Son zamanlarda bazı kişiler, evrendeki gizemli bir kavram olan “karanlık enerji”yi Allah ile özdeşleştirerek haşa “Allah karanlık enerjidir” şeklinde bir iddia ortaya atmaktadır. İlk bakışta bilimsel gibi görünen bu ifade, gerçekte hem bilimin tanımına hem de Allah inancının mahiyetine aykırı çok ciddi bir kavram yanlışıdır.
Öncelikle şunu net olarak belirtmek gerekir. Karanlık enerji, bilimsel bir kavramdır; Allah ise cisim olmaktan, zamandan ve mekândan münezzehtir.
Bilim, evrendeki maddeleri, enerjileri ve fiziksel olayları inceler. Allah ise evrenin yaratıcısıdır. Yani Allah, evrendeki bir parça değil; evrenin tamamını var edendir. Bir ressamın yaptığı tabloya “ressamdır” denilemeyeceği gibi, evrendeki bir enerjiye de “Allah’tır” denilemez.
Bilim insanlarına göre karanlık enerji, evrenin genişlemesini hızlandıran ve doğası tam olarak bilinmeyen bir enerji türüdür. Yani bu enerji, evrenin içinde bulunan, ölçülebilen, hesaplanabilen bir fiziksel etkidir. Başka bir deyişle karanlık enerji, yaratılmış bir şeydir. Oysa Allah, yaratılan değil, yaratan varlıktır.
Eğer Allah (haşa) karanlık enerji olsaydı, şu sonuçlar ortaya çıkardı:
–Allah evrenin bir parçası olurdu,
–Ölçülebilir ve değişebilir olurdu,
–Zamanla ortaya çıkmış olurdu,
–Fizik kanunlarına bağlı olurdu.
Bu durumda da Allah’ın uluhiyeti yok sayılmış olur mahlukat derecesine indirilmiş olurdu. İlmi, kudreti ve iradesi sonsuz olan Allah’ın bu durumda ilmi kudreti ve iradesi sınırlandırılmış olur ki bu da tevhid inancına aykırıdır. Bununla beraber eğer (haşa) karanlık enerjiye Allah dersek sonradan ortaya çıkan birşey olacağı için evreni yaratan ilk güç olamazdı. Evreni yaratmak için evrenden önce bir gücün var olması gerekir ki yaratılış gerçekleşsin. Demek ki karanlık enerji yaratıcı olamaz olsa olsa Allah’ın yarattığı bir mahluk olur.
Allah; ezelîdir, ebedîdir, değişmezdir ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Kur’an’da bu hakikat şu şekilde ifade edilir: “…O’nun benzeri hiçbir şey yoktur…” (Şûrâ, 11)
Bu ayet, Allah’ın evrendeki herhangi bir şeye benzetilemeyeceğini açıkça bildirir. Karanlık enerji ise evrendeki bir enerji türüdür. Dolayısıyla Allah ile özdeşleştirilmesi, Allah’ı yaratılmış bir varlık seviyesine indirgemek anlamına gelir.
Ayrıca mantıksal açıdan da bu iddia tutarsızdır. Çünkü bir şeyin kendisi ile yaptığı iş farklıdır.
Örneğin:
–Kalem yazı yazar ama kalemin kendisi yazı değildir.
–Güneş ışık verir ama ışık güneş değildir.
–Elektrik cihazları çalıştırır ama elektrik cihaz değildir.
Aynı şekilde, Allah evreni yaratır ve yönetir; fakat Allah, evrendeki bir enerji değildir.
Bilimsel açıdan bakıldığında da karanlık enerjinin ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. Hatta bilim insanları bu kavramı, sadece gözlemlenen bir etkiyi açıklamak için kullanmaktadır. Yani ortada kesin olarak tanımlanmış bir varlık bile yokken, bunu Allah ile eşitlemek bilimsel bir yaklaşım değil, tamamen ideolojik ya da fikirsel bir hatadır, kavramların tam olarak bilinememesidir.
Dahası, eğer yarın bilim karanlık enerjinin farklı bir mekanizma olduğunu keşfederse veya bu kavram değişirse, bu durumda Allah’ın da değiştiğini mi söyleyeceğiz? Elbette hayır. Çünkü Allah, bilimsel teorilere bağlı bir varlık değildir. Bilim değişir, teoriler gelişir; fakat Allah’ın varlığı ve mahiyeti değişmez.
Sonuç olarak: “Allah karanlık enerjidir” demek, hem bilimi yanlış anlamak hem de Allah inancını yanlış tanımlamak anlamına gelir. Karanlık enerji varsa, o da Allah’ın yarattığı sayısız varlıktan sadece biridir. Nasıl ki atom, yıldız, galaksi, ışık, sıcaklık, bitkiler, hayvanlar gibi varlıklar Allah’ın yaratması ise; karanlık enerji de yaratılmış bir kuvvettir. Yaratılmış olan hiçbir şey, Yaratan’ın kendisi olamaz.



