Yahudilerle Mücadele İnsanlığın Ortak Davasıdır

“Hangi taşı kaldırsan altından Yahudi çıkar.”

Günümüzde hemen hepimizin bildiği Hollywood filmleri, perde önünde insanları eğlendirmek ve vakit geçirmelerini sağlamak amacıyla çekilmiş gibi görünse de, gerçekte sinema sektörünün sadece bir eğlence aracı olmadığı açıkça görülmektedir. Aksine, modern dünyada sinema ve medya, toplumların düşünce yapısını şekillendiren en güçlü ideolojik araçlardan biri hâline gelmiştir. İşe bu noktada Hollywood başı çekmektedir. Kurucuları genelde Yahudi olan bu sektör her türlü ahlaksız propagandayı bütün toplumlara medya üzerinden dayatmış durumdadır.

Bugün film ve dizi sektörünün ürettiği içeriklere dikkatle bakıldığında, belirli değerlerin sistemli biçimde öne çıkarıldığı, bazı davranışların normalleştirildiği ve toplumların ahlaki sınırlarının zamanla esnetildiği görülmektedir. Aile kurumunun zayıf gösterilmesi, gayrimeşru ilişkilerin sıradanlaştırılması, şiddetin ve cinselliğin bir eğlence unsuru hâline getirilmesi, uyuşturucu kullanımının romantize edilmesi ve dinî hassasiyetlerin zaman zaman alay konusu yapılması, bu sürecin örnekleri arasında sayılabilir.

Özellikle son yüzyılda gelişen küresel medya düzeni, sadece ekonomik bir sektör değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel yönlendirme mekanizması hâline gelmiştir. Sinema, dizi ve animasyonlar aracılığıyla genç nesillerin zihin dünyası şekillendirilmekte; doğru ve yanlış algısı, çoğu zaman bu içerikler üzerinden yeniden tanımlanmaktadır. Bu durum, kültürel kimliği güçlü olmayan toplumlarda daha hızlı bir çözülmeye yol açabilmektedir. Nitekim birçok sosyolog ve kültür eleştirmeni, medya içeriklerinin uzun vadede toplumların değer sistemini dönüştürdüğünü ifade etmektedir.

Bununla birlikte, Batı merkezli medya üretiminde belirli ideolojik kalıpların tekrarlandığı da dikkat çekmektedir. Bazı filmlerde Müslüman karakterlerin sürekli şiddetle ilişkilendirilmesi, Doğu toplumlarının geri kalmış veya irrasyonel olarak sunulması ve Batılı karakterlerin çoğunlukla kurtarıcı rolünde gösterilmesi, kültürel üstünlük algısını besleyen anlatı kalıplarından biridir. Bu tür temsil biçimleri, zamanla toplumların kendi kimliklerine karşı bir aşağılık kompleksi geliştirmesine ve yabancı kültürleri sorgusuz şekilde benimsemesine zemin hazırlayabilmektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan,
“Onlara yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiği zaman, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler.” (Bakara, 11) ayetinin işaret ettiği gerçeklik, tarih boyunca güç ve imkân sahibi olan bazı çevrelerin yaptıkları faaliyetleri meşrulaştırmak için kendilerini iyilik ve ilerleme temsilcisi olarak göstermeleri gerçeğini hatırlatmaktadır. Günümüzde medya ve eğlence sektörünün büyük ekonomik gücü elinde bulundurması, bu sektörün toplumsal değerler üzerindeki etkisini daha da artırmaktadır.

Bu nedenle, sinema ve medya içeriklerinin sadece eğlence olarak görülmesi büyük bir yanılgıdır. Bilinçli bir toplum, izlediği içerikleri sorgulayan, değerlerini koruyan ve kültürel kimliğini savunan bir bakış açısına sahip olmalıdır. Aksi hâlde kültürel değişim, fark edilmeden ve direnç gösterilemeden gerçekleşebilir. Tarih göstermiştir ki, bir toplumun askeri olarak yenilmesi kadar, kültürel olarak çözülmesi de onun varlığını tehlikeye atan en büyük süreçlerden biridir.

Paylaş