Sheela na gig, özellikle İrlanda ve Büyük Britanya’daki Orta Çağ kiliselerinde, kalelerinde ve diğer tarihi binalarda bulunan, abartılı bir vulvaya sahip çıplak kadın figürlerini temsil eden taş oymalardır. Bu figürler, ilk bakışta şaşırtıcı ve hatta müstehcen görüntüye sahiptir.
Bu oymalar genellikle doğal olmayan, grotesk (tuhaf ve abartılı) bir tarzda yapılır. Figürler genellikle çömelmiş vaziyettedir ve elleriyle genital bölgelerini açıkça sergilerler. Çoğu zaman büyük kafalı, belirgin kaburgalı veya zayıf bir vücut yapısına sahiptirler.
Dönem: Çoğu 11. ve 12. yüzyıllar arasındaki Romanesk dönemine aittir. En yoğun olarak İrlanda’da (100’den fazla) bulunurlar; İngiltere, Fransa ve İspanya’da da benzer örneklerine rastlanır.
Bu figürlerin amacı hakkında akademisyenler arasında hala süregelen bir tartışma vardır:
Kötülüğü Kovma: En yaygın inanışa göre, bu figürler nazar boncuğu gibi bir işleve sahipti. Kapı üzerlerine veya pencerelere yerleştirilerek kötü ruhları ve ölümü binadan uzak tutmak için kullanılırdı.
Doğurganlık Sembolü: Bazı araştırmacılar, bu oymaların doğum sancısını kolaylaştırmak veya bereketi artırmak için yapılmış eski pagan tanrıçalarının bir devamı olduğunu savunur.
Ahlaki Uyarı: Kilise üzerindekilerin, şehvet günahına karşı bir uyarı veya cinsel arzunun çirkinliğini gösteren didaktik bir araç olduğu da teoriler arasındadır.
Sual: Hacerül Esvedin yapımında Sheela na gigten kopya çekilmiş olabilir mi?
Cevap: Kesinlikle hayır zira bu çirkin iddia, hem kronolojik hem de kültürel ve işlevsel açıdan oldukça yanlış ve alakasız bir kıyaslama olur. Bir sanat tarihçisi veya arkeolog gözüyle baktığımızda, bu iki yapı taşı arasında hiçbir somut bağ kurmak mümkün değildir.
Kronolojik Hata: Sheela na gig figürlerinin bilinen en eski örnekleri 11. ve 12. yüzyıllara (Romanesk dönemi) aittir. Hacerü’l-Esved ise İslam öncesi dönemde de Kabe’de bulunan ve Hz. Muhammed (s.a.v) döneminde (7. yüzyıl başı) bugünkü yerine yerleştirilen bir taştır. Yani Hacerü’l-Esved, Sheela na giglerden yaklaşık 400-500 yıl daha eskidir. Bu durumda Hacerül Esvedi yaparken diğerinden kopya çekmesi tarihsel olarak imkansızdır.
İşlevsel Fark: Pagan kültürlerde Sheela na gigler koruyucu veya uyarıcı figürler olarak duvarlara asılırdı. Hacerü’l-Esved ise tavafın başlangıç noktasını belirleyen ve kutsiyet atfedilen bir nişanedir.
Görsellik: Bazı insanlar Hacerü’l-Esved’in gümüş muhafazasının şeklini (oval formunu) Sheela na giglerin vulva tasviriyle görsel olarak benzeştirmeye çalışabilir. Ancak Hacerü’l-Esved’in o gümüş çerçevesi, taşın parçalanmasını önlemek amacıyla yüzyıllar sonra (Emeviler, Osmanlılar vb. dönemlerinde) eklenmiş teknik bir koruyucudur; taşın orijinal formuyla bir ilgisi yoktur.
Coğrafi Uzaklık: Orta Çağ İrlanda ve İngiltere’sindeki bir taş oyma geleneğinin, 7. yüzyıl Hicaz bölgesindeki bir dinimize ait bir objeyle organik bir bağı olması için hiçbir ticaret veya kültür yolu kanıtı bulunmamaktadır.
Özetle: İkisi arasında görsel bir andırma üzerinden bağ kurmak, sadece bir pareidolia (alakasız şekilleri tanıdık nesnelere benzetme) veya tarihsel gerçekleri göz ardı eden propaganda amaçlı iftira ya da karalama olabilir.



