Haberin Doğruluğu, Haberi Getiren Kişinin Doğruluğuyla Orantılıdır.

Haberin doğruluğu, haberi getiren kişinin doğruluğuyla orantılıdır. İnsanlar, herkesçe yalancı olarak bilinen ve güvenini tamamen kaybetmiş bir kimsenin getirdiği habere, doğru bile olsa itibar etmezler. Çünkü güven bir kez kaybedildiğinde, söylenen hakikat bile şüpheyle karşılanır. Herkesin bildiği yalancı çoban hikâyesi bunun en güzel örneklerinden biridir. İki defa yalan söylediğine şahit olunan çobanın üçüncü defa verdiği doğru haber ciddiye bile alınmamış, insanlar onun yardım çağrısını yine yalan zannetmişlerdir. Böylece haberi doğru olsa da, haberi getiren yanlış olduğu için doğru yere düşmüştür.

Buna karşılık, haberi getiren kişi dürüstlüğü, adaleti, doğruluğu ve güvenilirliğiyle tanınan biriyse, insanlar onun sözlerine gönül rahatlığıyla itimat ederler. Çünkü doğru sözlü olduğu bilinen bir kimsenin yalan söylemesi hiçbir şekilde beklenilmez hele ki en zor ve en ağır şartlar altında dahi kendisini ispat etmişse. Bu durum, insan fıtratının değişmeyen bir gerçeğidir.

İşte 124 bin peygamber bu hakikatin en büyük delillerindendir. Allah Teâlâ, insanlara vahyini ulaştırmak için toplumlarında dürüstlükleri, eminlikleri ve güzel ahlaklarıyla temayüz etmiş kimseleri seçmiştir. Onlar, yaşadıkları toplumlarda güvenilirlik noktasında zirvede oldukları gibi, ahlaki yaşayışlarıyla da herkese örnek olmuşlardır. Nübüvvet görevinden önce bile hiçbirinin yalan söylediği, emanete ihanet ettiği veya insanları aldattığı görülmemiştir. Aksine, dostları doğrulugunu tasdik etmiş düşmanları da onların doğruluğunu tasdike mecbur kalmışlardır.

Nitekim Hz. Peygamber Aleyhisselam’ı öldürmek için evini kuşatan müşriklerin bile emanetleri o sırada onun evinde bulunuyordu. Çünkü canına kasteden kimseler dahi mallarını emanet edecekleri en güvenilir kişinin o olduğunu biliyorlardı. Peygamberliğinden önce kendisine verilen El-Emin lakabı da bunu göstermektedir. Bu unvanı ona sevenleri değil, bizzat içinde yaşadığı toplum vermişti. Hatta İslam’ın ilk dönemlerinde birçok kişi, sadece onun yüzündeki doğruluk ve güvenilirliği görerek iman etmiştir. Bunlardan biri olan Abdullah bin Selam, Hz. Peygamber’i ilk gördüğünde, Bu yüzde yalan olmaz diyerek Müslüman olmuştur.

Yukardaki örneklerden de anlaşılacağı üzere peygamberlerin doğruluğu ve güvenilirliği, getirdikleri vahyin doğruluğunu kabul etmede en büyük etkendir. Kısacası büyük haberler (vahiyler) büyük insanlarla (peygamberlerle) gönderilmiştir.

Peygamberlerin hak olduğunun akli delilleri nelerdir isimli yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/peygamberlerin-hak-oldugunun-akli-delilleri-nelerdir/

Paylaş