İçinde yaşadığımız evrene dikkatle bakıldığında, her tarafta son derece düzenli (order), maksatlı (purposeful) ve bilgiye dayalı (information-based) bir yapı göze çarpar. Atomlardan galaksilere, hücrelerden insan bedenine kadar her seviyede görülen bu düzen, gelişigüzel oluşmuş bir karmaşayı değil; planlı, ölçülü ve anlamlı bir sistemi göstermektedir. Bu durum, akıl ve mantık açısından evrenin başıboş olmadığını, bilakis üstün bir ilim, kudret ve irade sahibi bir Yaratıcı tarafından idare edildiğini ortaya koyar. İşte bu gerçek, Allah’ın varlık ve birliğine (tevhid) güçlü bir delil teşkil eder.
Öncelikle evrendeki düzen (order) dikkat çekicidir. Güneş’in her gün belirli bir ölçüyle doğup batması, Dünya’nın yörüngesinde sabit bir hızla dönmesi, mevsimlerin şaşmadan tekrar etmesi ve fizik kanunlarının her yerde aynı şekilde işlemesi, kâinatta tesadüflerin değil, kanunların hâkim olduğunu gösterir. Bir saatin dişlileri nasıl belli bir düzen içinde çalışıyorsa, evrendeki sistemler de birbirine bağlı bir düzen içinde işlemektedir. Düzenin bulunduğu yerde ise mutlaka düzenleyici bir irade aranır. Kendi kendine oluşmuş bir düzen düşünmek, yazısız bir kitabın, mimarsız bir binanın veya programcısız bir yazılımın var olduğunu iddia etmek kadar akıl dışıdır.
İkinci olarak, evrendeki varlıkların maksatlı (purposeful) bir şekilde yaratıldığı görülür. Canlıların organları belirli görevler için tasarlanmıştır: Göz görmek için, kulak işitmek için, kalp kan pompalamak için vardır. Bitkilerin kökleri suyu emmek, yaprakları güneş ışığını kullanarak besin üretmek üzere yaratılmıştır. Arıların bal yapması, kuşların göç etmesi veya insan bedenindeki bağışıklık sisteminin hastalıklara karşı savunma yapması gibi sayısız örnek, varlıkların boşuna değil, belirli bir gaye ile var edildiğini göstermektedir. Maksatlılık, kör ve şuursuz sebeplerin eseri olamaz. Çünkü amaç belirlemek, ancak ilim ve irade sahibi bir varlığa ait bir özelliktir.
Üçüncü ve en dikkat çekici husus ise evrendeki yapıların bilgiye dayalı (information-based) olmasıdır. Günümüzde bilim insanları, özellikle biyoloji ve genetik alanında canlıların temelinde son derece karmaşık bir bilgi sistemi bulunduğunu ortaya koymuştur. İnsan bedenindeki her hücrede bulunan DNA, adeta milyarlarca harften oluşan bir kitap gibi, canlıyı inşa edecek bütün bilgileri içinde taşır. Bu bilgi, rastgele oluşmuş bir madde yığını değil; anlamlı ve düzenli bir kod sistemidir. Bir bilgisayar programının arkasında bir yazılımcı olduğu nasıl açıksa, DNA gibi bilgi yüklü bir sistemin arkasında da sonsuz ilim sahibi bir Yaratıcı bulunması aklen zorunludur.
Bu üç özellik — düzen, maksat ve bilgi — birlikte değerlendirildiğinde çok daha güçlü bir sonuç ortaya çıkar. Çünkü tek başına düzen, tek başına amaç veya tek başına bilgi bile bir planlayıcıyı gerektirirken; bu üç özelliğin aynı anda ve evrensel ölçekte bulunması, tesadüf ihtimalini tamamen ortadan kaldırır. Evrenin her köşesinde aynı kanunların işlemesi, canlıların belirli hedeflere yönelik sistemlerle donatılması ve bütün bunların karmaşık bilgi yapılarıyla yönetilmesi, tek bir Yaratıcı’nın varlığını ve birliğini gösteren açık bir işarettir.
Ayrıca evrendeki bu düzenin birlik içinde olması, birden fazla ilahın bulunmadığını da gösterir. Eğer birden fazla bağımsız güç olsaydı, kâinatta çatışma, düzensizlik ve karmaşa görülürdü. Oysa evrende tam bir uyum ve ahenk vardır. Güneş, Dünya ve diğer gezegenler aynı fizik kanunlarına bağlıdır; insan bedenindeki organlar birbirleriyle uyum içinde çalışır. Bu birlik ve uyum, yönetimin tek bir elden çıktığını gösterir. Tıpkı bir şehirde düzenin tek bir yönetim sayesinde sağlanması gibi, kâinattaki düzen de tek bir Yaratıcı’nın idaresine işaret eder.
Sonuç olarak, evrendeki düzenli (order), maksatlı (purposeful) ve bilgiye dayalı (information-based) yapılar, Allah’ın varlık ve birliğinin delillerindendir. Akıl ve bilim ilerledikçe bu deliller daha da belirgin hâle gelmektedir. İnsan, çevresindeki varlıklara dikkatle baktığında, her şeyin bilinçli bir planın ürünü olduğunu anlayabilir. Bu gerçek, kâinatın sahipsiz olmadığını, aksine sonsuz ilim, kudret ve hikmet sahibi olan Allah tarafından yaratılıp yönetildiğini açıkça göstermektedir.



