Sual: Aklınızın almadığı herşeye Allah yarattı diyorsunuz. Vakti gelince bilimsel olarak o olayın da nasıl olduğu anlaşılır ve açıklanır.
Cevap: Bir doğa olayının bilimsel olarak açıklanabilmesi veya henüz gizemini koruyor olması, Allah’ın varlığına ya da yokluğuna bir delil teşkil etmez; bilakis kâinattaki düzenin bizzat kendisi Yaratıcı’nın varlığına delildir. Zira evrendeki her varlık ve her sistem, kendi lisanı haliyle bir sanatkârı haykırmaktadır.
Bugün Güneş’in Dünya’ya olan uzaklığı, Dünya’nın eksen eğikliği, mevsimlerin kusursuz döngüsü, yerçekimi yasası, buharlaşma ve yoğunlaşma dengesiyle yağmurların yağması ya da yer altı kaynaklarının oluşumu bilimsel olarak açıklanabilmektedir. İnsanlık, bu mekanizmaların nasıl çalıştığına dair bilgisinin üzerine her gün yeni doğrular eklemektedir. Ancak dikkat edilirse, biz Müslümanlar zaten bilimsel açıklaması yapılmış olan bu sistemler için de Allah yarattı demekteyiz.
Çünkü bir sistemin çalışma prensibini (nasılını) bilmek, o sistemin kendi kendine var olduğunu (nedenini) açıklamaz. Güneş gibi Dünya’dan yüz binlerce kat büyük bir kütleyi yaratmak, onu milimetrik bir hesapla sisteme yerleştirip saniyede onlarca kilometre hızla döndürmek, hem Dünya’yı ısıtıp aydınlatmasını sağlamak hem de ışığıyla Ay’ı bir ayna gibi kullanıp gecemize rehber etmek ancak sonsuz bir ilim ve mutlak bir güçle mümkündür. Akıl ve şuur sahibi insanoğlu, binlerce yıllık teknolojik birikimiyle ancak birkaç yüz metrelik gökdelenler veya astronomik hesaplara dayalı piramitler inşa edebilirken; bu yapılardan katbekat büyük, karmaşık ve canlılığın devamı için hayati olan Güneş sistemini kör tesadüflere bağlamak kesinlikle yanlıştır. Mükemmel bir mimari, mutlak surette mükemmel bir mimarı gerektirir.
Özetle; herhangi bir fenomenin bilimsel olarak açıklanması, onun tesadüfen, olasılıklarla ya da şuursuz doğa kanunlarıyla meydana geldiğini göstermez. Bugün bir ilacın insan vücudundaki biyokimyasal etkilerini formüllerle açıklayabiliyor oluşumuz, o ilacın laboratuvarda tesadüfen veya elementlerin kendi kendine birleşmesiyle ortaya çıktığını kanıtlamaz. Tam tersine; o formül bize insan anatomisine hâkim, sebep-sonuç ilişkilerini bilen ve fayda-zarar hesabı yapabilen bir kimyagerin varlığını gösterir. İşte kâinattaki tüm yasalar da o ilacın formülü gibidir; işleyişin çözülmesi, formülü yazan Sonsuz İlim Sahibi’nin ispatıdır.



