Eğer gerçekten geçmiş hayatlarımız varsa, neden bunları hatırlamıyoruz? Sonuçta ölen birinin yerine dünyaya gelmiş olmamız lazımdı fakat geçmişe dair hatırladığımız hiçbirşey yok. İnsan, önceki hayatın hatırasını taşımıyorsa o hayatla bağlantısı da kalmaz. Yani aslında aynı benlik yeniden doğmuş olmuyor. Dolayısıyla her birey farklı bir ruh farklı bir beden yapısıyla dünyaya geliyor.
İnsan nüfusu her yüzyılda katlanarak artıyor. Eğer ruhlar yeniden doğuyorsa, bu kadar fazla yeni insan nereden geliyor? Zira reenkarnasyona uğrasak ruh sayısının eşit sayıda olması lazımdı ve buna bağlı olarak nüfusun hep sabit sayıda olması lazım gelirdi. Hakeza geçmişe doğru gidersek bir noktada nüfus iyice düşecek sonuçta tek kadın tek erkek kalacaktı. Demek ki ruhlar bedenlere özgüdür ve her birey kendine özgü ruhla yaratılır.
Hafızalar, düşünceler ve kişilik beyinde saklanır. Ölümde beynin işlevi biter, dolayısıyla kişiliğin başka bir bedene geçmesi bilimsel olarak imkânsızdır. Parapsikoloji deneyleri (hipnozla geçmiş yaşam iddiaları, çocukların önceki hayatı hatırlaması gibi) birçok kez incelenmiş, fakat güvenilir bilimsel kanıt bulunamamıştır. Çoğu sahte, telkin veya kültürel etkiyle açıklanmıştır.
Kur’an ve sünnette reenkarnasyon yoktur. Ölümden sonra diriliş vardır, ama bu ahirette tek seferlik olacaktır. Allah insanların öldükten sonra tekrar dünyaya gönderilmeyeceğini açıkça bildirir: “Onlardan birine ölüm geldiğinde, ‘Rabbim! Beni geri gönder; belki yapmadığımı tamamlar, iyi iş işlerim.’ der. Hayır! Bu, onun söylediği boş laftır. Onların önünde diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.” (Mü’minun 99-100)
Sonuç olarak mantıki, akli, fıtri ve bilimsel olarak insanın öldükten sonra dünyaya başka bedenle döneceğine dair hiçbir emare hiçbir iz hiçbir delil yoktur.
Sual: Reenkarnasyonun kendi içindeki çelişkiler nelerdir?
Elcevap: Reenkarnasyon öğretisinin içeriği veya kuralları çok net olmadığı gibi kendi sistematiği içinde tutarlılığı da yoktur. Bu inancı benimseyenlerin bir kısmına göre, insanın varlığı değişmez bir biçimde hep aynı cinsiyette bedenlenip tecessüm edebilir. Bir kısmına göre de kimi kez erkek kimi kez dişi olarak bedenlenebilir. Bu bedenlenme yeri de tartışmalıdır. Yeryüzünde, güneş sisteminin bir diğer gezegeninde veya başka bir gezegene geçmeden önce ruh yeryüzünde tekâmül eder ve birkaç kez bedenlenir. Ancak sıkça bedenlenme sürelerinde de ihtilafa düşmüşlerdir. Bu süreler çok yakın veya on iki ile on beş yüzyıl kadar uzun da olabilir. Çünkü bu süreler kişilerin tekâmül sürelerine bağlıdır.
Ayrıca reenkarnasyon inancını savunan gruplar arasında ruhun hangi varlıklara geçebileceği konusunda da farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı anlayışlara göre insan ruhu sadece başka bir insan bedenine geçerken, bazılarına göre hayvanlara veya farklı canlı türlerine de geçiş yapabilir. Hatta kimi öğretilerde ruhun, yaptığı iyi veya kötü davranışlara göre daha aşağı ya da daha yüksek bir varlık formunda yeniden dünyaya geleceği ileri sürülmektedir. Bu durum, reenkarnasyon öğretisinin temel prensipleri konusunda ortak bir ölçü ve kesin sınırlar bulunmadığını göstermektedir. Hatta bu öğretiler herkeste her grupta farklı olması biraz da bu iddiayı ortaya atanların ve sonrakilerin zaman içinde kendi eklemeleriyle de açıklanabilir. Çünkü kendilerine ait yazılı kesin bir metinlerinin olmayışı bu iddianın ortaya atıldığı kişi ve tarihin bilinmemesi gibi nedenler bu inancın zaman içinde her ferdinin kendinden birşeyler eklemesiyle günümüzdeki şeklini almıştır.
Sonuç Olarak kendi içindeki ciddi çelişkileri, akıl ve mantığa aykırılığı, bilimsel delillerden uzak oluşu, ispatlanabilirliği olmayan sadece tahmin ve temenniye dayanan bir yapıya sahip olan reenkarnasyon tamamıyla yanlış bir ideolojidir.
Sual: Reenkarnasyona inanan bazı kimseler bunu ölüm gerçeğine karşı bir rahatlama metodu olarak kullandığını söylüyor. Bunun hakkında ne dersiniz?
Cevap: Tam tersine ölüm karşısında bir rahatlama sağlamaz var olan korkuyu daha da arttırır. Zira şüphe en büyük korkudur. Reenkarnasyona inansa bile öldükten sonra ne olacağı muamması bile kişiyi büyük bir korkunun eşiğine getirebilir, daha iyi olacağına kendini inandırsa bu sefer de yaşadığı hayatı kendisine zehir edebilir.
Hakiki mutluluk Allah’a iman ile başlar. Allah’a iman eden biri bilir ki Sonsuz kudret sahibi Bir Zat bütün işleri çevirip düzeltebilir, öldükten sonraki hayatımızı ebedi bir saadete dönüştürebilir, bizlere vadettiği hakikatleri yerine getirebilir.



