Hristiyan, Yahudi ve Sabiilerin Ahiretteki Durumu

Sual: Bakara 62’de Hristiyan, Yahudi ve Sabiiler cennete girecek denilirken Âl-i İmrân 85’te İslam dışı inançlar kabul edilmeyecek deniliyor. Bunu açıklar mısınız?

Cevap: Bu iki ayet farklı iki meseleden bahsetmektedir. Bakara 62 özelde Selmân-ı Fârisî’nin arkadaşları, genelde Resûlullah Aleyhisselam’ın tebliği kendisine ulaşmayanlar hakkında nüzul olmuşken Âl-i İmrân 85 ise özelde Hâris ibn Süveyd ve arkadaşları, genelde ise İslam dışı din aramanın hüsran olduğunu belirtmek için nazil olmuştur. Bu kısa açıklamadan sonra ilgili ayetlere ve ayrıntılara bakalım.

Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hristiyanlar ve Sabiilerden Allah’a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. (Bakara 62)

Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Âl-i İmrân 85)

Bakara 62’nin nüzul sebebi olarak tefsir kitaplarında şu olay anlatılır: Selmân-ı Fârisî, İran’da Mecusi (ateşe tapan) bir ailenin oğluydu. Hakikati aramak için evinden kaçtı; sırasıyla Musul, Nusaybin ve Amuriye’deki (Amorium) Hristiyan rahiplerin yanında uzun yıllar hizmet etti ve ibadetle yaşadı. Yanında kaldığı son rahip vefat ederken Selmân-ı Fârisî’ye, “Ahir zaman peygamberinin gelmesinin yakın olduğunu, onun İbrahim’in dini üzere gönderileceğini ve Arabistan taraflarına hicret edeceğini” müjdeledi.
Selmân-ı Fârisî, Medine’ye gelip Hz. Peygamber (s.a.v.) ile tanışıp Müslüman olduktan sonra, geçmişte yanlarında kaldığı, kendisinden çok etkilendiği, ibadetlerine ve dürüstlüklerine şahit olduğu eski rahip arkadaşlarını hatırladı.

Bir gün Resûlullah’ın (s.a.v.) huzuruna çıkarak o arkadaşlarını Peygamberimize anlattı:
“Ya Resûlullah! Onlar namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar, senin geleceğine inanıyorlar ve senin peygamber olarak gönderileceğine şehadet ediyorlardı.” dedi. Bunun üzerine, Hz. Peygamber de “Onlar İslâm dini üzere ölmediler” buyurdu. Bunun üzerine Bakara 62. ayet nazil oldu ve Hz. Peygamber Selmân-ı Fârisî’yi yanına çağırarak şöyle buyurdu: “Bu âyet senin arkadaşların hakkında indi. Kim benim peygamber olarak geldiğimi işitmeden önce Îsâ’nın dini ve İslâm üzere ölürse o hayırdadır. Ama bugün kim beni işitir de bana iman etmezse o da helâk olmuştur.”

Ayetin nüzul sebebine ve Peygamberimizin açıklamalarına bakacak olursak bu ayetin bütün Hristiyan, Yahudi ve Sabiileri kapsamadığı aşikârdır. Kendilerine din tebliği ulaşmamış ve Hz. Peygamber’in getirdiklerini bilmeden ölmüş kimseler kastedilmektedir. Bu konu itikat kitaplarında geniş bir şekilde fetret ehli bahsinde işlenmiştir. Kısaca ayet fetret ehlinden bahsetmektedir.

Âl-i İmrân 85. ayet hakkında tefsir kitaplarında şu olay anlatılır: Hâris ibn Süveyd ile birlikte irtidad edip Mekke’ye giden; Hâris’in pişman olup tekrar Müslüman olarak Medine’ye dönüşünden sonra da Mekke’de irtidat halinde kalıp “Şimdilik uygun gördüğümüz kadar Mekke’de kalalım, sonra Medine’ye dönmek istediğimiz zaman döneriz.” diyenler hakkında nazil olduğu da söylenir.

Ayetin nüzul sebebine bakacak olursak özelde irtidat edip başka dine geçen küçük bir grup hakkında nazil olmuşken genel olarak herkes için bir uyarıdır. Ayetin mealinden ve bu konuyla alakalı başka ayetlerden de anlaşılacağı üzere din kendisine ulaşmış olan her birey İslam üzerine itikat ile mükelleftir. Bu mükellefiyeti reddedenler ise ahirette hüsrana uğrayacaklardır.

Sonuç olarak kendisine din tebliği ulaşmış, Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın getirdiklerinden haberdar olan herkes İslam dinini kabul etmekle mükelleftir, kabul etmeyenler ise ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. Kendisine din tebliği ulaşmamış olan Hristiyan, Yahudi, Sabii ya da başka bir inanca mensup olanlar da Fetret ehli sayılmıştır.

Fetret ehli ile ilgili yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/fetret-ehli/

Paylaş