Namaz Kılmanın Bireysel ve Toplumsal Faydası

Sual: Namazın gerçekten ne faydası var? İnsanlara bedava namaz kıl, cennete git denilerek avutuldukları düşünüyorum. Hem malla ibadet denildi mi millet geri kaçıyor. Bu konular hakkında ne söylersiniz?

Cevap: Dinimizde namaz, sadece bir cennet bileti veya bedava bir ritüel değildir. Hakiki bir namaz, kulun Yaratanı ile kurduğu bir bağdır ve insanı kötülüklerden uzak tutmayı amaçlar. İnsan namaz kılarak Allah’ın huzuruna çıkar tam bir teslimiyet ve tevekkülle ibadetini yerine getirir. Ankebut 45’te: “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir” buyrulmaktadır. Demek ki namaz maddi manevi her türlü kötülüğün önüne çekilmiş bir settir. Namazlara gösterdiğimiz özene göre kötülüklerden korunuruz.

Namazın bireysel faydalarıyla beraber toplumsal faydaları da söz konusudur. İnsanları toplu halde günde beş vakit camiye davet etmek ve orada toplamak aynı zamanda toplumdaki birlikteliği de geliştirir. Tarih-i Taberî’de (Târîhu’r-Rusul ve’l-Mulûk) Ridde olayları esnasında Hz. Ebubekir’in attığı ilk adım, halkı mescide toplamak için “es-Salâte Câmiah” (Namazı kılmak üzere toplanın/Namaz cemaatle kılınacaktır) diye nida ettirmek olmuştur.

Görüldüğü üzere namaz hem bireysel bir ibadettir kişiyi cennete yaklaştırır, Allah rızasını kazandırır, kötülüklerden korur hem de toplumsal bir ibadettir toplumu birbirine kenetlendirir.

Dinimizde bir ibadetin değeri parayla veya şekille değil, kalpteki ihlas ile ölçülür. Bir parça ihlâsla yapılan ibadet ihlassız nice amellerden üstündür. Eğer bir ibadet sadece birilerini uyutmak veya kandırmak için yapılıyorsa, o zaten dinen makbul değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim, ibadeti bir gösteriş ve aldatma aracı olarak kullanan münafıkların bu ikiyüzlü tavrını şiddetle zemmetmektedir (yerer).

Kur’an-ı Kerim, insanları taklidi imana değil, tahkiki imana, sürekli tefekkür etmeye ve aklı kullanmaya davet eder. Bu manevi süreç sonunda kul bütün olaylara Hak nazarıyla bakar ve istikamet üzere yaşar. Dolayısıyla gerçek din, halkı uyutmayı değil, tam aksine uyandırmayı hedefler.

Sorunun ikinci kısmına geçersek İslam dininde mal ile yapılan birçok ibadet mevcuttur ki hakiki Müslümanlar bu ibadetleri ıskalamaz. Hac ve zekat farz olmakla beraber sadaka, kurban, cami mescit inşası, yabancı ülkelere su kuyusu açmak gibi ibadetler malla yapılır ki birçok Müslüman bu ibadetlere de son derece hassasiyet göstermektedir. Ayetlerde ve hadislerde bu ibadetler sürekli teşvik edilmekte ve ısrarla üzerinde durulmaktadır.

Bununla beraber kişinin malla ibadetten geri durması ya da bunu külfet olarak görmesi hem dünyası hem ahireti için zarardır. Zira dünyada kopardığını zannettiği malı bir bela ya da musibetle başka yere vererek elinden zaten çıkaracaktır hem de farz olan bir ibadeti terkederek ahiret hayatına zarar verecektir. Akıllı kişi bu şekil davranmak yerine emredileni yerine getiren kişidir.

Paylaş