Akıldan, mantıktan, şuurdan ve bilinçten yoksun olan bir bitki türünün dünyanın her yerinde aynı yaprak desenine, aynı damar yapısına ve aynı biyolojik programa sahip olması; bize, bu düzenin tesadüfî değil, bilinçli bir planın eseri olduğunu gösterir. Çünkü bir bitki; nerede doğarsa doğsun, hangi kıtada yetişirse yetişsin, kendi türüne ait özellikleri şaşmadan tekrar eder. Afrika’da yetişen bir papatya ile Anadolu’da yetişen bir papatya aynı matematiksel düzeni, aynı simetriyi ve aynı planı taşır. Bu durum, doğada işleyen evrensel bir kanunun ve ilmin varlığına işaret eder.
Şimdi şöyle düşünelim. Bir matbaadan çıkan kitapların hepsi aynı harf düzenine sahiptir. Hiç kimse o kitabın harflerinin rüzgârın savurmasıyla ya da mürekkebin tesadüfen kâğıda sıçramasıyla ya da yerçekimi kanunuyla oluştuğunu iddia etmez. Çünkü düzenli bir yazı, yazarı; planlı bir eser, ustayı gösterir. Aynı şekilde, her bahar mevsiminde milyarlarca bitkinin aynı programla filizlenmesi, çiçek açması ve meyve vermesi; kâinatta kör tesadüflere yer olmadığını göstermektedir.
Ünlü Fransız matematikçi Émile Borel, ihtimal hesabı üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda şu dikkat çekici ifadeyi kullanmıştır: “Matematikte olasılığı son derece küçük olan bir olay, pratikte imkânsız kabul edilir.”
Bu yaklaşım, doğadaki düzenin rastgele oluşma ihtimalinin imkânsızlığını anlamamıza yardımcı olur. Bir bitkinin yaprağındaki damarların belirli bir geometriyle oluşması, hücrelerin belirli bir sırayla dizilmesi ve her nesilde aynı planın korunması; tek bir yaprakta bile üstün bir ilim ve hikmet olduğunu gösterir.
James Clerk Maxwell doğadaki denge ve düzen hakkında şunları söylemektedir: Doğayı incelemek, Tanrı’nın yarattığı düzeni anlamaya çalışmaktır; çünkü doğa yasaları O’nun koyduğu kuralların bir ifadesidir.
Gerçekten de bir yaprağın damar yapısına mikroskopla bakıldığında, adeta bir mühendislik haritası gibi düzenli kanallar görülür. Bu kanallar, suyu ve besini en verimli şekilde dağıtacak biçimde tasarlanmıştır. Üstelik bu tasarım, dünyanın neresine gidilirse gidilsin aynı türde değişmeden tekrar eder. Bu durum, tek bir Zat tarafından yönetilen bir sistemin varlığını göstermektedir.
Bunu günlük hayattan basit bir örnekle de anlayabiliriz:
Bir fabrikanın ürettiği ürünlerin hepsi aynı ölçüde ve aynı özellikte olur. Çünkü hepsi aynı kalıptan çıkar. Eğer bir yerde aynı modelde milyonlarca ürün görüyorsak, bunun sebebi o ürünlerin bir üreticisinin olmasıdır. Aynı şekilde, doğada aynı yapıya sahip sayısız bitki görmek; ortak bir ilmin ve kudretin eserine işaret eder.
Ünlü fizikçi Isaac Newton da doğadaki düzeni incelerken şu sonuca varmıştır: Güneşin, gezegenlerin ve kuyruklu yıldızların bu güzel sistemi ancak akıllı ve kudretli bir varlığın planı olabilir.
Sonuç olarak; aklı, iradesi ve bilinci olmayan bir bitkinin dünyanın her yerinde aynı şekli, aynı rengi, aynı kokuyu, aynı boyutu ve aynı düzeni koruması; tesadüflerin değil, ilmin ve kudretin hâkim olduğunu gösterir. Bu düzen, doğada görülen birliğin ve sürekliliğin bir işareti olarak değerlendirilebilir. Nasıl ki bir mühür, sahibini gösterir; aynı şekilde doğadaki tekrar eden düzen ve simetri de, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten bir kudretin izlerini düşündürür.
Sadece tek bir yaprak üzerinde bile bu kadar harika işler olması insanı hayrette bırakacak kadar mükemmeldir. Bu kudret hakkında İmam-ı Şafi şöyle demiştir Aynı su ile sulanan bir ağaçtan; bir yaprak ipek böceğinin ağzında ipek olur, arının ağzında bal olur, ceylanın ağzında misk olur. Bu, Allah’ın kudretinin apaçık bir delilidir. Bu kadar farklı neticeleri meydana getiren, elbette tek bir yaratıcıdır.



