi şu şekilde oluşturanlar da vardır: Ömer b. Abdülaziz → İmam Şâfiî → Eş’arî → Bâkıllânî → Gazâlî → Fahreddin Râzî → Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî → Zeynüddin Irâkî → Sehâvî → Süyûtî → İmam Rabbânî → Şah Veliyyullah → Mevlânâ Hâlid → Bediüzzaman Said Nursî
Sonuç olarak: Elbette bu yorumların ve içtihatların hepsi değerli ve saygıyı sonuna kadar hakediyor. Bununla beraber liste şu şekilde de olabilir: İmamı Azam, İmamı Şafi, İmamı Eşari, İmamı Serahsi, İmamı Gazali, Fahreddin er-Razi, Zeynebüddin Iraki, İmamı Askalani, İmamı Suyuti, İmamı Rabbani, Şah Veliyyullah ed Dıhlevi, Mevlana Halidi Bağdadi, Bediüzzaman Said Nursi. Günümüzün müceddidi olarak da (Mehdi Aleyhisselamın bu asırda geleceğini kuvvetle ümit ettiğimizden) Mehdi Aleyhisselam olabilir. Allahu alem.



