Sonradan Müslüman olan Dr. Gary Miller yazmış olduğu kitapta Kuran’ı Kerim’de var olan embriyoloji hakkındaki mucizeye de yer vermiştir.
Embriyoloji
Birkaç yıl önce, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’dan bir grup ilim adamı, Kur’an’daki embriyoloji (insanın ana rahmindeki gelişimi) ile ilgili tüm ayetleri toparladılar ve ardından şu açıklamayı yaptılar: “İşte Kur’an’ın söyledikleri ortada!.. Bunlar sahih mi, değil mi?” Esasında onlar bu şekilde bir açıklama ve yaklaşımla, Kur’an’ın “bilmiyorsanız bilene sorun.” (Enbiyâ, 21/7) tavsiyesine uymuşlardı.
Bu ilim adamları kendisine danışmak/sormak üzere gayrimüslim birini, Toronto Üniversitesinden (Kanada) embriyoloji Profesörü Keith Moore’u tercih ettiler. Keith Moore, embriyoloji biliminde bir çok ders kitabı yazmış, bu alanda dünyanın tanınmış uzmanlarından biri.. Bahsi geçen Suudi Arabistanlı ilim adamları, onu Riyad’a davet edip kendisine “İşte! Kur’an’ın senin alanınla alakalı söylediği hususlar şunlardır. Bunlar doğru mu? Bize ne diyebilirsin?” dediler.
Suudlu yetkililer, Riyad’da bulunduğu süre içerisinde, çeviri konusunda ihtiyaç duyduğu desteği Keith Moore’dan esirgemediler ve ona gerekli yardımı yaptılar. Araştırma sonunda Moore, Kur’an-ı Kerim’de gördükleri karşısında öylesine şaşırdı ki, yazmış olduğu ders kitabındaki bazı bilgileri değiştirmek zorunda kaldı.
Hakikaten Moore, Kur’an’daki bulgularına dayanarak, “Biz Doğmadan Önce” (Before We Are Born) adlı kitabının ikinci baskısında, embriyoloji tarihiyle ilgili bölüme, birinci baskıda bulunmayan bazı bilgiler ilave etti. Bu durum, gerçekten, Kur’an’ın sürekli olarak zamanın önünde gittiğini, Kur’an’a iman edenlerin de diğer insanların bilmediği şeyleri bildiğini gösterir.
Bir televizyon programında Profesör Moore ile bir mülakat yapma zevkini tattım. Bu programda ekseriyetle bu meseleyi konuştuk. Program, daha sonra tekrar, slaytla veya başka şekillerde gösterildi.
Moore orada şunu söyledi: İnsanın embriyolojik gelişimi konusunda Kur’an’ın bahsettiği hususlar, 30 yıl öncesine kadar bilinmiyordu. İşin doğrusu, özellikle bir konu -yani Kur’an’ın insan gelişiminin ilk safhasını “yapışkan pıhtı/alaka” (leech-like clot) olarak tasvir edişi-, Moore için tamamen yeni bir bilgiydi. Moore, bu bilgiyi test ettiğinde doğru olduğunu hemen anlamış ve kitabına eklemişti. Programda: “Bunu daha önce hiç düşünmemiştim.” diye ifade etti şaşkınlığını. Moore araştırmaları esnasında, zooloji bölümüne gitmiş ve oradan bir “alaka” resmi istemişti. Bunun, tıpkı insan embriyosuna benzediğini görünce, ders kitaplarından birine her iki resmi de (insan ve hayvan embriyo resimlerini) koymaya karar verdi.
Şüphecinin Reaksiyonu
Profesör Moore ayrıca klinik embriyoloji konusunda bir kitap yazdı. Kitabı, Toronto kentinde piyasaya sürdüğünde, buradaki bilgiler tüm Kanada’da büyük bir heyecan uyandırmıştı. Bu bilgiler, tüm Kanada gazetelerinde ilk sayfalardan verildi; hatta bazı gazete başlıkları enteresandı. Mesela bir gazetenin sür manşeti şöyleydi: “SURPRISING THING FOUND IN AN ANCIENT BOOK!” (Eski bir kitapta şaşırtıcı bir şey keşfedildi!) Görünen o ki, toplum ne olup bittiğini henüz açık bir şekilde anlamamıştı.
Bunun üzerine bir gazete muhabiri, Profesör Moore’a şunu sordu: “Bu tür bilgileri, yani Kur’an’daki embriyo tasvirini, onun görüntüsünü, nasıl değiştiği ve geliştiğini, Arapların çok daha önceden bildiğini düşünemez misiniz? Tamam, o dönemde ilim adamları yoktu, fakat onlar kendi başlarına bazı ham bilgiler elde etmiş, insanları parçalamış ve onları tetkik etmiş olamazlar mı yani?”
Profesör Moore, hemen, muhabire kaçırmış olduğu çok önemli bir noktayı hatırlattı. Gösterilen ve filmde yansıtılan tüm embriyo slaytları, mikroskopla çekilen resimlerden elde edilmişti. Moore şöyle devam etti sözlerine: “Bir kimsenin 14 asır önce embriyolojiyi keşfetmeye çalışmış olup olmaması önemli değil, çünkü onlar böyle bir araştırma yapmış olsalardı bile embriyoyu göremezlerdi.”
Kur’an-ı Kerim’in embriyonun görünümü ile ilgili tüm tasvirleri, embriyonun gözle görülemeyecek kadar küçük olduğu bir döneme aittir. Dolayısıyla onu görebilmek için mutlaka mikroskoba ihtiyaç vardır. Böyle bir aygıtın/mikroskobun icat edilmesinden bu yana ise, iki asırdan daha az bir zaman geçmiştir. Profesör Moore o gün biraz da alaylı bir ifade ile şu şekilde sürdürmüştü konuşmasını: “Bir kimse muhtemelen 14 asır önce mikroskobu icat etmiş ve hiçbir yerde hata yapmadan embriyoyu keşfetmiş olabilir (!). Daha sonra her nasılsa keşfini Hz. Muhammed’e öğretmiş ve onu, kitabına bu keşfi koyması için ikna etmiştir. Bunun akabinde o keşfi yapan kimse keşif teçhizatını ortadan kaldırmış ve o keşfi ebedi bir sır olarak saklamıştır. Buna inanabilir misiniz? Ortada delil olmadan mümkün değil. Çünkü böyle bir şey gülünç bir teoriden başka bir şey değildir.” Gerçekten de, Moore’a “Bu bilginin Kur’an’da bulunuşunu nasıl izah edersin?” diye sorulduğunda, onun buna cevabı “O Kur’an, Allah tarafından indirilen vahiyden başka bir şey değildir.” şeklinde olmuştu.
Dr. Gary Miller (The Amazing Quran)



