Kâinat Yaratıcı Olamaz

Kâinat Yaratıcı Olamaz; Çünkü Mahluk, Halık Olamaz: Kâinatın yaratıcı olamayacağının en temel sebebi şudur: Yaratılan bir şey, yaratıcı olamaz. Çünkü yaratıcı olmak, varlığın kendinden olması demektir; yani başlangıcı olmayan, varlığı başkasına muhtaç bulunmayan bir varlık olmayı gerektirir. Oysa kâinatın bir başlangıcı vardır. Modern kozmolojiye göre evren yaklaşık 14 milyar yıl önce meydana gelmiştir. Bu gerçek, yalnızca teorik bir varsayım değil; gözlemlerle desteklenen bir hakikattir.

1929 yılında astronom Edwin Hubble, gök cisimlerinin birbirinden uzaklaştığını tespit ederek evrenin genişlediğini ortaya koymuştur. Daha sonra keşfedilen kozmik mikrodalga arka plan ışıması ise evrenin ilk dönemlerinden kalan bir ışık kalıntısı olarak, onun genç ve sıcak bir başlangıç yaşadığını açıkça göstermiştir.

Evrenin genişlemesi ve bu ilk ışık izleri, bize şunu gösterir: Kâinat ezelî değildir; bir başlangıcı vardır. Dolayısıyla kâinat, varlığı kendinden olan bir varlık değil; varlığı başkasına bağlı olan bir varlıktır. Dinimizde bu hakikat şöyle ifade edilir: Yaratıcı, vâcibu’l-vücûddur; kâinat ise mümkinü’l-vücûddur. Yani Allah’ın varlığı zorunludur kâinat ise varlığı mümkün yani Allah diledi yarattı dileseydi yaratmayabilirdi.

Kâinatın Kendisinde İrade, İlim ve Kudret Sahibi Bir Akıl Yoktur: Bir varlığın “yaratıcı” olabilmesi için üç temel sıfat gerekir: “İlim, irade ve kudret.” Bunlara ek olarak çok madde sayılabilir fakat her eserin temelinde bu üç şeyi görmekteyiz. Zira birşeyi oluşturmak için öncelikle bunu yapacak ilme sahip olmak gerekir ki ilmi olmayan bir Zat neyi nasıl yapacağını nerden bilecek? Sonrasında bu işi dilemek lazım ki kâinat gibi bir bina için irade lazım sonrasında bunu yapacak kudret sahibi olmak. Zira kudretin olmadığı yerde işde olmaz, kâinat gibi bir yapıyı ancak sonsuz güç, sonsuz irade ve sonsuz ilim sahibi Bir Zat yapabilir.

Yani bir şeyi yapabilmek için önce ne yapacağını bilmesi, sonra onu istemesi ve nihayet gerçekleştirebilmesi gerekir.

Fakat kâinata baktığımızda şunu görürüz:

–Kâinatın iradesi yoktur; ne yapacağını seçemez.

–Kâinatın bilgisi yoktur; yaptığı işin anlamını bilemez.

–Kâinatın kudreti şuurlu değildir; enerjisini bilinçli şekilde yönlendiremez.

Bu nedenle kâinat bir fail değil, emir altında çalışan bir memurdur.

Kâinatta var olan her şeyin temelinde atomlar bulunur. Bu atomlar bir araya gelerek varlıkları oluşturur. Fakat atomların kendilerine bakıldığında onların akılsız, şuursuz ve iradesiz olduğu açıkça görülür. Şuursuz parçacıkların bir araya gelerek son derece bilinçli ve hikmetli işler ortaya koyması, bize çok önemli bir hakikati gösterir: Bu düzenin arkasında ilim, hikmet sahibi bir Zât bulunmak zorundadır.

Düzen, Düzensizliğin Eseri Olamaz: Kâinatın yaratıcı olduğunu iddia etmek, aslında düzenin kendi kendine oluştuğunu iddia etmektir. Oysa düzen, daima bir düzenleyiciyi gösterir.

Bir saat düşünelim. Saatin içindeki çarklar mükemmel bir uyumla çalışır. Fakat hiçkimse o saatin kendi kendine oluştuğunu söylemez. Çünkü akıl bilir ki düzen varsa, o düzenin arkasında bir ustanın eli vardır. Kâinat ise bir saatten nihayet derecede hassas bir düzen içindedir. Evrensel çekim sabiti, merkez kaç kuvveti, ışık hızı, DNA’nın karmaşık yapısı… Bu hassas ayarlar, rastgeleliğin değil; herşeyi bilen ve yöneten, sonsuz kudret sahibi Bir Yaratıcının eseridir. Kâinat, kendi başına bir güç değildir; aksine Allah’ın ilmini ve kudretini yansıtan bir tecellidir.

Entropi Yasası: Evrenin Başlangıcı ve Sonu Olduğunu Gösterir: Fizikte entropi yasası, evrende düzensizliğin zamanla arttığını ifade eder. Bu yasa, evrenin sonsuz olmadığını gösteren güçlü delillerden biridir. Zamanda geriye gidildiğinde entropinin azalması gerekir. Bu durum, evrenin başlangıcında entropinin en düşük seviyede olduğunu gösterir.

Bu gerçek, bizi şu sonuca götürür: Evren ezelî değildir; bir başlangıcı vardır. Aynı yasa, evrenin bir gün sona ereceğini de haber verir. Çünkü entropi sürekli artar ve sonunda maksimum seviyeye ulaşır. Bu duruma bilim insanları ısı ölümü adını verir. Evrenin sonu hakkında iki temel senaryo tartışılmaktadır.

Büyük Donma (Big Chill): Evren sürekli genişler, enerji dağılır ve sonunda her şey soğuyup hareketsiz hale gelir.

Büyük Çöküş (Big Crunch): Eğer çekim kuvveti baskın gelirse evren yeniden büzülür; fakat bu süreçte düzensizlik ortadan kalkmaz.

Her iki senaryo da ortak bir gerçeği işaret eder: Evren sonsuz değildir; bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır.

Kâinatın Yaratıcı Olduğu Fikrini Bilim de Reddeder: Modern bilim, evrenin kendi kendine var olamayacağını açıkça göstermektedir. Bilimsel veriler şunu ortaya koymaktadır. Evrenin bir başlangıcı vardır ve bu bir sonu olacağına delalet eder. Enerji korunumu ve entropi yasası, evrenin sonsuz olamayacağını gösterir. Kısaca hiçbir sistem kendi kendini var edemez.

Bu nedenle evren, kendi kendine var olan bir güç değil; var edilen bir sistemdir. Kâinat, yaratıcı değil; yaratılmış bir eserdir ve her eser, bir müessiri gösterir.

Paylaş