Üslûb-u Beyân Aynıyla İnsan

Üslûb-u beyân aynıyla insan sözü, bir kişinin konuşma tarzının, kelime seçimlerinin ve kendini ifade ediş biçiminin aslında onun karakterinin, iç dünyasının ve ahlakının bir aynası olduğunu anlatır. İnsan, içindekini dışarıya diliyle sızdırır; kalpte ne varsa kelimelere o dökülür. Zarif bir ruh, nezaketle örülmüş bir dil kullanırken; kaba ve hoyrat bir karakter, sesindeki tonlamadan seçtiği sert sözcüklere kadar her haliyle kendini ele verir. Bu bakımdan üslup, sadece bir hitabet meselesi değil, bir kimlik beyanıdır.

Dilin ve konuşmanın estetiği, düşüncenin derinliğiyle doğru orantılıdır. İnsan neyi dert ediniyorsa ve zihnini neyle meşgul ediyorsa, kullandığı üslup da o iklimin rengini alır, o bahçedeki meyveleri toplar. Kelimeler sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda ruhun dışarıya açılan pencereleridir. Bu pencereden bakanlar, konuşan kişinin hoşgörüsünü, nezaketini, öfkesini, bilgeliğini veya sığlığını net bir şekilde görebilirler. Dolayısıyla bir insanın üslubunu düzeltmesi, aslında iç dünyasını terbiye etmesi ve kendini yeniden inşa etmesiyle mümkündür.

Son olarak Yunus Emre’nin de dediği gibi: “Girdim ilim meclisine eyledim kıldım talep dediler ilim geride illa edep illa edep” Dinimizde en öncelikli konulardan biri olan ilim bile edebin konuşmanın üslubu beyanın gerisinde zikredilmişse insanın en büyük önceliklerinden biri üslubunu düzeltmek olacaktır.

Paylaş