Gaybi Bir Mucize: Tebbet Suresi

Tebbet Suresi, İslam tarihinin sayfaları arasında sadece bir kınama manzumesi değil; aynı zamanda ilahi iradenin zamanı aşan hükmünü ve Kur’an-ı Kerim’in mucizevi özelliklerini mühürleyen bir hakikat vesikasıdır. Bu sure, alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) karşı nefret ve düşmanlıkta sınır tanımayan Ebû Leheb ile fitne ateşine odun taşıyan eşi Ümmü Cemil’in acı akıbetini henüz hayattalarken ilan etmiştir. Onların, bu kesin hükme rağmen uzun yıllar yaşayıp zerre miktar iman etmeden, küfür bataklığında can vermeleri, Kur’an’ın zamandan münezzeh olan Allah’ın kelamı olduğunun en sarsıcı delillerinden biridir.

Tebbet Suresi’nin Derin Hikmetleri

1) Gaybî Bir Mucize
Tebbet Suresi, beşer mantığının ötesinde muazzam bir meydan okumadır. Sure, Ebû Leheb’in asla iman etmeyeceğini o hayattayken haber vermiştir. Ebû Leheb, bu surenin nüzulünden sonra yıllarca yaşamış; Kur’an’ın bu iddiasını çürütmek adına –yalandan bile olsa– “İman ettim” diyerek İslam davasını zora sokma fırsatına sahip olmuştur. Ancak kalplerin anahtarı elinde olan Yüce Allah, onun bu hamleyi yapamayacağını ezeli ilmiyle bildirmiştir. O, öfkesine esir olmuş, her geçen gün düşmanlığını daha da bilemiş ve nihayetinde bu gaybî haberin doğruluğunu kendi sonuyla tescil etmiştir.

2) Servetin Acziyeti: Kibrin Hüsranı
Ebû Leheb; Kureyş’in en zenginlerinden, soylu bir sülalenin ferdi ve Peygamberimizin bizzat öz amcasıydı. Ancak bu dünyevi imtiyazların hiçbiri, kalpteki iman yoksunluğunu telafi etmeye yetmemiştir. Tebbet Suresi, insanlığa şu evrensel dersi haykırır: Kurtuluş; makamla ya da yığılmış servetlerle değil, ancak samimi bir teslimiyetle mümkündür.

3) İlahi Adaletin Dünyevi ve Uhrevi Tecellisi
Bu sure, İslam’ın nurunu söndürmeye çalışanların akıbetini gösteren bir aynadır. Müminler için bir teselli, zalimler için ise korkunç bir uyarıdır. Nitekim Ebû Leheb’in sonu, sadece ahiretteki alevli ateşle sınırlı kalmamış, bu dünyada da ibretlik bir sefalete dönüşmüştür. Bedir yenilgisinin acısıyla sarsılan ve amansız bir hastalığa yakalanan Ebû Leheb, öldüğünde kendi çocukları bile yanına yaklaşamamış; naaşı günlerce kokmuş ve nihayetinde uzak bir yere, uzun sopalarla sürüklenerek bir çukura itilmiştir. Bu hazin son, Peygamber’e düşmanlık edenlerin hem bu dünyada hem ukbada nasıl bir hüsrana uğrayacağının somut bir örneğidir.

4) Hidayet Vesilesi
Kur’an’ın bu açık meydan okuması ve Ebû Leheb’in bu hükmü değiştirecek tek bir kelimeyi dahi söyleyememesi, o dönemdeki pek çok müşriği derin bir tefekküre sevk etmiştir. Bir insanın, bir başkasının gelecekteki iradesi üzerinde bu denli kesin ve yanılmaz bir hüküm vermesinin imkansızlığını fark eden selim akıl sahipleri, bu sözün ancak her şeye hakim bir yaratıcıya ait olabileceğini anlayarak İslam’ın nuruna koşmuşlardır.

Hasılıkelam: Büyük müfessir İmam Kurtubi de bu hakikati veciz bir şekilde ifade etmiştir : “Bu surede Ebû Leheb hakkında verilen hüküm, onun iman etmeyeceğini bildiren gaybî bir haberdir ve bu Kur’an’ın apaçık mucizelerindendir.” (Kurtubî, el-Câmi’ li-Ahkâmi’l-Kur’ân, Tebbet Suresi Tefsiri)

Paylaş