Herkesin bildiği gibi bir bina inşa edilirken öncelikle temelden başlanır ve kademe kademe çatıya doğru ilerlenir. Aynı yapısal hiyerarşi ve aşamalılık kâinat için de geçerlidir. Evren, Big Bang (Büyük Patlama) anından bu yana maddenin şekillenmesi, fizik yasalarının oturması, galaksilerin belirmesi, Güneş sistemi ve Dünya’nın meydana gelmesi gibi kritik merhalelerden geçerek bugünkü son halini almıştır. Dolayısıyla kâinatın ilk anından itibaren bu kozmik kronolojideki herhangi bir parça veya yasa yerinden çıkarılsa, şu anki yaşam parametreleri oluşamayacak düzeyde kalır ya da hayat hiçbir şekilde var olamazdı.
Bu hassas dengenin en somut misallerinden biri, demir elementinin oluşumu ve dünyamıza ulaştırılışıdır. Doğada demirin meydana gelebilmesi için bir yıldızın çekirdek sıcaklığının en az elli milyon dereceye ulaşması gerekir. Oysa Dünya çekirdeğinin yaklaşık 6 bin derecelik ısısı, hatta Güneş’in 15 milyon derece civarındaki merkez sıcaklığı bile demir elementini sentezlemek için yeterli değildir. Hayatımızın ve teknolojimizin temel taşı olan demirin, ancak çekirdek sıcaklığı 50 milyon derece ve üzerinde olan devasa yıldızlarda üretilip süpernova patlamalarıyla uzaya savrularak dünyamıza ulaşmış olması, kâinattaki her şeyin milimetrik bir plan dahilinde kusursuzca işlediğini gösterir.
Bu kusursuz yaratılış sadece kozmik ölçekte değil, dünyamızda ilk bakışta kötü ve felaket olarak algıladığımız yerel doğa olaylarında da görmek mümkündür. Örneğin, yanardağ patlamaları insanlık için korkutucu, yıkıcı ve ölümcül birer afet gibi görünür. Oysa volkanik faaliyetler olmasaydı, bugün üzerinde yaşayabileceğimiz bir Dünya var olamazdı. Dünyanın ilk dönemlerinde volkanlar sayesinde yeryüzüne salınan gazlar, bugünkü atmosferimizin temelini oluşturmuş ve su buharının yoğuşarak okyanusları meydana getirmesini sağlamıştır. Dahası, volkanik küller yeryüzündeki en verimli tarım topraklarını oluştururken, yer altındaki minerallerin yüzeye çıkması da yaşamın kimyasal döngüsünü besler. Eğer Dünya bu kötü görünen patlamalarla iç enerjisini dışarı atamasaydı, gezegenimiz tamamen ölü ve atmosferi olmayan bir kaya parçasından ibaret kalırdı.
Sistemdeki her unsur muazzam ve kusursuz bir şekilde ayarlanmıştır. Evrendeki veya doğadaki işleyişte tesadüfe ya da hataya yer yoktur; bu konudaki kusur veya amaçsızlık iddiaları, tamamen kişinin kendi bilgi eksikliğinden veya bütünü görememesinden kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak Allah’u Teâlâ istese herşeyi sebepsiz de yaratabilirdi; fakat var olan herşey geçmişe doğru gidildikçe zincirleme olarak başka bir hakikate bağlanıp nice bilemediğimiz hikmetlere sebebiyet verdiği için Allah’u Teâlâ tarafından bu şekilde takdir edilip yaratılmıştır ve sistemde bu olmasa başka türlü olsa denilen herşey kurulan bu muazzam sistemi daha da geri götürecek hatta belki yok edecekti.



