Sual: İslam Yahudiliğin Devamı mıdır?
Cevap: Hayır. İslam, Yahudiliğin veya Hristiyanlığın devamı değildir. İslam; Hz. Âdem Aleyhisselam’dan Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’a kadar gönderilen bütün peygamberlerin tebliğ ettiği ilahî dinin, son ve tamamlanmış şeklidir. Ali İmran 19. Ayetin başında şöyle buyrulmaktadır: “Allah katında muhakkak din İslamdır.”
Öncelikle şunu bilmek gerekir: Bütün peygamberlerin getirdiği dinlerin temel inanç esasları aynıdır. Allah’ın varlığı ve birliği, peygamberlik, ahiret, melekler, vahiy gibi iman esasları bakımından peygamberler arasında bir ayrılık yoktur. Ancak insanların şartlarına, zamanlarına ve ihtiyaçlarına göre amelî hükümler, yani şeriatlar arasında bazı farklılıklar bulunmuştur.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de de farklı ümmetlere farklı şeriatlar ve yollar verildiğine işaret edilir. Bunun hikmeti, ilahî hükümlerin değişmesinin Allah’ın bilgisizliğinden veya önceki hükmün yanlışlığından değil, insanların zaman içindeki şartlarının ve ihtiyaçlarının farklı olmasından kaynaklanmasıdır. Hz. Peygamber Aleyhisselam ile beraber artık bu ihtiyaçlar ve şartlar tamamlanmış başka hükme gerek kalmadığı için son dinle artık hükümlerin değişmesi ortadan kalkmıştır.
Buna bir misal olarak Hz. Musa Aleyhisselam’ın şeriatında ganimet mallarından istifade edilmesi yasakken Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın şeriatıyla ise ganimet malları ümmete helal kılınmıştır. Yine içki konusunda da şeriatlar arasında farklı hükümler görülmüştür. İsa Aleyhisselam zamanında şarap gibi sarhoş eden şeylerin sarhoş etmeyecek kadar içilmesine izin verilirken; İslam’ın son ve kesin hükmü ise içkinin azını da çoğunu da haram kılmıştır. Çünkü Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın bildirdiği üzere, “Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır.”
Dolayısıyla önceki semavî dinlerde de namaz, oruç, tesettür, dua, ibadet, helal-haram gibi birçok hükmün bulunması şaşılacak bir şey değildir. Hatta aksine bu durum gayet tabiîdir. Çünkü bu dinlerin asıl kaynağı aynıdır: Allah’ın vahyi. Nasıl ki farklı zamanlarda gönderilen peygamberlerin hepsi insanları Allah’a kulluğa çağırmışsa, ibadetlerde de aynılıkların veya benzerliklerin bulunması son derece doğaldır. İslam’ın önceki dinlerle bazı ortak hükümler taşıması, onun Yahudilikten veya Hristiyanlıktan alındığını değil; aynı ilahî kaynağın devamı olduğunu gösterir.
Burada iki önemli nokta mevcuttur:
İslam’dan önce gönderilen semavî kitapların asılları Allah tarafından vahyedilmiştir; fakat bu kitapların sonraki dönemlerde insanlar tarafından korunmasında ve aktarılmasında bozulmalar meydana gelmiştir. Kur’an, Ehl-i Kitab’ın kitap ve hükümler üzerinde yaptıkları tahrif ve gizlemelere çeşitli ayetlerde dikkat çeker.
Bugün mevcut olan Tevrat ve İncil metinlerinde de Allah’ın peygamberlere ve Allah tasavvuruna yakışmayacak birtakım ifadeler bulunmaktadır. Mesela mevcut Kitab-ı Mukaddes metinlerinde (haşa) Hz. Yakup Aleyhisselam’ın Allah ile güreştiği ve yenişemedikleri gibi kelimelerin kifayetsiz kalacağı kadar saçma anlatımlar mevcuttur. Hâlbuki Allahu Teâlâ hiçbir mahlûka benzemez, hiçbir mahlûkun O’na karşı mücadele etmesi veya O’nu yenmesi düşünülemez. Bu tür ifadeler, mevcut metinlerin vahyin ilk hâliyle aynı olmadığını gösteren ciddi problemlerdendir. Bundan dolayı insanlık, son ve korunmuş ilahî vahye muhtaç hâle gelmiştir.
Allah Teâlâ, Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ı son peygamber olarak göndermiş ve onunla nübüvveti tamamlamıştır. Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz için “Hâtemü’n-Nebiyyîn”, yani peygamberlerin sonuncusu olduğu bildirilmiştir. Böylece Kur’an-ı Kerim, önceki vahiylerin hak olan esaslarını tasdik etmiş, tahrif edilmiş veya insan eliyle değiştirilmiş kısımlarını reddetmiş ve insanlığın kıyamete kadar ihtiyaç duyacağı son ilahî rehberliği ortaya koymuştur.
Bu sebeple İslam, Yahudiliğin veya Hristiyanlığın tarihî olarak devam eden bir mezhebi değildir. İslam, bütün peygamberlerin getirdiği tevhid inancının son ve kemale ermiş şeklidir. Nitekim kaide olarak ifade edildiği üzere:
“Son gelen şeriat, önceki şeriatların hükmünü nesheder.”
Bunun anlamı şudur: Hz. Musa Aleyhisselam’ın şeriatı kendi döneminde hak olduğu gibi, Hz. İsa Aleyhisselam’ın şeriatı da kendi döneminde haktır. Fakat Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın gönderilmesiyle birlikte artık onun getirdiği son şeriata tâbi olmak gerekir. Çünkü Allah Teâlâ’nın son peygamberi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır ve onun getirdiği Kur’an kıyamete kadar geçerlidir.
Bu nedenle İslam’ın hak din olduğunu ve Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın peygamberliğini duyan bir kimsenin, artık İslam’ı kabul etmesi ve ona iman etmesi gerekir. İnsanların bu hakikate karşı tavırları ise kendi tercihleri ve sorumluluklarıyla ilgilidir. Ahirette insan, kendisine ulaşan hakikate karşı nasıl bir tavır aldığından hesaba çekilecektir. İman edenler mükâfatlandırılacak inkâr edenler ise ebedi cezaya uğrayacaklardır.
Özetle: İslam, Yahudiliğin devamı değildir. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın asıl kaynağı Allah’ın vahyidir. Bu sebeple aralarında bazı ortak inanç ve ibadetlerin bulunması tabiîdir. Ancak önceki şeriatlar belirli ümmetlere ve dönemlere gönderilmiş, İslam ise Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm ile bütün insanlığa gönderilen ve kıyamete kadar geçerli olan son ilahî şeriat olmuştur.



