El-İlah Adında Bir Put Var mıdır? Allah ve El-İlah Arasında Benzerlik Var mıdır?

Sual: “Allah” Kelimesi Ne Demek?
Cevap: Arapça’da “Allah” kelimesi, bir özel isim olmaktan ziyade “el-İlah” (al-Ilāh) tamlamasından türetilmiştir. Bununla birlikte ortaya konan bütün görüş ve iddialar bir arada değerlendirildiği takdirde kelimenin zengin mânalı ve Arapça asıllı ilâh lafzından türemiş olduğu kanaati ağır basacaktır.
İlah: Herhangi bir tanrı, tapınılan varlık demektir.
El: Başına geldiği kelimeyi belirli (marifne) yapan takıdır (İngilizcedeki “the” gibi).
Allah: “O İlah” yani “Yegane Tanrı” anlamına gelir.
İslam öncesi dönemde (Cahiliye devri) Araplar, evreni yaratan ve yöneten en yüce güce “Allah” ismini veriyorlardı. Yani bu isim Müslümanlarla ortaya çıkmadı; zaten dilde mevcuttu. Bazı fıkıh âlimlerine göre Allah kelimesi özel bir kelimedir ve hiçbir kelimeden türetilmemiştir.

Kabe’de 360 civarında put olduğu bilinir. En büyükleri Hubel, Lat, Uzza ve Menat’tır. Tarihsel ve arkeolojik veriler ışığında şu ayrımı yapmak önemlidir: Allah bir put değildi. İslam öncesi Mekke inancında Allah, bir putla simgelenmeyen, göklerin ve yerin Rabbi sayılan “En Yüce Tanrı” (High God) idi.

Allah (veya El-İlah): Putperest Araplar için bu isim, putlardan birinin adı değil; göğü ve yeri yaratan, yağmuru yağdıran, putların da üstünde olan “En Yüce Tanrı”nın adıydı.
Kabe’de Allah’ı temsil eden bir heykel/put bulunmuyordu. Kabe’nin kendisi “Allah’ın Evi” (Beytullah) kabul ediliyordu.

Putlar ise aracıydı. Müşrikler Allah’ın varlığına inanıyor, ancak O’na doğrudan ulaşamayacaklarını düşünerek Kabe’deki putları (şefaatçi) aracı olarak kullanıyorlardı. Kur’an da bu durumu eleştirir: “…Onlara, bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.” (Zümer 3)

Mekkelilerin çocuklarına Abdullah (Allah’ın kulu) ismini vermesi (Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın babasının ismi gibi), Allah kavramının o toplumda zaten var olduğunu kanıtlar. Ancak bu, Allah’ın bir “put ismi” olduğu anlamına gelmez; “Yaratıcı” kavramına verilen isimdir.

Kısacası Kabe’de “Allah” adında fiziksel bir heykel veya put yoktu. Aksine, Kabe “Allah’ın Evi” (Beytullah) olarak kabul ediliyor ve içindeki putlar, bu yüce Tanrı’ya ulaşmak için kullanılan yardımcı varlıklar olarak görülüyordu. İslam, bu putları kaldırarak “Allah” kavramını şirkten (ortak koşmaktan) arındırmış ve onu tek ilah olarak merkezde tutmuştur.

Bu Konuda Sorulan Sorular ve Cevapları

Sual: Tarihte El-İlah adında bir put var mıdır?
Cevap: “El-İlah” (veya al-Ilāh) ismiyle Kabe’de bulunan, elle tutulabilen veya fiziksel bir heykeli olan özel bir put yoktur.

Sual: “El-İlah” Bir İsim mi, Bir Unvan mı?
Cevap: Dilbilimsel olarak El-İlah, Arapça’da “Tanrı” (ilah) kelimesinin başına belirlilik takısı (el) gelmiş halidir. Yani tam karşılığı “O Tanrı” veya “Bilinen Tanrı” demektir.
Tarihsel kayıtlarda ve arkeolojik bulgularda (yazıtlar, kitabeler) “El-İlah” bir heykelin adı olarak geçmez. Aksine, bu ifade o dönemdeki Araplar (Hristiyanlar, Yahudiler ve putperestler) tarafından “Yüce Varlık”ı kastetmek için kullanılan genel bir unvandı.

Sual: Bu kelimenin sürekli iddia edilmesi yada başka bir olguyla karıştırılması hangi sebeptendir?
Cevap: “Ay Tanrısı” İddiası ve Karıştırmalar El-İlah bir puttur iddiası genellikle bazı oryantalistlerin (örneğin Robert Morey) ortaya attığı “Ay Tanrısı Teorisi”ne dayanır.

Sual: Ay Tanrısı teorisi nedir?
Cevap: Bu teoriye göre, İslam öncesi Arap Yarımadası’nda bir Ay Tanrısı vardı ve adı “El-İlah” idi. Hilal sembolünün İslam’da kullanılmasını da bu kökene bağlarlar. İddia sahipleri, Ürdün ve Filistin bölgesinde bulunan bazı heykellerin (göğsünde hilal olan figürler) “Allah”ın prototipi olduğunu savunurlar. Ancak modern arkeoloji ve tarihçiler (Philip K. Hitti gibi) bu teoriyi reddeder. Çünkü İslam öncesi Araplarda ay tanrısının adı bölgeden bölgeye değişmekle birlikte genellikle “Sin” veya “Hubel” idi. “Allah” veya “El-İlah” ismi ile “Ay” sembolizmi arasında tarihsel bir bağ kuracak somut bir arkeolojik kanıt bulunamamıştır.

Sual: Ay Tanrısı teorisini yanlışlayan çalışmalar mevcut mu?
Cevap: Elbette mevcuttur. Philip K. Hitti (Arap tarihinin en önemli otoritelerinden biri) ve diğer uzmanların karşı argümanları şöyledir:

Birincisi Etimolojik Yanlışlık: “Allah” kelimesinin kökeni olan El-İlah, sadece Arapça değil; Aramice (Elah) ve İbranice (Eloah) gibi diğer Sami dillerinde de mevcuttur. Bu kelimeler “Ay” anlamına değil, doğrudan “Tanrı” anlamına gelir. Eğer bu bir Ay Tanrısı olsaydı, Arapça “Ay” (Kamer veya Hilal) kelimesiyle bir bağı olması gerekirdi.

İkincisi Ay Tanrısının Gerçek Adı: Arkeolojik bulgular (Güney Arabistan yazıtları gibi), Arapların ay tanrısına verdikleri isimlerin Sin, Vadd, Almakah veya Am olduğunu gösterir. Orta Arabistan’da ise Ay ile ilişkilendirilen figürler farklıdır. Hiçbir kitabede “Allah bir ay tanrısıdır” ifadesine rastlanmaz.

Üçüncüsü Hilal Sembolünün Geçmişi: Tarihçiler, hilalin İslam’ın ilk yüzyıllarında bir sembol olarak kullanılmadığını belirtir. Hilal, İslam dünyasına çok daha sonra; özellikle Selçuklular ve Osmanlılar döneminde, Orta Asya ve Bizans etkileriyle bir “hükümranlık sembolü” olarak girmiştir. Hz. Muhammed Aleyhisselam döneminde bayraklarda hilal değil, sade renkler (siyah, beyaz veya yeşil) kullanılıyordu.

Dördüncüsü Arkeolojik Kanıtların Yanlış Yorumlanması: Morey’in kanıt olarak sunduğu Hazor (Ürdün/İsrail bölgesi) kazılarındaki heykellerin Mekke ile hiçbir coğrafi veya kültürel bağı yoktur. Üstelik o heykellerin üzerindeki hilal sembolü, o dönemdeki birçok Orta Doğu kültüründe (mezarlarda veya bereket tanrılarında) yaygın bir süslemeydi; bu sembolü taşıyan her varlığın “Allah” olduğunu iddia etmek akademik olarak “aşırı basitleştirme” kabul edilir.

Beşincisi: Philip K. Hitti gibi tarihçilere göre, İslam öncesi Mekke dininde Allah, diğer tüm putların üstünde yer alan, evreni yaratan ancak günlük hayattan uzak olduğuna inanılan bir “High God” (Yüce Tanrı) idi. İnsanlar ona doğrudan ulaşamayacaklarına inandıkları için küçük putları (Lat, Uzza vb.) “aracı” olarak kullanıyorlardı. Yani Allah, bir putun adı değil, inanç sisteminin en tepesindeki yaratıcıydı.

Özetle: Modern tarihçiler, Allah isminin bir puttan evrilmediğini, aksine Sami dillerindeki kadim Tanrı kavramının Arapça telaffuzu olduğunu söylerler. Ay tanrısı iddiası, somut arkeolojik verilerden ziyade, benzerlikler üzerinden kurulan zorlama bir teori olarak görülür. Tarihte “El-İlah” adında bir put (heykel) yoktur. “El-İlah” kelimesi, zamanla telaffuzunun kolaylaşmasıyla (El-İlah > Allah) bugün bildiğimiz “Allah” ismine dönüşmüştür.
Putperestlerin hatası, Allah’ın ismini bilmemeleri değil; O’nun bir heykeli olmasa da O’na ulaşmak için önüne heykeller (putlar) koymaları ve bu putlara ilahi vasıflar yüklemeleriydi. İslam ise bu “aracı putları” reddederek sadece Tek ve Mutlak İlah kavramına dönülmesini emretmiştir.

Paylaş