İslam hukukunda (fıkıhta) sünnetin teşri, yani kanun koyma yetkisi bizzat vahiy tarafından belirtilmiştir. Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’e itaati Allah’a olan itaatle yanyana zikreder. Eğer Peygamber’in sadece Kur’an’ı tebliğ etmek dışında hiçbir hüküm koyma yetkisi olmasaydı, ayetlerde “Allah’a ve Resulüne itaat edin” yerine sadece “Allah’ın indirdiğine itaat edin” denmesi yeterli olurdu. Peygamber Efendimiz’in ayrıca zikredilmesi, onun sünnetinin ve kararlarının dinde delil olduğunu açıkça gösterir.
— Kur’an-ı Kerim’de “Allah’a ve Resulüne itaat edin” şeklinde gelen ayet sayısı yaklaşık 12’dir. Bu ayetlerde ortak olarak Allah’a ve Resulüne itaat vurgulanmaktadır. Bu ayetlerden biri olan Muhammed Suresi 33. ayette şöyle buyrulur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin de sakın amellerinizi boşa çıkarmayın!”
— Haşr Suresi 7. ayet, Hz. Peygamber’in getirdiği ve yasakladığı her şeyin mutlak bir emir olduğunu beyan eder:
وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا
“…Resul size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan sakının ve Allah’tan korkun…”
Ayette geçen ve “yasaklama” anlamına gelen “nehâ” (نَهَاكُمْ) kelimesi, doğrudan haram kılma ve men etme yetkisinin Hz. Peygamber’e de verildiğini gösterir. Kur’an-ı Kerim’de haram kılma ve hüküm verme yetkisinin Resulullah’a ait olduğunu gösteren diğer deliller ise şunlardır:
— Tevbe Suresi 29. Ayet: Ayette açıkça, Allah’ın haram kıldığının yanında Resulün haram kılması da zikredilmiştir:
“…وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ…”
“…Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan…”
— Ahzab Suresi 36. Ayet: Bu ayet, Peygamber’in bir konuda bağlayıcı karar (hüküm) verme hakkına sahip olduğunu ilan eder:
“…إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا…”
“…Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman…”
— Araf Suresi 157. Ayet: Peygamber Efendimiz’in helal ve haram sınırlarını belirlemedeki rolü en net haliyle bu ayette tasvir edilir:
“…يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ…”
“O (Peygamber) ki, onlara ma’ruf olanı emreder ve onları münker olandan alıkoyar; temiz şeyleri helal, pis ve zararlı (habis) şeyleri ise haram kılar.”
Yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere; Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) haram kılma ve helal belirleme yetkisi bizzat Allah-u Teâlâ tarafından kendisine verilmiş meşru bir yetkidir.
— Nisa Suresi 65. ayette, Hz. Peygamber’in verdiği hükme kalpte hiçbir şüphe duymadan teslim olmak, gerçek imanın bir şartı olarak kabul edilmiştir:
فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
“Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar.”
— Peygamber’e itaat etmenin aslında kime itaat etmek anlamına geldiği ise Nisa Suresi 80. ayette net bir şekilde vurgulanmıştır. Bu ayet, Hz. Peygamber’in kendi hevasından hüküm koymadığını, onun otoritesinin doğrudan Allah’a bağlı olduğunu gösterir:
مَّن يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ
“Kim Resule itaat ederse, gerçekte Allah’a itaat etmiş olur…”
— Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber’e haram kılma ve hüküm verme gibi yetkileri tanımakla kalmamış; onun koyduğu sınırlara ve emirlere uymamanın dünyevi ve uhrevi tehlikelerine de dikkat çekmiştir. Nur Suresi 63. ayette bu durum açık bir dille ihtar edilir:
…فَلْيَحْذَرِ الَّذِينَ يُخَالِفُونَ عَنْ أَمْرِهِ أَن تُصِيبَهُمْ فِتْنَةٌ أَوْ يُصِيبَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
“… Peygamberin emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela (fitne) gelmesinden veya kendilerine çok acıklı bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.”
Yukarıdaki ayeti kerimelerin tamamı göstermektedir ki, Hz. Peygamber (s.a.v.) sadece (haşa) posta memuru gibi vahyi getirip kenara çekilmemiştir. O, Allah’ın kendisine tanıdığı yetkiyle dinin sınırlarını çizen, helal ve haramları beyan eden mutlak bir otoritedir. Onun emir ve yasaklarına muhalefet etmek, ayetlerin ifadesiyle amellerin boşa gitmesine ve acıklı bir azaba davetiye çıkarılmasına sebep olur.



