Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatı incelendiğinde, dini tebliğ eden, duası kabul edilen, sözü bereket getiren, hal ve hareketleri herkesi etkileyen, sözleri büyük tesir oluşturan, adaletle hükmeden bir peygamber olduğu açıkça görülür. Sahabe hayatlarında meydana gelen birçok olağanüstü hadise, onun Allah katındaki makamının ve peygamberliğinin bir delilidir. Nitekim Peygamberimizin dualarının gerçekleşmesi ve sözlerinin tesiri, peygamberliğinin doğruluğunu gösteren apaçık mucizelerdir. Bu tür hadiseler, sadece bir veya iki olayla sınırlı kalmamış; farklı zamanlarda, farklı sahabeler üzerinde tekrar tekrar gerçekleşmiştir. Bu durum, tesadüf veya başka bir kelime ile açıklanacak bir durum değildir. Zira bu örnekleri sadece Peygamber Efendimizin hayatında çoklukla görmekteyiz. Tarih incelendiğinde insanların dualarının bu kadar tez zamanda istenilen tarzda kabul edildiği görülmemiştir.
Mesela Peygamber Efendimiz’in duasıyla bir sahabenin malının ve evladının çoğalması, bir başkasının ilimde derinleşmesi, bir diğerinin ticaretinde sürekli kazanç elde etmesi veya zor durumdaki bir kimsenin borcunun bereketle ödenmesi gibi pek çok olay, sahih hadis kaynaklarında nakledilmiştir. Bu rivayetlerin önemli bir kısmı, başta Buhari ve Müslim olmak üzere güvenilir hadis kitaplarında yer almaktadır. Aynı türden duaların farklı kişiler üzerinde benzer sonuçlar doğurması, Peygamberimizin Allah tarafından desteklenen hak bir peygamber olduğuna delildir. Çünkü tarih boyunca hiçbir insanın sözü ve duası, bu kadar çok kişi üzerinde sürekli ve gözle görülür şekilde gerçekleşmiş değildir. Bu sebeple Peygamberimizin hayatındaki bu bereketli hadiseler, onun peygamberliğinin doğruluğunu gösteren açık delillerden biridir.
Enes bin Mâlik (r.a.): Annesi Ümmü Süleym’in isteği üzerine Efendimiz onun için; “Allah’ım! Onun malını ve çocuğunu çoğalt, ömrünü uzat ve ona verdiklerini bereketli kıl” (1) diye dua etmiştir. Bu duanın bereketiyle Hz. Enes, 100 yaşını aşan uzun bir ömür sürmüş, vefat ettiğinde bizzat kendi soyundan gelen çocuk ve torunlarının sayısı 120’ye ulaşmıştır. Ayrıca Medine’deki bahçesinin, bölgedeki diğer bahçeler yılda bir kez meyve verirken Peygamberimizin duası hürmetine yılda iki kez ürün verdiği rivayet edilir.
Abdurrahman bin Avf (r.a.): Efendimiz, evlendiğini öğrendiğinde ona “Allah seni mübarek kılsın (bereket versin)” (2) diye dua etmiştir. Bu duadan sonra Abdurrahman bin Avf o kadar zenginleşmiştir ki, “Yerden bir taş kaldırsam altında altın veya gümüş bulacağımı hissediyorum” demiştir. Vefat ettiğinde arkasında bıraktığı altınlar baltalarla kesilerek mirasçılara paylaştırılmış, sadece dört hanımından birine düşen payın değeri 80 bin dirhemi bulmuştur.
Ebû Hüreyre (r.a.): Duyduğu hadisleri unutmaktan şikayet edince, Efendimiz ona hırkasını yere yaymasını söylemiş ve dua ederek hırkayı göğsüne toplamasını istemiştir. (3) Ebû Hüreyre, bu olaydan sonra Peygamberimizden duyduğu hiçbir şeyi bir daha asla unutmadığını belirtmiştir. En çok hadis rivayet eden (müksirun) sahabi olmasının sırrı bu duadır.
İbn-i Abbas (r.a.): Efendimiz onun için “Allah’ım! Onu dinde derin bilgi sahibi (fakih) kıl ve ona Kur’an’ın yorumunu (tevil) öğret” (4) buyurmuştur. Bu dua sayesinde İbn-i Abbas genç yaşına rağmen “Ümmetin Alimi” ve “Kur’an Tercümanı” (Tercümanü’l-Kur’an) unvanlarını almış, Hz. Ömer gibi büyük sahabeler bile en zor meselelerde onun ilmine başvurmuştur.
Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.): Uhud Savaşı’nda Peygamberimiz onun için “Allah’ım! Okunu doğrult ve duasını kabul et” (5) buyurmuştur. Hayatı boyunca Hz. Sa’d’ın attığı her ok hedefi vurmuş ve yaptığı her dua kabul edilmiştir; bu yüzden sahabeler onun bedduasını almaktan çekinirlerdi.
Ebû Katâde (r.a.): Bir sefer sırasında Efendimiz bineğinden düşecek gibi olduğunda Ebû Katâde onu sabaha kadar uyanık kalarak kollamış ve düşmesini engellemiştir. Peygamberimiz ona, “Peygamberini koruduğun gibi Allah da seni korusun!”(6) diye dua etmiştir. Bu dua sayesinde Ebû Katâde, 70 yaşına geldiğinde bile sanki 15 yaşındaki bir gencin dinçliğine ve pürüzsüz cildine sahipti.
Urve bin el-Bârik (r.a.): Efendimiz ona bir koyun alması için 1 dinar vermiş, Urve ise zekasıyla o parayla iki koyun alıp birini yolda 1 dinara satmıştır. Efendimiz’e hem 1 dinarı hem de koyunu getirince Peygamberimiz onun ticaretine bereket için dua etmiştir. (7) Urve (r.a.) der ki: “O duadan sonra toprak satsam bile ondan kar eder hale geldim.”
Katâde bin Nu’mân (r.a.): Uhud Savaşı’nda bir ok darbesiyle gözü yerinden çıkıp yanağının üzerine sarkmıştı. Sahabeler gözünü kesip atmak istediler ancak Efendimiz buna izin vermedi. Gözü mübarek elleriyle yerine koyup dua etti. Katâde’nin o gözü, diğerinden daha keskin görmeye başladı ve hayatı boyunca hiç ağrımadı.(8)
Câbir bin Abdullah (r.a.): Babasından kalan çok miktardaki borcu ödeyemediği için Efendimiz’den yardım istemişti. Efendimiz, Câbir’in hurma yığınlarının etrafında dua ederek üç tur attı ve üzerine oturdu. Câbir (r.a.) anlatır: “O azıcık hurmadan bütün borçlarımı kuruşu kuruşuna ödedim, yine de hurmalar sanki hiç eksilmemiş gibi olduğu gibi duruyordu.” (9)
Ebu’l-Heysem bin Teyyihân (r.a.): Efendimiz bir gün onun evine misafir olduğunda, ev sahibi ve ailesi için “Allah’ım! Bunları bereketlendir ve rızıklarını genişlet” (10) diye dua etmiştir. Bu duadan sonra Ebu’l-Heysem, Medine’nin en huzurlu ve rızkı bol ailelerinden biri olmuştur.
Sa’d bin Ubâde (r.a.): Efendimiz onun ve ailesi için “Allah’ım! Salât ve rahmetini Sa’d bin Ubâde ailesinin üzerine kıl” (11) diye dua etmiştir. Bu dua neticesinde Sa’d’ın hanesi Medine’de cömertliğin ve bereketin sembolü haline gelmiş, kapısından misafir hiç eksik olmamıştır.
Ebû Zeyd el-Ensârî (r.a.): Efendimiz onun başını okşayıp, “Allah’ım! Onu güzelleştir ve güzelliğini daim kıl” (12) diye dua etmiştir. Bu dua bereketiyle Ebû Zeyd 100 yaşını geçtiği halde saçında ve sakalında tek bir beyaz tel yoktu; cildi ise bir gencinki kadar pürüzsüz ve gergin kalmıştı.
Katâde bin Milhân (r.a.): Peygamberimiz onun da yüzünü eliyle sıvazlayarak dua etmiştir. Katâde yaşlandığında vücudunun her yeri buruştuğu halde, Efendimiz’in elinin değdiği yüzü parıl parıl parlamaya devam etmiş, sanki üzerine yağ sürülmüş gibi taze kalmıştır. (13)
Hanzala bin Hikeryen (r.a.): Babası onu Peygamberimize getirip dua istemişti. Efendimiz elini Hanzala’nın başına koyup bereket dua etti. Bundan sonra halk arasında bir gelenek oluştu: Kimin koyununda bir hastalık olsa veya birisinin yüzü şişse, Hanzala o bölgeye dokunur ve Efendimiz’in elinin değdiği o şifa bereketiyle o kişi anında iyileşirdi. (14)
Amr bin Ahtab (r.a.): Peygamberimiz bir gün su istediğinde Amr bardağı getirirken içinde bir kıl gördü ve onu nezaketle temizleyip öyle sundu. Efendimiz bu ince davranıştan memnun kalarak, “Allah’ım! Onu güzelleştir” dedi. Amr bin Ahtab 94 yaşında vefat ettiğinde, saçında ve sakalında hala tek bir beyaz tel yoktu. (15)
Kaynaklar:
1) Buhari, Edeb 109, Müslim, Fedâilü’sSahabe 143
2) Buhari, Nikâh 54, Müslim, Nikâh 79
3) Buhari, İlim 42
4) Buhari, İlim 17
5) Tirmizi, Menâkıb 28
6) Süneni Ebu Davud, Cihad 44
7) Buhari, Buyû 22
8) Mu’cem ul-Kebir, Taberani
9) Sahih al-Buhari, Buyû 34
10) Müslim, Eşribe 140
11) Buhari, İsti’zan 11
12) Ahmed bin Hanbel, Müsned
13) Mu’cem ul-Kebir, Taberani
14) Siyer ve tabakat kitaplarında geçer
15) Ahmed bin Hanbel, Müsned



