Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur: “O ki yarattığı her şeyi güzel yaptı…” (Secde, 7)
Bu ayet, kâinata bakışımızı derinden etkileyen son derece kapsamlı bir hakikati ifade eder. Allah Teâlâ’nın yarattığı her varlık, hem yaratılışındaki düzen hem de taşıdığı hikmet bakımından bir güzellik taşır. Bu güzellik bazen insanın gözüyle gördüğü estetik bir uyumdur, bazen de aklın fark ettiği derin bir hikmettir. Ayet bize, kâinatta rastgelelik değil; bilinçli, hikmetli ve kusursuz bir yaratılış olduğunu öğretir.
Yeryüzüne baktığımızda bu ilahî güzelliğin sayısız örneğini görürüz. Bir çiçeğin yapraklarının simetrisi, kelebeklerin kanatlarındaki renk düzeni, yıldızların gökyüzünde belirli kanunlarla hareket etmesi… Bunların her biri, yaratılıştaki sanatın bir yansımasıdır.
İnsan çoğu zaman sıradan gördüğü şeylerin aslında ne kadar büyük bir sanatın ürünü olduğunu düşünmez. Oysa bir tek yaprağın damarları bile incelendiğinde, insanın aklını hayrete düşüren bir düzen ve hassasiyet görülür.
Bu güzellik yalnızca dış görünüşte değildir; varlıkların işleyişinde de kendini gösterir. Mesela insan vücudu başlı başına bir mucizedir. Kalbin sürekli çalışması, akciğerlerin nefes alıp vermesi, gözün görmesi ve beynin bu bilgileri işlemesi, hepsi mükemmel bir sistem içinde gerçekleşir. Eğer bu düzenin en küçük bir parçası bile aksasa hayatın devamı mümkün olmazdı. İşte ayetin işaret ettiği güzelliklerden biri de bu kusursuz işleyiştir.
Ayrıca kâinattaki her varlığın bir görevi vardır. Güneş dünyayı ısıtır ve hayatın devamını sağlar. Yağmur toprağı canlandırır. Arılar çiçeklerden topladıkları nektarla bal üretirken aynı zamanda bitkilerin çoğalmasına da vesile olurlar. İnsan ilk bakışta basit görünen bu olayların aslında ne kadar büyük bir denge içinde gerçekleştiğini düşündüğünde, yaratılışın hikmetini daha iyi anlar.
Bazen insan bazı şeylerin neden yaratıldığını anlayamayabilir. Fakat bu durum onların hikmetsiz olduğu anlamına gelmez. İnsan bilgisinin sınırlı olması, yaratılışın hikmetinin olmadığı anlamına gelmez. Tarih boyunca birçok şey ilk başta zararlı veya gereksiz sanılmış, fakat zamanla faydaları anlaşılmıştır. Bu da bize, Allah’ın yarattığı her şeyde bir hikmet bulunduğunu gösterir.
Bu ayet aynı zamanda insana bir bakış açısı kazandırır. Kâinata sadece maddî bir gözle değil, tefekkür gözüyle bakmayı öğretir. Bir mümin, doğaya baktığında sadece bir manzara görmez; aynı zamanda Allah’ın sanatını ve kudretini de görür. Böyle bir bakış, insanın kalbinde hayranlık, şükür ve tevazu duygularını artırır.
İnsanın kendi yaratılışı da bu güzelliğin bir parçasıdır. Kur’ân başka bir ayette insanın “en güzel biçimde yaratıldığını” bildirir. Dışardan bakıldığında var olan simetri, vücudunda var olan bütün herşeyin gaye ve hikmetle yaratılması, herbir uzvun ayrı ayrı görevleri, tatma, görme, duyma, hissetme gibi duyuları ve daha nicesiyle insanın ne kadar mükemmel yaratıldığı herkesçe görünmektedir. İnsan hem akıl hem de irade sahibi olarak yaratılmıştır. Bu özellikler sayesinde hem kendinde hem diğer canlılards hem de kâinattaki düzeni anlayabilir, Allah’ın kudretini fark edebilir ve bilinçli bir şekilde O’na yönelir. Böylece insan, yaratılıştaki güzelliği fark eden ve onu anlamlandıran bir varlık olur.
Sonuç olarak “O ki yarattığı her şeyi güzel yaptı” ayeti, kâinatın baştan sona bir sanat eseri olduğunu bildirir. Dağlardan denizlere, yıldızlardan canlılara kadar her varlık ilahî bir düzen ve hikmet içinde yaratılmıştır. İnsan bu güzelliği gördükçe, yaratıcıyı daha iyi tanır ve O’na karşı şükrünü artırır. Kâinatı dikkatle seyreden ve içindeki güzellikleri temaşa eden bir kalp için her varlık, Allah’ın kudretini ve sanatını anlatan birer ayet birer delildir.
Sual: Zahiren bazı şeylerde çirkinlik var misalen engelli doğumlar. Bu ayette ki manaya zıt değil mi?
Elcevap: Hayır zıt değildir. Zira güzellik iki kısımdır. Birincisi hüsnü bizzat yani zatı itibariyle güzel olandır. Bir papatyadaki şirinlik, bir çocuğun simasındaki güzellik gibi. İkincisi hüsnü bilgayr yani zatıyla değil sonucu itibariyle güzel olandır. Misalen vücudumuzda var olan ve fıkıhta necis sayılan kazurat. Eğer vücudumuzda bu sistem olmasaydı yediklerimizi dışarı atamazdık, yeryüzünde var olan sayısız nimeti tadamazdık sağlık açısından da bakıldığı zaman eğer boşaltım sistemi olmasaydı belki de ömrümüz birkaç haftaydı. Bu misal herşeyde bir güzellik olduğunu bizlere çok net bir şekilde anlatmaktadır.
Görüldüğü gibi bazı şeyler zahiren güzel olmasa bile hikmet, maksat, gaye noktasında güzeldir.



