Allah’ın Varlık Delillerinden Hikmet ve Gaye Delili

Hikmet ve gaye delili, kâinatta görülen düzen, amaç ve faydanın tesadüfle açıklanamayacağını; bunların bilinçli ve hikmet sahibi bir Yaratıcıyı gösterdiğini ifade eden bir varlık delilidir. Evrene dikkatle bakıldığında her varlığın belirli bir düzen içinde yaratıldığı ve belli bir gayeye hizmet ettiği görülür. Bu düzen ve amaç, rastgele meydana gelmiş kör bir tesadüfün değil; ilim, kudret ve hikmet sahibi bir yaratıcının eseridir.

Kâinat adeta büyük bir kitap gibidir. Bu kitabın her sayfasında, hatta her harfinde belirli bir düzen ve anlam vardır. Güneşin dünyaya olan mesafesi, buharlaşan ve yağan yağmur miktarının eşit olması, bitkilerin insan ve hayvanların ihtiyacını sağlayan vitamin, mineral, tat ve kokuyu içermesi, atmosferdeki gazların kendi içlerindeki oranı, dünyanın etrafındaki koruyucu kalkan olan Van Allen kuşakları, dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü, bitkilerin fotosentez yapabilmesi, insan vücudundaki organların uyum içinde çalışması gibi sayısız örnek, evrende tesadüf değil amaçlı bir düzen bulunduğunu göstermektedir. Eğer bu sistemlerin herhangi birinde küçük bir değişiklik meydana gelseydi hayatın devam etmesi mümkün olmayacaktı.

Mesela insan gözünü ele alalım. Göz, ışığı algılayan, görüntüyü odaklayan ve beyne ileten son derece hassas bir sistemdir. Retina tabakası, göz merceği ve sinir sistemi birbiriyle uyum içinde çalışır. Bu kadar karmaşık ve amaçlı bir sistemin kendiliğinden meydana geldiğini söylemek aklen mümkün değildir. Çünkü amaçlı düzen, onu planlayan bir iradeyi gerektirir.

Aynı şekilde doğadaki ekolojik denge de hikmet ve gaye deliline güçlü bir örnektir. Bitkiler karbondioksiti alıp oksijen üretir, insanlar ve hayvanlar ise oksijen tüketip karbondioksit verirler. Bu karşılıklı denge, hayatın devamını sağlayan mükemmel bir sistem oluşturur. Bu sistemde her varlık belirli bir görevi yerine getirir. Böyle bir düzenin bilinçsiz sebeplerin eseri olması düşünülemez.

İslam düşünürleri de kâinattaki bu hikmetli düzeni Allah’ın varlığına delil olarak görmüşlerdir. Birçok âlim, evrendeki amaç ve faydanın Yaratıcının hikmetini gösterdiğini ifade etmiştir.

Adudüddin el-Îcî şöyle demiştir: Âlemde görülen maslahatlar ve hikmetler, onun tesadüfen meydana gelmediğini açıkça göstermektedir. Hikmetli işler, ancak hikmet sahibi bir failden ortaya çıkar.

Kâtib Çelebi ise şu ifadeyi kullanır: Eşyanın düzeni ve birbirine olan uygunluğu, âlemin sahipsiz olmadığını gösterir. Bu düzen, ilim ve hikmet sahibi bir yaratıcının eseridir.

Eski dönemlerde yaşayan insanlar olayları günümüzdeki kadar ayrıntılı ve geniş bir şekilde görmemekle beraber bütün alemde var olan eserlerde çıplak gözle görünen hikmetler, maslahatlar, faydalar ve gayeleri farketmişlerdir. Bu fark onları Allah’u Teâlâ’nın isim, sıfat ve fiillerini düşünmeye sevk etmiş ve bu sevk yaratılış hakikatlerinin ilk asırlardan beri anlaşılmasına olanak sağlamıştır.

Sonuç olarak kâinatta görülen düzen, amaç ve fayda; hikmet ve gaye delilinin temelini oluşturur. Hiçbir şey boş yere yaratılmamış, her varlık belirli bir hikmete hizmet edecek şekilde var edilmiştir. Bu düzenli ve anlamlı yapı, kâinatın tesadüflerin ürünü olmadığını; aksine sonsuz ilim, kudret ve hikmet sahibi olan Allah tarafından yaratıldığını açıkça göstermektedir.

Paylaş