Bir Müslümanın Başına Gelebilecek En Kötü Şeylerden Biri: Ümitsizlik

Dinimizde ümitsizlik (yeis), sadece geçici bir moral bozukluğu değil; kalbi çürüten, kişisel ve toplumsal görevlerini görmezden getiren, maddi manevi gelişimi durduran, insanı hem dünyada hem de ahirette tüketen en tehlikeli manevi hastalıklardan biridir. Bir Müslümanın başına gelebilecek en kötü senaryolardan biri olarak kabul edilir çünkü ümitsizlik, doğrudan Allah’ın sonsuz rahmetini, kudretini ve adaletini gölgelemeye götüren bir süreçtir.

Müslüman, kelime anlamı itibariyle “teslim olan ve güvene eren” kişidir. Dolayısıyla iman, doğası gereği içinde her zaman bir umut barındırır. Ümitsizliğe düşmek ise bu güven bağının zedelenmesi anlamına gelir. Oysa İslam tarihi, en zor anlarda bile ümidini kaybetmeyen insanların örnekleriyle doludur. Hz. Nuh asırlar boyunca tebliğ ettiği halde az sayıda insanın iman etmesine rağmen vazgeçmemiştir. Hz. Yusuf kuyuya atılmış, köle olarak satılmış ve yıllarca zindanda kalmıştır; fakat Allah’ın rahmetinden ümidini kesmemiştir. Mümin bilir ki bugün çözümsüz görünen bir mesele yarın Allah’ın izniyle kolaylaşabilir. Bugün kapanmış görünen kapılar yarın ardına kadar açılabilir. İnsan sebeplere bakarak karamsarlığa düşebilir; fakat Allah’ın kudreti sebeplerle sınırlı değildir. Sebepler dairesinde ihtimallerin bitmiş gibi görünmesi aslında bizim ümitsizliğimizden kaynaklı bir durumdur. Nazarımızda ihtimaller bitebilir fakat Allah sonsuz kudret sahibi olduğundan her türlü kapıyı bizlere tekrardan açabilir.

Kur’an-ı Kerim ümitsizliği kesin bir dille reddetmiş ve insanlara tevekkül sahibi olmayı, sabretmeyi, Allah’ın kudretine güvenmeyi öğütlemiştir. Ayette: “De ki: ‘Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Zümer 53)

Dinimiz, ümitsizliği inançsızlığın veya sarsılmış bir imanın bir vasfı olarak görür:
“…Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (Yûsuf 87) buyrularak Allah’ın rahmetinden ümit kesmenin tehlikesi gözler önüne serilmektedir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), hayatı boyunca en ağır imtihanlardan, savaşlardan ve kayıplardan geçmiş bir liderdir. Kendi elleriyle altı çocuğunu toprağa vermiş, yurdundan çıkarılmış, yakınlarının inkârıyla karşılaşmış fakat zerre kadar ümitsizliğe düşmemiş ve bizlere her konuda olduğu gibi ümitsizliğe düşmeme noktasında da ışık kaynağı olmuştur. Hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır: “Müminin durumu ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır. Bu durum yalnız mümine mahsustur: Başına güzel bir şey gelse şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelse sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64) Kısacası her halimiz, her durumumuz Allah’ın kudreti ve iradesi dahilindedir. Bundan dolayı başımıza gelen olumlu olumsuz her işte Allah’ı anmamız gerekmektedir.

Sual: Ümitsizlik neden bu kadar tehlikelidir?

Cevap: Ümit eden insan çabalar, dua eder, düştüğü yerde kalmaz ayağa kalkar, zorluklarla mücadele eder ve bütün işlerinin sonucunu Allah’tan bekler. Ümitsiz insan ise zaten olmayacak diyerek köşesine çekilir. Mücadeleyi, çabayı, zorluklara direnmeyi bir kenara bırakır ki bu da tabiri caizse manevi bir ölüm şeklidir.

Şeytan, insana önce hata yaptırır, sonra da sen artık çok kirlendin, Allah seni affetmez diyerek onu tamamen bataklığa çeker. Kişi bu bataklığa Allah’ın rahmetinin sonsuz olduğunu düşünerek girmez ve her olayın gelip geçici bir imtihan olduğu gerçeğini hiçbir zaman unutmaz.

Bir Müslüman için dünya hayatı inişler ve çıkışlarla doludur. Sınavlar ağırlaşabilir, borçlar birikebilir, hastalıklar yakalayabilir ya da günahlar boyu aşabilir. Ancak bir Müslümanın lügatinde bittim, olmaz, geri dönüşü yok, kelimeleri yoktur; Rabbim var herşey var hakikati vardır.

Son olarak Mevlânâ Celaleddin-i Rumi’nin şu dizeleri konumuzu özetleyecek tarzdadır:

“Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman bilmem, sen yeter ki o kapıda durmayı bil!”

“Ümitsizlik köyüne gitme, ümitler var. Karanlık tarafa gitme, güneşler var.”

“Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın olan andır.”

Ümitsizliğin Tehlikesi hakkında bazı güzel sözler isimli yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/umitsizligin-tehlikesi-hakkinda-bazi-guzel-sozler/

Paylaş