Kalpler Allah’ı Anmakla Huzur Bulur

“Onlar iman edenler ve kalpleri Allah’ı zikretmekle huzur bulan kimselerdir. Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d 28)

Bu âyet, insan ruhunun en temel ihtiyacını açıklayan çok derin bir hakikati ortaya koyar: Kalbin gerçek sükûneti ve tatmini maddî sebeplerle değil, Allah ile kurulan bağla mümkündür. Maddiyat belki bir noktaya kadar insana geçici mutluluk verebilir fakat maddiyat biraz da tuzlu suya benzediği için zamanla insanı daha da doyumsuzlaştırır. İnsan yalnız beden değildir; akıl, kalp ve ruh boyutu olan bir varlıktır. Beden nasıl suya ve gıdaya muhtaçsa, kalp de manevî bir gıdaya muhtaçtır. Âyet bu manevî gıdanın “zikrullah” yani Allah’ı anmak olduğunu bildirir.

Müfessirlerden Fahreddin er-Razi, bu âyetin tefsirinde insanın kalbinin sürekli değişken arzular taşıdığını, dünya nimetlerinin bu değişkenliği doyuramadığını söyler. Çünkü sınırlı olan şeyler sınırsız beklentiyi tatmin edemez. Sonsuzluk arzusu taşıyan kalp ancak sonsuz olan Allah ile huzur bulur.

Ayrıca âyet insanın fıtratına da işaret eder. İnsan zor zamanlarda içgüdüsel olarak daha çok dua eder. Dünya hayatı imtihan yeri olduğu için herkesin başına irili ufaklı, küçüklü büyüklü problemler her zaman gelecektir. Ya hastalık ya keder ya musibet ya da ölüm… Bu gibi sorunlarla başa çıkmada her zaman maddi imkânlar el vermeyebilir. Nitekim hastaneye gidip ciddi bir hastalığı çıkan kişinin başındaki o musibeti giderecek tek guç vardır. Fıtrat da bu gücün farkında olduğu için hemen Rabbine yönelir. Bu gibi ağır hallerde göstermektedir ki insanın en acı hallerinde kendisini rahatlatacak yegane güç Allah’tır. Allah’a yönelerek, onun zikrine devam ederek bu sorunları nisbeten daha kolay bir şekilde atlatabilir.

Günümüzde insanların stres, kaygı ve yalnızlık gibi problemlerle yoğun şekilde mücadele ettiği görülmektedir. Hayatın her alanına yayılan konfor, rahatlık, maddiyat gibi unsurların bu sorunları gidermesi gerekirken tam tersine daha da tetikleyici bir hal almıştır. Kişi bu psikolojik dağılmayı ancak Allah’a yönelerek aşabilir, içinde bulunduğu ruhsal doyumsuzluktan zikrullah ile kurtulabilir ki toplumumuzda bu gibi olayları tekraren müşahade etmekteyiz.

Maddî imkânların artmasına rağmen huzurun artmaması bu âyetin mesajını daha da anlamlı kılar. Allah inancına sahip fakir ülkelerin ve o ülkelerdeki insanların çektiği sıkıntıları az çok hepimiz bilmekteyiz. Afrika kıtasında olsun Asya’da olsun Filistin’de olsun… Buradaki insanlara dikkat edilirse mana alemine daha çok yöneldikleri herkesin takdiridir. Kendimizle kıyaslarsak çok daha zor bir hayat yaşamalarına rağmen bizden manevi hal, huzur olarak daha iyi durumda olduklarını söyleyebiliriz.

İnsan dış dünyayı düzenlemek için büyük çaba harcar; fakat iç dünyasını ihmal ederse gerçek mutluluğu yakalayamaz.

Sonuç olarak Ra‘d Sûresi 28. âyet, insan hayatının merkezine kalbi yerleştirir ve kalbin huzur reçetesini açıkça bildirir, bu da sürekli daim olarak Allah’ı anmaktır. Dünya nimetleri geçici bir rahatlık sağlayabilir; ancak kalıcı güven, teslimiyet, maneviyat ve iç huzur ancak Allah’ı hatırlamakla elde edilir.

Kalp düşünür mü? Bununla alakalı yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/kuran-i-kerimde-gecen-dusunen-kalp-ayetinin-bilimsel-aciklamasi/

Paylaş