1917 Sonrası Sovyet Zulmü: Bolşevizm, Müslüman Coğrafyalar ve Tarihin Unutulmayan Sürgünleri

Bolşevik İhtilali 1917 yılında gerçekleştikten hemen sonra, Lenin liderliğindeki Sovyet yönetimi, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı ve toprak bütünlüğü bakımından Rusya’nın merkezî topraklarından çok daha geniş olan Ural, İdil, Sibirya, Kırım, Kafkasya ve Türkistan bölgelerinde son derece şiddetli politikalara ve katliamlara imza atmıştır. Bu bölgeler, çevrelerindeki diğer coğrafyalara nispeten çok daha verimli yer altı ve yer üstü kaynaklarına ev sahipliği yapmaktaydı. Örneğin Kırım ziraatte ve tarımsal üretimde, Kafkasya petrol yataklarında, Türkistan bölgesi ise asırlık birikimiyle ilim ve kültür sahasında oldukça ileri bir seviyedeydi. Ne yazık ki Bolşevik İhtilali’nin ardından bu bölgelerdeki Müslüman nüfus büyük oranlarda katledilmiş, suni kıtlıklar yoluyla açlığa mahkûm edilerek zaman içinde erimeleri sağlanmış ya da sistematik olarak yurtlarından sürgün edilmiştir. Bu tehcir ve imha politikalarının akabinde ise boşaltılan stratejik noktalara Müslüman olmayan unsurlar yerleştirilmiştir.

1917 İhtilali’nden yaklaşık 14 ay sonra, 1918 yılında Lenin’in emriyle İslam topraklarına yönelik topyekûn bir askerî harekât kararı çıkarılmış ve bölgedeki Müslüman halklar büyük bir yıkıma uğratılmıştır. 1918’in sonlarına doğru İdil-Ural, Kuzey Kafkasya ve Hokand hanlığı (eyaleti) istila edilmiştir. 1919 yılına gelindiğinde Alaş Orda ve diğer yerel yönetimler baskı altına alınmış; 1920 yılının Nisan ayında ise Kırım tamamen işgal edilerek Azerbaycan’a karşı büyük bir saldırı başlatılmıştır. Azerbaycan’ı kısa sürede egemenliği altına alan Lenin yönetimi, hemen ardından Harezm (Hive) Halk Cumhuriyeti ve Buhara Emirliği üzerine yürümüştür. Karşılarındaki Bolşevik ordularına karşı Müslüman halklar her ne kadar canla başla direnseler de askerî imkânsızlıklar nedeniyle muzaffer olamamış ve bu eşitsiz mücadelenin neticesinde mağlup olmuşlardır.

İslam’a Yönelik Fikri Savaşlar, syf 104, Araştırma Yayınları

Bu savaşlar ve işgaller sırasında Müslümanlara uygulanan zulüm ve baskı o kadar amansız bir raddeye ulaşmıştır ki, sadece Kırım’da 1922 yılının Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında 40 binin üzerinde insan açlıktan hayatını kaybetmiştir. Kırım üzerinde uygulanan bu sistemli aç bırakma, savaş, zulüm, sürgün ve toplu yıkım politikalarının sonucunda, 1917-1940 yılları arasında bölgedeki Müslüman nüfus milyonlardan son derece trajik seviyelere gerilemiştir. Benzer şekilde, bölgedeki İslam medeniyetinin izlerini silmek amacıyla yürütülen faaliyetler neticesinde 1500’ün üzerinde olan cami sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az bir sayıya, yani neredeyse 10 taneye kadar düşürülmüştür.

Yukarıda zikredilen ve bugün internet ortamındaki pek çok açık kaynakta insanların rahatça ulaşabileceği tarihi vesikalar gün gibi ortadayken, halen ülkemizde Bolşevikliğin ve komünizmin fikirlerini başka isimler altında maskeleyen ya da bu ideolojileri farklı düşüncelerin altına yamayarak toplumda yaymaya çalışan birtakım kimseler mevcuttur. Tarihten ders almayan bu figürlerin eline en küçük bir yetki veya alan geçtiğinde, ülkemizde fikrî, kültürel ya da toplumsal bir kargaşa çıkardıkları herkesin malumudur. Kısacası, anarşiye kapı aralayan, ülkemizin birliğini, beraberliğini ve dirliğini bozmayı hedefleyen bu gibi akımlara karşı toplumsal hafızamızı diri tutarak fikren ve manen son derece uyanık olmamız lazımdır. Özellikle geçen asırda coğrafyamızda inançsızlık ve materyalizm cereyanlarının patlak vermesine zemin hazırlayan ve günümüzde de bu köhne ideolojileri modern söylemlerle devam ettirmeye çalışan odaklara karşı, ilmî ve fikrî mücadelemizi kararlılıkla sürdürmemiz hayati bir önem arz etmektedir.

İsim isim katliam tarihçesi okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/isim-isim-katliam-tarihcesi/

Katliam yapan bazı liderler ve yaptıkları katliamları okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/katliam-yapan-bazi-liderler-ve-yaptiklari-katliamlar/

Paylaş