Fetret Ehli…

Fetret ehli, kelime anlamı itibarıyla iki peygamber veya iki ilahi tebliğ dönemi arasında kalan, kendilerine bir peygamberin mesajı ulaşmamış toplulukları ifade eder.

Konuyla İlgili Ayetler

Kur’an-ı Kerim’de sorumluluğun ancak bir uyarıcı/elçi geldikten sonra başlayacağına dair temel ayetler bulunmaktadır:

İsrâ 15: “…Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.” (Bu ayet, Eş’ari ekolünün “fetret ehli kurtulmuştur” görüşünün temel dayanağıdır.)

Kasas 59: “Rabbin, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir elçiyi memleketlerin merkezine göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Zaten biz ancak halkı zalim olan memleketleri helâk etmişizdir. “

Ehli Sünnet’in itikadde iki kolu olan Eş’arî ve Maturidî ekolleri, insanın sadece aklıyla Allah’ı bulup bulamayacağı noktasında farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir

Eş’ariyye’ye Göre Fetret Ehli

Eş’ari kelamcılarına göre sorumluluğun tek kaynağı vahiydir. Akıl, bir şeyin iyi veya kötü (hüsün-kubuh) olduğunu, Allah’ın varlığını bilme yükümlülüğünü tek başına inşa edemez. Bir kişiye peygamber gönderilmedikçe o kişi sorumlu tutulamaz. Bu görüşlerini “Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz” (İsrâ, 17/15) ayetine dayandırırlar.

Hüküm olarak: Kendisine tebliğ ulaşmayan kişi, Allah’a inanmasa bile ahirette kurtuluşa erecektir (ehl-i necattır). Çünkü sorumluluk için aklın varlığı yeterli değil, ilahi bir davetin ulaşması şarttır.

Maturidiyye’ye Göre Fetret Ehli

Maturidî ekolü, aklı daha fonksiyonel bir konuma yerleştirir. Onlara göre akıl, evrendeki nizamı görerek bir yaratıcının varlığını kavrayabilecek yetenektedir. Allah’ın varlığı ve birliği konusu, akli bir zorunluluktur. Ancak ibadetlerin şekli, helal ve haram gibi detaylar ancak vahiyle bilinebilir.

Hüküm olarak: Fetret ehli olan bir kişi, hiçbir peygamber gelmese dahi, aklıyla Allah’ın varlığını ve birliğini onaylamakla yükümlüdür.
Eğer bir yaratıcıya inanırsa kurtulur.
Eğer şirke düşerse veya yaratıcıyı tamamen reddederse sorumlu olur.
Ancak ameli konulardan (namaz, oruç vb.) sorumlu tutulmazlar.

Fetret Ehlinin Genel Durumu

İslam alimlerinin çoğunluğu, ellerinde olmayan imkânsızlıklar nedeniyle hidayetle buluşamayanların, Allah’ın adaleti ve merhameti gereği azap görmeyeceği görüşündedir.

Özetle; Eş’arîler “tebliğ yoksa sorumluluk da yok” derken, Maturidîler “peygamber olmasa da akıl, yaratıcıyı bulmak zorundadır” diyerek aklın mesuliyet sınırını biraz daha geniş tutmuşlardır.

İmam-ı Gazali, özellikle Faysalü’t-Tefrika adlı eserinde konuyu sosyolojik ve coğrafi bir perspektifle değerlendirir. O, insanları İslam’dan haberdar olma durumlarına göre üç sınıfa ayırır:

Birinci Sınıf: İslam’ın adını hiç duymamış olanlar. Bunlar kesin olarak ehli necattır (kurtuluşa ermişlerdir).

İkinci Sınıf: İslam’ı duymuş, Peygamberimizin (sav) mucizelerini ve ahlakını doğru kaynaklardan öğrenmiş ama inatla reddetmiş olanlar. Bunlar sorumludur.

Üçüncü Sınıf: İslam’ı duymuş ancak çok yanlış, çirkin ve itici bir şekilde tanımış olanlar. Gazali’ye göre bu kişiler de ilk grup gibi mazurdur; çünkü onlara ulaşan bilgi, hakikati araştırmaya sevk edecek bir bilgi değil, aksine nefret uyandıracak bir dezenformasyondur.

Paylaş