Zümer 5: “Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O’dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O’dur.”
Naziat 30: Ardından yeri düzenleyip döşedi.
İlk dönem âlimlerinin birçoğu Zümer 5 ayetini yorumlarken ayette geçen geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar ifadesinden yola çıkarak dünyanın küresel yapısını kabul etmiştir. Naziat 30’da geçen yeri düzenleyip döşedi ifadesini de aynı şekilde küre olmasına yormuşlar burdaki yaymadan kastın arzın genişliğine işaret ettiğini söylemişlerdir.
1) İmam Taberî (ö. 310/923)
Eser: Câmiʿu’l-Beyân (Zümer 39/5 Tefsiri)
“Allah Teâlâ’nın ‘Geceyi gündüzün üzerine doluyor (yukevviru)’ ifadesi hakkında: Arap dilinde ‘el-kevr’, bir şeyi bir şeyin üzerine sarıp yuvarlak hale getirmektir. Tıpkı sarığın başa sarılması (tekvîru’l-imâme) gibi. Bu ayet, gecenin ve gündüzün yeryüzünün etrafında bir daire çizerek döndüğüne ve yeryüzünün de bu sarma işleminin gerçekleştiği yuvarlak bir mekan olduğuna delalet eder.”
2) İbnü’l-Cevzî (ö. 597/1201)
Eser: El-Muntazam fî Târîhi’l-Mülûk ve’l-Ümem ve Zâdü’l-Mesîr
İbnü’l-Cevzî, dünyanın yuvarlaklığı meselesini bir tartışma konusu olmaktan çıkarıp “alimlerin ittifakı” olarak kayda geçirir: “Bil ki, yeryüzünün şekli hakkında akıl sahipleri arasında bir ihtilaf yoktur. Alimlerin icmasıyla (söz birliğiyle) yeryüzü bir küre şeklindedir. Allah Teâlâ’nın ‘Geceyi gündüzün üzerine doluyor’ (Zümer 5) ayeti bunun en açık delilidir. Zira ‘tekvir’ (dolama), ancak yuvarlak bir şeyin üzerinde gerçekleşebilir. Eğer yer düz olsaydı, güneşin bir yerde doğup diğerinde batması ve zaman farklarının oluşması mümkün olmazdı. Bu hakikat, hem his (gözlem) hem de Kur’an’ın nassı ile sabittir.”
3) Fahreddin er-Râzî (ö. 606/1210)
Eser: Mefâtîḥu’l-Gayb (Ra‘d 3 ve Gâşiye 20 Tefsiri)
“Bazıları ‘Yeri yayıp döşedik’ (satıh) ayetini dünyanın düz olduğuna delil sanıyorlar. Bu cahilliktir. Çünkü yer küre şeklinde olsa bile, büyüklüğü sebebiyle bakıldığında düz bir satıh (yüzey) gibi görünür. Ayetteki ‘yayma’, üzerinde yaşanabilir genişliği ifade eder. Nitekim ‘Geceyi gündüzün üzerine doluyor’ ayeti, yeryüzünün kürevî olduğuna dair kesin bir dini nass (metin) hükmündedir. Çünkü dolama ancak yuvarlakta olur.”
4) İmam Kurtubî (ö. 671/1273)
Eser: el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’an (Zümer 39/5 Tefsiri)
“Ayette geçen ‘Tekvîr’ (dolama), bir şeyi diğeri üzerine yuvarlakça sarmaktır. Bu da yeryüzünün yuvarlaklığına (kürevîliğine) işarettir. Bazı müfessirler yerin düz olduğunu söylese de, ilim ehli ve coğrafyacıların kabul ettiği ‘yerin küre olduğu’ görüşü ayetin lafzına daha uygundur. Zira güneş ve ayın menzilleri ancak bir küre nizamı içinde açıklanabilir.”
5) Ebü’s-Suûd Efendi (ö. 982/1574)
Eser: İrşâdü’l-Akli’s-Selîm (Zümer 39/5 Tefsiri)
“‘Geceyi gündüzün üzerine, gündüzü de gecenin üzerine doluyor.’ Buradaki dolama ifadesi, küre şeklindeki bir cismin etrafında dönmeyi ifade eder. Tıpkı bir sarığın yuvarlak bir baş etrafında dönmesi gibi. Bu ayet, yeryüzünün küre şeklinde olduğuna ve gecenin gündüzü, gündüzün de geceyi bir dairevi hareketle takip ettiğine en zarif ve açık işarettir.”
6) İbn Kesîr (ö. 774/1373)
Eser: Tefsîru’l- Kur’âni’l- Azîm (Zümer 39/5 ve Enbiya 33 Tefsiri)
“Allah Teâlâ, ‘Her biri bir felekte (yörüngede) yüzmektedir’ buyurur. İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre bu felekler, yün eğirilen kirmenin (iğin) yuvarlak başlığı gibidir. Yani daireseldir. Alimlerin çoğu, yeryüzünün de bu nizam içinde bir küre olduğu ve ‘tekvir’ ayetinin bu yuvarlaklığı bizzat isimlendirdiği görüşündedirler.”
7) Erzurumlu İbrahim Hakkı (ö. 1780)
Eser: Mârifetnâme (Fenni ve Dini Bölümler)
“Cenab-ı Hak Kur’an’da ‘Yerleri ve gökleri hak ile yarattı, geceyi gündüzün üzerine dolar’ buyurmuştur. Ey aziz, bil ki; hendese (geometri) ve heyet (astronomi) ilmiyle ispat olunmuştur ki, yeryüzü küre şeklindedir. Ayet-i kerimede geçen ‘tekvir’ lafzı, yerin yuvarlaklığına en büyük şahittir. Bunu inkar etmek, Allah’ın kainata koyduğu nizamı ve kelamındaki işareti anlamamaktır.”
8) Elmalılı Hamdi Yazır (ö. 1942)
Eser: Hak Dini Kur’an Dili (Zümer 5 ve Naziat 30 Tefsiri)
‘Ve ondan sonra yeri yayıp yuvarlattı (dehâhâ).’ Naziat suresindeki ‘dehv’ kelimesi, sadece yaymak değil, deve kuşunun yumurtasını bıraktığı yer ve o yuvarlak şekil ile de alakalıdır. ‘Tekvir’ ayetiyle birleştiğinde Kur’an’ın, dünyanın şeklini beyzî (elips/yumurta benzeri) bir küre olarak tarif ettiği açıkça görülür. Kur’an, bilimin asırlar sonra ulaştığı bu gerçeği ‘tekvir’ lafzıyla kalplere nakşetmiştir.”
9) Adudüddin el-Îcî (ö. 756/1355)
Eser: el-Mevâkıf fî İlmi’l-Kelâm
Sünni kelam ilminin en temel başvuru kaynaklarından biri olan el-Mevâkıf’ın müellifi olan Îcî, meseleyi felsefi ve dini bir kesinlikle ele alır: “Yeryüzü, merkezde duran bir küredir. Kur’an’daki ‘Yeri yayıp döşedik’ (Naziat 30) ayeti, onun bir küre olmasına engel teşkil etmez. Çünkü küre çok büyük olduğunda, onun her bir parçası bakan göz için düz bir satıh (yüzey) gibi görünür. Bu sebeple ayetteki ‘döşeme’ ifadesi, insanların üzerinde kolayca yerleşebilmesi ve yürüyebilmesi için yaratılan genişliği anlatır. Lakin cismin hakikati, ‘gecenin gündüz üzerine sarılması’ ayetinin de işaret ettiği üzere yuvarlaklıktır. Ay ve güneş tutulmaları ile yıldızların farklı enlemlerdeki konumları bu küreselliğin kesin burhanlarıdır.”
10) Şah Veliyyullah el-Dihlevî (ö. 1176/1762)
Eser: el-Hüccetullâhi’l-Bâliga
“Allah Teâlâ kainatı mükemmel bir nizam üzerine kurmuştur. Kur’an’da yerin ‘yayılması’ (satıh), onun üzerindeki beşeri hayatın genişliğini ifade ederken; ‘tekvir’ (dolama) ise onun hakiki şeklini ifade eder. Yeryüzünün küre olması, Allah’ın ‘Yaratmasında hiçbir kusur göremezsin’ ayetinin bir tecellisidir. Çünkü küre, geometrik olarak en kâmil ve her yönden dengeli olan şekildir.”
Sonuç olarak İslam alimlerinin Kur’an-ı Kerim’i sadece lafzıyla değil, kainattaki fiziksel gerçeklerle (sünnetullah) nasıl bir bütün olarak okuduklarını göstermektedir. Özellikle Zümer 5 (Tekvir) ve Naziat 30 (Dehv) ayetleri, bu alimlerin çıkarımlarında temel dayanak noktalarını oluşturmuştur.



