Sual: Peygamber Aleyhisselam’ın cenazesi 3 gün yerde mi kaldı
Cevap: Bu olayı bu şekil ifade etmek bağlamından koparmaktır. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatı ile defni arasında geçen sürenin yaklaşık üç gün (Pazartesi öğleden sonra – Çarşamba gecesi) olduğu tarihsel bir gerçektir; ancak bu durumun “yerde kalmak” veya “ihmal edilmek” gibi yansıtılması tamamen bir algıdır. Zira kimsenin ilgilenmediği bir defin farklı 100 binin üzerinde sahabenin rağbet ettiği bir defin farklıdır.
Bu 3 günlük sürenin ardındaki temel sebepler şu şekildedir.
1-) Halife Seçimi
Vefat haberi sahabe arasında büyük bir şok ve derin bir üzüntü meydana getirmiştir. O dönemde İslam toplumunun başsız kalması, iç karışıklık (fitne) çıkma riskini doğuruyordu. Hz. Ebubekir ve diğer ileri gelen sahabeler, ümmetin birliğini korumak adına önce halife seçimi (Sakiife toplantısı) konusunu netliğe kavuşturmak zorunda kaldılar. Bu, toplumun dağılmasını önlemek için bir zaruretti.
2-) Cenaze Namazının Kılınma Şekli
En önemli sebep budur. Hz. Peygamber’in cenaze namazı, alışılagelmişin dışında, bir imam eşliğinde cemaatle değil; her grubun teker teker odaya girip ferdi olarak kılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Önce erkekler, ardından kadınlar, sonra çocuklar ve köleler küçük gruplar halinde odaya girerek namaz kılmıştır. Medine ve çevresindeki binlerce insanın bu şekilde veda etmesi, doğal olarak süreci günler süren bir zaman dilimine yaymıştır.
Hadis kitaplarında cenaze namazını insanlardan sonra meleklerin kıldığı yönünde de rivayetler vardır.
“Resûlullah’ın cenazesi odada bırakıldı. İnsanlar bölük bölük girip cenaze namazını kıldılar. Onlar çıktıktan sonra melekler girdiler ve onun cenaze namazını kıldılar.” (1)
Sual: Peygamber Efendimizin cenaze namazı neden cemaatle kılınmadı?
Cevap: Bu durumun böyle olmasını bizzat Efendimiz Aleyhisselam söylemiştir.
Hadisi Şerifte: Üzerime namaz kılmaya önce ev halkımın erkekleri başlasın! Sonra, onların kadınları kılsın! Onlardan sonra da sizler kılarsınız!
Ashabımdan burada bulunmayanlara selâm söyleyiniz! Kıyamet gününe kadar şu kavmimden ve dinime, bana tâbi olacak olan kimselere de benden selâm söyleyiniz!
Yâ Rasûlallah! Seni kabrine kimler koyacak? diye sorduk.
Ev halkımla birlikte birçok melekler ki, onlar sizi görürler, fakat siz onları göremezsiniz! buyurdu. (2)
3-) Defin Yerine Karar Verilmesi
Nereye defnedileceği konusunda kısa süreli bir fikir ayrılığı yaşanmıştır. Bazıları Mekke’ye, bazıları Baki Mezarlığı’na defnedilmesini önermiştir. Hz. Ebubekir, “Allah, bir peygamberin ruhunu kendisinin gömülmesini istediği yerden başkasında almaz.” (3) hadisini hatırlatınca, vefat ettiği yer olan Hz. Ayşe’nin odasına defnedilmesine karar verilmiştir.
4. Hazırlıklar ve Saygı
Cenaze bu süre zarfında asla “yerde” veya sahipsiz bırakılmamış; aksine başta Hz. Ali olmak üzere en yakınları tarafından yıkanmış, kefenlenmiş ve sürekli başında beklenmiştir. O dönemin iklim şartları ve naaşın durumuyla ilgili rivayetler, naaşın bozulmaması gibi durumlar İslam kaynaklarında genişçe yer alır. Hadiste:”Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı.” (4) buyrulmaktadır.
Özetle: Söz konusu sürenin uzunluğu bir ihmalden değil; siyasi istikrarın korunması, Medine dışındaki yerleşim yerlerine haber gönderilmesi, haberin ulaşması, ordaki sahabelerin Medine’ye gelip sırayla namaz kılması ve her bir Müslümanın Peygamber Aleyhisselam ile şahsen vedalaşmak istemesinden kaynaklanan hürmet ve nizam gereği yaşanmıştır.
Kaynaklar
1) İbn Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, V, 270, Kādî İyâz, eş-Şifâ, I, 305, İbn Sa‘d, et-Tabakātü’l-Kübrâ, II, 291
2) İbn Sa’d, c. 2, s. 193; Ahmed b. Hanbel, c. 4, s. 106
3) (Beyhaki, Delailü’n-Nübüvve, 7/259-261; Suyuti, Hasaisu’l-Kubra, 2/278; Siretü İbn Hişam, 4/271)
4) (Ebû Dâvûd, Salât, 201/1047, Vitir 26; Bkz. Nesâî, Cuma, 5)



