Sual: Resulullah Aleyhisselam’ın hayatı İslam kaynaklarında en ince ayrıntısına kadar yazılmış işlenmiş ve şerh edilmiştir. Peki Hz. Peygamber’den erken dönemlerde bahseden yabancı kaynaklar mevcut mudur?
Cevap: Elbette mevcuttur. Hz. Peygamber Aleyhisselam’ın getirdiği hakikatler çok kısa süre içerisinde çevre şehirlere, çevre ülkelere yayılmıştır. Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde kurduğu devlet güneyde Yemen’den kuzeyde Suriye sınırına, doğuda Umman/Bahreyn’den batıda Kızıldeniz kıyılarına kadar olan bölgeye hükmediyordu. Bu hızlı genişleme komşu devletler tarafından erken dönemde kayıt altına alınmış bazı belgeler de günümüze ulaşmıştır.
İslam’ın ilk yüzyılında (7. yüzyıl) Hz. Muhammed’den (s.a.v) ve Müslümanlardan bahseden, gayrimüslimler (Bizans, Süryani, Ermeni ve Yahudi kaynakları) tarafından kaleme alınmış kronikler, metinler mevcuttur.
Bu belgeler, İslam tarihinin doğruluğunu İslam dışı kaynaklarla teyit etmek isteyen tarihçiler için en temel kanıtlardır.
Not: Bu metinler o dönemdeki gayrimüslim yazarların kişisel gözlemleri olduğu için kullanılan bazı ifadeler kendi inanç dünyalarını yansıtmaktadır; ancak Hz. Muhammed’in tarihsel varlığını kanıtlaması açısından çok önemlidir. Gerçi Kuran’ı Kerim, hadisler ve şifahi gelenek bizler için yeterlidir ancak bazı gayrimüslimlerin bu konudaki aşırı önyargısından dolayı gayrimüslim metinler de önem ihtiva etmektedir.
1) Doctrina Jacobi nuper baptizati (MS 634)
Niteliği: Yunanca yazılmış bir risaledir (Hristiyan-Yahudi polemiği).
En erken kayıt: Müslüman fetihleri sırasında Filistin’de yazılmıştır.
Önemi: Hz. Muhammed’in (s.a.v) vefatından sadece iki yıl sonra yazılmıştır.
İçerik: Metinde, Arapların arasında ortaya çıkan “yeni bir peygamberden” bahsedilir. İsmi doğrudan zikredilmese de “Araplar arasında bir peygamberin göründüğü” haberi verilir. Bu, İslam tarihinin en erken dış referansıdır.
Metinden alıntı: Kardeşim İbrahim bana şöyle yazdı: ‘Saray muhafızlarından bir arkadaşım bana bir mektup göndererek şunları bildirdi: Tayyilerin (Arapların) arasından kendisinin peygamber olduğunu söyleyen bir lider ortaya çıktı. Takipçileri, onun ilahi bir mesajla ve büyük bir yetkiyle geldiğini anlatıyorlar. Ben de durumu yerinde görmek için gidip araştırdım ve bölgedeki bilge kişilere danıştım. Onlara; Arapların arasından çıkan bu yeni önder hakkında ne düşündüklerini sordum. O dönemde büyük bir kargaşa yaşanıyordu ve insanlar bu yeni hareketin getireceği değişimleri anlamaya çalışıyordu.
Bu kayıt, Arapların bir peygamber rehberliğinde harekete geçtiklerini haber veren en erken belgelerden biri olarak tarihe geçmiştir.
2) Presbyter Thomas – 640 Yılı Kroniği (MS 640)
Niteliği: Süryanice tarih kaydı.
Önemi: Hz. Muhammed’in isminin (mhmd) açıkça geçtiği dünyadaki en eski belgedir.
İçerik: Hz. Muhammed’in Arapları ile Bizanslıların savaşı” ibaresini içerir.
Süryanice metin: Hz. Muhammed’in isminin geçtiği en eski yazılı parça.
Metinden alıntı: Yıl MS 634, Şubat ayının dördüncü günü. Cuma günü saat dokuz sularında, Muhammed’in (mhmd) Arapları ile Bizanslılar arasında Filistin topraklarında, Gazze’nin on iki mil doğusunda şiddetli bir savaş gerçekleşti. Bizanslılar geri çekilmek zorunda kaldılar ve liderleri olan patrik Bryrdn’i savaş meydanında bıraktılar; Araplar onu orada öldürdüler.
3) Piskopos Sebeos – Ermeni Tarihi (MS 660’lar)
Niteliği: Ermenice yazılmış bir tarih kitabı.
Önemi: Hz. Muhammed’in hayatı, öğretileri ve Kureyş kabilesiyle olan bağı hakkında en detaylı erken dönem dış kaynaktır.
En detaylı biyografik dış kaynak: Hz. Muhammed’in dini mesajını anlatır.
İçerik: Sebeos, Hz. Muhammed’i Araplara tevhid inancını anlatan bir öğretmen olarak tanımlar ve onun İbrahim’in soyundan geldiği vurgusunu işler.
Metinden Alıntı: O zamanlarda İsmailoğulları’ndan, Muhammed (Mahmet) adında bir tüccar ortaya çıktı. Onlara, İbrahim’in Tanrısı’nı tanımalarını öğretti. Onlara şöyle diyordu: ‘Tanrı, İbrahim’e ve onun soyuna bu toprakları sonsuza dek miras kalacağına dair söz verdi. Sizler İbrahim’in çocuklarısınız ve Tanrı bu sözünü şimdi sizlerin aracılığıyla yerine getiriyor. Atanız İbrahim’in Tanrısı’nı sevin, putları terk edin ve birbirinize zulmetmeyin.’ Bu öğütlerle Araplar, batıl inançlarını ve boş putlarını terk ederek tek bir Tanrı’ya yöneldiler. Muhammed onlara bir yasa verdi ve onları bir bayrak altında toplayarak büyük bir güç haline getirdi.”
4) Edessalı (Urfa’lı) Jacob (MS 690-700 civarı)
Niteliği: Süryani teolog ve mektup yazarı.
Önemi: Müslümanların ibadet yönü (Kıble) ve Hz. Muhammed’in kimliği hakkında teknik bilgiler verir. İslami gelenekleri teknik olarak inceleyen ilk bilimsel yaklaşımlı metin.
İçerik: Hz. Muhammed’in Arapların ilk kralı olduğunu ve Müslümanların Kudüs’e değil, Kabe’ye (güneydeki bir bölgeye) yönelerek namaz kıldıklarını belirtir.
Metinden alıntı: Sorduğunuz üzere; Arapların (Müslümanların) namaz kıldıkları yöne dair şunları söyleyebilirim: Onlar biz Hristiyanlar gibi doğuya yönelmezler. Onların kıblesi güneye, Kabe (Ka’ba) dedikleri yere doğrudur. Onlar Muhammed (Mhmt) adındaki yasakoyucularının kendilerine bıraktığı mirasa sıkı sıkıya bağlıdırlar. Sünnet olurlar, domuz eti yemezler ve şarap içmeyi haram sayarlar. Bizimle aynı Tanrı’ya taptıklarını iddia etseler de, İsa’nın Tanrı’nın oğlu olduğunu kabul etmezler; O’nu sadece büyük bir peygamber ve Tanrı’nın kelamı olarak görürler. Muhammed onlara çok sert kurallar koymuştur ve onlar bu kurallardan asla taviz vermezler.”
5) Maronite Kroniği (MS 664 civarı)
Niteliği: Süryanice anonim bir kronik.
Önemi: Hz. Muaviye dönemi ile Hz. Muhammed (s.a.v) dönemi arasındaki ilişkiyi anlatır. Hz. Muaviye döneminde yazılmış, siyasi liderliği anlatan Süryanice metin.
İçerik: Hz. Muhammed’in (s.a.v) Arapların lideri olarak nasıl kabul edildiğinden, tevhid inancından, ahkâmı şeriye kurallarından bahseder.
Metinden alıntı: Birçok Arap, Kudüs’te toplandı ve Muaviye’yi kral olarak selamladı. O da orada gidip Hz. İsa’nın mezarı başında dua etti, sonra Zeytin Dağı’na çıktı. Araplar, Muhammed (Mhmt) adındaki rehberlerinin yolundan gidiyorlardı. O rehber ki, onlara tek bir Tanrı’ya inanmayı ve putlara tapmamayı emretmişti. Muaviye, Muhammed’in koyduğu kurallara göre hükmediyor, barışı korumaya çalışıyordu. Ancak bazı bölgelerde huzursuzluklar vardı. Batıdaki Bizanslılar onlardan korkuyor, Arapların bu yeni ve sarsılmaz inancının tüm dünyayı ele geçireceğinden endişe ediyorlardı. Muhammed’in adı her yerde anılıyordu.”
Sonuç olarak yukardaki kronikler, metinler, risaleler gösteriyor ki Hz. Peygamber (a.s.m)’ın getirdiği hakikatler çok kısa bir süre içerisinde yayılmış o dönemde yaşayan yabancılar da bununla alakalı yazılar kaleme almıştır. Yazılan metinlere dikkat edilirse tevhid, ahkâmı şeriye, helaller haramlar gibi meseleler bu metinlerde yer almıştır. En önemlisi de günümüzde ortaya atılan mesnetsiz, kaynaksız iddialar Müslüman olmayanların eliyle çürütülmüştür.




Yorum gönder