DEAŞ/İŞİD gibi örgütler, birçok İslam âlimi tarafından zihniyet bakımından Haricî anlayışın modern bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Hariciler, İslam tarihinde aşırı tekfir anlayışıyla tanınan bir fırka olup, Müslümanları kolayca dinden çıkmış saymaları ve şiddeti meşru görmeleriyle bilinirler.
Geçmişte, üçüncü Raşid Halife Hz. Osman’ın şehit edilmesi sürecinde ortaya çıkan isyancı gruplar, daha sonra “Harûrîler” veya “Hariciler” olarak anılmıştır. Bu grup, akabinde dördüncü Raşid Halife Hz. Ali’yi tekfir etmiş, ona karşı silahlı isyan başlatmış ve Müslüman toplum içinde büyük fitnelere sebep olmuştur.
Haricî zihniyet, tarih boyunca Kur’an’ı bağlamından kopararak, akıl ve sahih sünnetten uzak yorumlarla hareket etmiş; kendi görüşlerini mutlak doğru kabul ederek diğer Müslümanları kolaylıkla tekfir etmiştir. Günümüzde de benzer anlayışa sahip bazı radikal gruplar, İslam’ın temel ilkelerini göz ardı ederek şiddeti din adına meşrulaştırmaya çalışmaktadır.
Tarih Boyunca Haricilerin İsyanları
Hariciler, ilk büyük isyanlarını 658 yılında Nehrevan Savaşı sırasında Hz. Ali’ye karşı başlatmışlardır. Bu savaş, Haricî hareketin açık bir şekilde devlet otoritesine karşı silahlı başkaldırıya dönüştüğünün en önemli örneklerinden biridir.
Hz. Ali döneminden sonra Hariciler, Emevîler (661–750) döneminde de sık sık ayaklanmalar çıkarmış, devlet otoritesine karşı silahlı mücadeleler yürütmüşlerdir. Ardından Abbâsîler döneminde de Irak ve İran çevresinde isyanlar meydana gelmiş; ilk Abbasi halifeleri bu isyanları bastırmak zorunda kalmıştır.
Hariciler zaman zaman Umman, Doğu Arabistan ve Kuzey Afrika gibi bölgelerde küçük ve kısa ömürlü siyasi yapılar kurmuşlardır. Ancak bu yapılar uzun süreli bir istikrar sağlayamamış ve genellikle iç çatışmalar veya merkezi otoriteler tarafından ortadan kaldırılmıştır.
Tarihî kayıtlar, Haricî hareketlerin bütünüyle İslam toplumunun iç düzenine karşı isyanlar şeklinde ortaya çıktığını göstermektedir. Bu durum, İslam âlimleri tarafından fitne ve aşırılık örneği olarak değerlendirilmiştir.
Hariciler Hakkında Peygamber Efendimizin Uyarıları
Resûlullah (s.a.v), ümmetini gelecekte ortaya çıkacak aşırı gruplar konusunda uyarmış ve bu tür hareketlerin bazı özelliklerini haber vermiştir. Bu hadisler, İslam âlimleri tarafından Haricî hareketle ilişkilendirilmiştir.
“…Onlar Allah’ın Kitabı’nı okuyacaklar fakat bu onların boğazlarından aşağı geçmeyecek; okun avı süratle delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar. Ehl-i İslâm’ı öldürecek, putperestleri ise bırakacaklardır. Eğer onlara yetişseydim, Ad kavminin helâk edilişi gibi onları helâk ederdim.” (Buhârî, Enbiyâ 6; Meğâzî 61)
“Hariciler, cehennem ehlinin köpekleridir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/355)
Bu rivayetler, İslam âlimleri tarafından dinde aşırılığın ve tekfircilik anlayışının tehlikesine karşı bir uyarı olarak değerlendirilmiştir.
Haricilerin Temel Özellikleri
İslam tarihi ve kelâm literatüründe Haricilerin bazı karakteristik özellikleri şu şekilde özetlenmiştir:
1) Aşırı Tekfir Anlayışı
Haricilerin en belirgin özelliği, büyük günah işleyen Müslümanları dinden çıkmış saymalarıdır. Bu anlayış, İslam’ın ana caddesi olan Ehli Sünnet itikadına aykırıdır.
2) Hoşgörüsüzlük ve Sertlik
Haricî hareketler, farklı görüşlere karşı tahammülsüzlük göstermiş, çoğu zaman şiddeti çözüm yolu olarak benimsemiştir.
Hoşgörüsüzlük, fanatiklik, kendinden olmayanlara kapıları kapatmak, kaba kuvvete, şiddete başvurarak politik değişmeyi etkilemek ve dar kafalılık bunların en belirgin özelliklerindendir.
3) Dar Yorum
Metinleri bağlamından kopararak sadece zahirî anlam üzerinden hüküm verme eğilimleri, özellikle ehli kitap ve müşrikler hakkında nazil olmuş ayetleri Müslümanlara uyarlamaları gibi yanlışları birçok İslam âlimi tarafından eleştirilmiştir.
4) Sürekli İsyan Eğilimi
Tarih boyunca Hariciler, mevcut otoritelere karşı sık sık silahlı ayaklanmalar gerçekleştirmiştir ve bu ayaklanmalar tümüyle İslam devletlerine karşı olmuştur.
Günümüzde Haricî Zihniyetin Yansımaları
Modern dönemde ortaya çıkan bazı radikal örgütler, İslam âlimleri tarafından Haricî zihniyetin çağdaş bir devamı olarak nitelendirilmiştir. Bu değerlendirme, özellikle şu noktalara dayanmaktadır:
Müslümanları kolayca tekfir etmeleri
Şiddeti din adına meşrulaştırmaları
İslam’ın temel ilkelerini dar bir yorumla uygulamaya çalışmaları
Toplumsal düzeni bozacak eylemler gerçekleştirmeleri
Bu özellikleriyle İşid/Deaş birçok yönüyle Harici tanımına uymaktadır.
Bu sebeple, İslam âlimleri tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de aşırılığa karşı itidalin (denge ve ölçünün) önemini vurgulamıştır.
Sonuç olarak Haricî hareket, İslam tarihinde erken dönemlerden itibaren ortaya çıkan ve zaman zaman farklı biçimlerde kendini gösteren bir aşırılık örneğidir. Gerek geçmişte gerek günümüzde, bu anlayışın tekfircilik, şiddet ve fitne gibi unsurlar nedeniyle İslam toplumuna zarar verdiği görülmüştür.
Bu nedenle İslam âlimleri, Müslümanların ilim, hikmet ve sahih sünnet rehberliğinde hareket etmeleri gerektiğini vurgulamış; aşırılıktan uzak, Ehli Sünnet çerçevesinde dengeli bir din anlayışını esas almıştır.
Sual: İşid/Deaş’ı Amerika ve İsrail’in kurduğu söyleniyor. Bu doğru mudur?
Elcevap: Bu konudaki iddialar ispat derecesinde güçlüdür ancak büyük bir topluluğu oraya toplamak zihniyet oluşturmaktan geçer. Nitekim geçmişte başka devletler tarafından kurulan örgütler daha büyümeden dağılmışlardır zira insanları biraraya getirecek zihniyeti oluşturamamışlardır. Burada da Harici zihniyetini ön plana çıkararak insanları kalabalık gruplar halinde toplamışlardır. Dolayısıyla kimin kurduğu kadar kimlere hitap ettiği de önemlidir.
Gerçek Şeriat Hangisi isimli yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/gercek-seriat-hangisi/



