Peygamberler Neden Ricallerden (Erkek) Seçilmiştir

Senden önce de, şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber göndermedik. (Yusuf 109)

Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. (Nahl 43)

Bu iki ayet, çoğu İslam âlimine göre peygamberlerin erkeklerden seçildiğini gösterir. Azınlıkta da olsa bazı âlimler Hz. Meryem, Hz. Asiye gibi üstün meziyetli kadınların peygamber olduğunu söylemiştir.

Peygamberlik ağır bir toplumsal görevdir
Savaş, toplum yönetimi, seyahat, mücadele gibi zor şartlar içerir. Tarih boyunca peygamberler genellikle toplumun lideri, hakimi ve savaş komutanı olmuştur. Bunlarla beraber bütün peygamberlerin ortak 5 özelliğinden biri olan “tebliğ” görevi de bunlara eklenirse peygamberlerin niçin erkeklerden seçildiği anlaşılacaktır.

İslam âlimleri, peygamberliğin yalnızca vahiy almakla sınırlı bir makam olmadığını; aynı zamanda çok ağır toplumsal sorumluluklar içeren bir görev olduğunu özellikle vurgulamışlardır. Nitekim büyük müfessirlerden Fahreddin er-Râzî, peygamberlerin toplumun karşılaştığı en zor şartlarda dahi Allah’ın dinini ayakta tutmakla yükümlü olduklarını belirtir ve peygamberliğin “sadece bilgi öğretmek değil, insanları doğru yola sevk etmek için her türlü zorluğa katlanmak” anlamına geldiğini ifade eder. Bu sebeple peygamberlik, sabır, cesaret, metanet, ve güçlü bir liderlik gerektiren bir vazife olarak görülmüştür.

Kuran’ı Kerim’de, hadislerde ve tarih kitaplarında peygamberlerin hayatları anlatılırken onların sık sık düşmanlarla mücadele ettiklerini, sürgün edildikleri, savaşlara katıldıkları ve toplumlarını korumak için büyük fedakârlıklar yaptıkları vurgulanır. Hatta bazı peygamberlerin şehit edildiği de göz önüne alınırsa peygamberlik büyük bir azim ve sebat gerektirir. Peygamberler, sadece dinî rehber değil; aynı zamanda toplumun düzenini sağlayan, adaleti tesis eden ve gerektiğinde savaş meydanında halkının önünde duran önderlerdir. Bu durum, peygamberliğin ne kadar ağır ve çok yönlü bir görev olduğunu açıkça göstermektedir.

Büyük hadis ve fıkıh âlimlerinden İmam Nevevî ise peygamberlerin görevleri arasında tebliğin merkezi bir yer tuttuğunu belirtir. Ona göre peygamberler, Allah’tan aldıkları mesajı insanlara eksiksiz şekilde ulaştırmakla yükümlüdürler ve bu görev uğruna türlü eziyetlere sabretmişlerdir. Tebliğ görevi, yalnızca sözle anlatmak değil; toplum içinde yaşayarak örnek olmak, yanlışları düzeltmek ve insanları hakka çağırmak anlamına gelir. Bu nedenle peygamberlik, sürekli bir sorumluluk ve fedakârlık gerektiren bir davet vazifesidir.
Ünlü tarihçi ve düşünür İbn Haldun da peygamberlerin toplumların hem dinî hem de siyasî liderleri olduğunu ifade eder. Ona göre peygamberler, sadece inanç öğretmekle kalmamış; aynı zamanda devlet kurmuş, hukuk uygulamış ve toplumun birliğini sağlamışlardır. Bu yönüyle peygamberlik, bireysel bir ibadet makamı değil; toplumun tamamını ilgilendiren kapsamlı bir liderlik görevidir.

Sonuç olarak İslam âlimlerinin ortak vurgusu şudur: Peygamberlik, ağır bir tebliğ sorumluluğu, toplum yönetimi, mücadele ve sabır gerektiren tarihin en zor görevidir. Peygamberler, insanların doğru yolu bulması için hem sözleriyle hem de hayatlarıyla örnek olmuş, gerektiğinde zorluklara göğüs germiş ve hakikati insanlara ulaştırmak için büyük fedakârlıklar göstermişlerdir. Bu nedenle peygamberler erkeklerden seçilmiştir.

Paylaş