Ganimetler Allah’a ve Resulüne Aittir Ayetini Nasıl Anlamalıyız

Sual: Her şeyin ve her zenginliğin sahibi ve istediğine , istediği kadar zenginlik veren Yaratıcı, neden savaş ganimetlerinden pay İster?

Cevap: Soruyu soran ayetteki ganimetler Allah’a ve Resulüne aittir kısmını yanlış anlamış. Zira herşeyi yaratan ve herşeyin kendisine ihtiyaç duyduğu kendisinin de hiçbir şeye ihtiyaç duymadığı Allahu Teala ganimeti niye istesin ki, demek ki burada Allahu Teala’nın kastettiği durum farklıdır. Ayette geçen ganimetler Allah ve Resulüne aittir kısmında ganimetler ile Allah lafzının arasına (taksimi) kelimesini koyarsak durum anlaşılacaktır. Ayetin manası şu şekil olur ki “Ganimetlerin taksimi Allah ve Resulüne aittir” Bu şekil olunca ayetin anlaşılmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Bu ayetten kastın ganimetlerin taksimi olduğu alimlerin ortak yorumu ile sabittir. Demek ki Allahu Teala burada insanlardan ganimeti kendine istemiyor ganimetin hükmünü belirtiyor.

Ayet: Rasûlüm! Sana ganimetlerden soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah’a ve Rasûlü’ne aittir. Öyleyse gerçekten mü’min iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızda anlaşmazlığa yol açan hususları düzeltin, Allah’a ve Rasûlü’ne itaat edin!” (Enfal 1)

Bu ayetin nüzul sebebi olarak şu iki olay öne çıkar.

1) Hz. Peygamber (s.a.s), ashâbının, Bedir Günü elde ettikleri ganimetleri hem Bedir Savaşı´na katılmış olanlara, hem de katılmamış olan müslümanlara bölüştürmüştü. Bedir savaşında bulunmadığı halde bu ganimetten istifade edenlerin üçü Muhacirlerden, beşi de “Ensar”dandı. Muhacirlerden biri, Hz. Osman idi. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s) onu, kızı hasta olduğu için, onun yanında bırakmıştı. Diğer iki kişi de Talha (r.a) ile Saîd b. Zeyd (r.a) idi. Zira Hz. Peygamber (s.a.s), bu ikisini müşriklerin kervanının durumunu gözetlemeleri için göndermişti. Onlar da bunun için Şam yoluna çıkmışlardı. Ensar´dan olan o beş kişiden birisi Ebu Lübâbe Mervan b. Abdülmünzir idi. Hz. Pevgamber (s.a.s) onu Medine´de kendi yerine vekil bırakmıştı. Bunlardan diğer birisi Âsim (r.a) idi. Hz. Peygamber (s.a.s) bunu da, “Âliye”de vekil olarak bırakmıştı. Üçüncüsü, Haris b. Hatıb olup, Hz. Peygamber (s.a.s) bunu, Revhâ´dan, kendisine bir haber ulaştırmak üzere Amr b. Avf´a göndermişti. Bu beş kişiden dördüncüsü ise, Haris b. es-Samt idi. Bu da, Revha´da hastalanıp (kalmıştı). Beşincisi ise Huvât b. Cübeyr´dir. İşte Bedir savaşında bulunmadığı halde ganimet alan Ensar bunlardır. Hz. Peygamber (s.a.s), bunlara da ganimetlerden pay verdi. Dolayısıyla diğer müslümanlar arasında bu husus konuşuldu. İşte bunun üzerine, bu ayet nazil oldu.

2) Rivayet olunduğuna göre, Bedir Günü genç olanlar savaştılar ve esir aldılar. Yaşlı müslümanlar ise, Hz. Peygamber (s.a.s)´ile birlikte gerideki saflarda beklediler. Bundan dolayı gençler, “Ganimetler bize âit. Çünkü biz vuruştuk, kâfirleri biz hezimete uğrattık” dediler. İhtiyarlar da, “Biz, sizin gerideki destekçileriniz idik. Eğer bozguna uğrasaydınız, bizim yanımıza gelip toplanacaktınız. Binâenaleyh ganimetleri, bizi dışta bırakarak almayın” dediler. İşte bundan dolayı aralarında bir çekişme meydana geldi ve ayet bunun üzerine nazil oldu.

Ayetlere dikkat edilirse sahabe efendilerimiz arasında ganimet taksimi arasında yaşanan olaylar neticesinde bu ayet nazil olmuştur ve bu ayetten kasıt ganimetlerin taksiminin Allah ve Resulüne ait oluşudur.

İkinci olarak bazı kimselerin üstünde uğraştığı ve anlamını çıkaramadığı ikinci ayette Enfal 41 ayetidir. Bu ayette de ganimetlerin “Beşte biri Allah’a ve Resulüne…” diye başladığı için burada kastedilenin ne olduğu merak edilmiştir. Tefsirlere müracaat edersek bu durum net olarak anlaşılacaktır.

Ayet: Şunu bilin ki, ganimet olarak aldığınız şeylerin beşte biri Allah’a, Rasûlü’ne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Eğer Allah’a ve iki ordunun karşılaştığı, hak ile bâtılın birbirinden ayrıldığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız bunun böyle olduğunu kabul edin. Allah her şeye hakkıyla güç yetirendir. (Enfal 41)

İmâm-ı Şafiî´ye göre, yine bu beşte bir pay beş parçaya ayrılır: Bunlardan biri, Resûlullah (s.a.s) içindir. Bu, müslümanların faydalarına olan, at ve silah gibi, gazilerin hazırlığına sarfedilir. İkinci hisse, ister zengin ister fakir olsun, Hz. Peygamber (s.a.s.)´in akrabalarına verilir. Bu, onların erkeklerine iki, kadınlarına bir nisbetinde verilir. Geriye kalan üç hisse, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara verilir.

Ebu Hanife (r.h) ise şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s.) vefat edince, O´nun hissesi düşer. Akrabalarına ait olan hisse ise, sadece fakir olanlarına verilir. Çünkü bunlar, diğer fakirlerin en tercih edilecek olanlarıdır. Onların zenginlerine bu paydan birşey verilmez. Geriye kalan paylar ise, yetimlere, fakirlere ve yolda katmışlara dağıtılır.”

İmam Mâlik de bu hususta şöyle demiştir: “Beşte bir ile ilgili iş, halifenin görüşüne havale edilir. Eğer o bunu, Hz. Peygamber´in akrabalarının hepsine taksim etmek isterse, taksim eder. Yok eğer bir kısmına verip, bir kısmına vermemeyi isterse, böyle de yapabilir.”

Bu iki ayetin nüzul sebebi, tefsiri ve mezhep imamlarınca hükmü okunduğu zaman cevabının net olarak anlaşıldığını tahmin etmekteyiz. Kısacası ayetler Allah’a mal mülk ya da ganimet verin şeklinde değil ganimetlerin taksimatı Allah’a aittir şeklinde anlaşılmalıdır.

Son olarak şunu eklemek gerekir ki sadece mealinden bir ayeti okumak o ayetin manasının tam anlaşılmasının önünde engel teşkil edebilir. Bundan dolayı tefsir okumak o ayet ile alakalı hem gerçeği görmek hem fikir sahibi olmak hem de konunun daha iyi anlaşılması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu soru da bunun ispatı hükmündedir.

Paylaş