Salat Ne Demektir

“Salât” asli manasıyla “namaz” olarak çevrilir.

Şer‘î kullanımında tekbirle başlayıp selamla biten, kıyam-rükû-sücûd gibi rükünleri olan ibadetin adıdır.

Daha sonra mecaz/isti‘mâl yoluyla Allah’a nispetle “rahmet”, meleklere nispetle “istiğfar ve dua ”, insanlara nispetle “hürmet ve dua” olarak açıklanır.

Tarih boyunca var olan lügatlara baktığımızda bu anlamları kullandıkları görülmektedir.

1. Lisânü’l-ʿArab (İbn Manzûr, ö. 711/1311): Salât, bilinen ibadettir (namaz). Aslı dua iken, sonra bu özel ibadete isim olmuştur.

2. Tâcü’l-ʿArûs (Murtazâ ez-Zebîdî, ö. 1205/1790): Şer‘î manada salât, tekbir ile başlayan ve selamla biten sözler ve fiillerdir.

3. Müfredâtü’l-Fâz al-Qur’ân (Râgıb el-İsfahânî, ö. 502/1108): Belirli ibadete (namaza) salât denilmiştir; çünkü içinde dua, tesbih, rükû ve secde vardır.

4. Sıhâhü’l-Luğa (el-Cevherî, ö. 393/1002): Salât hem dua, hem de bilinen özel ibadettir (namaz).

5. el-Muʿcemü’l-Wasît (Çağdaş sözlük): Salât, Müslümanlar arasında bilinen, rükû ve secdeli özel ibadettir.

Sahabe-i Kiram efendilerimiz de salat kelimesini bu anlamda kullanmışlardır.

1. Hz. Ömer (r.a.): Bakara 238’de geçen “حافظوا على الصلوات والصلاة الوسطى” ayetinde “salât”ı doğrudan namaz olarak anlamış ve özellikle “salâtü’l-vustâ”yı ikindi namazı olarak yorumlamıştır.

2. Hz. Ali (r.a.): “Salât” kelimesinin Kur’an’da geçtiği birçok yerde kastın namaz olduğunu belirtmiş, “salâtü’l-vustâ”yı da yine ikindi namazı olarak açıklamıştır.

3. İbn Mesʿûd (r.a.): “Salât” kelimesinin Kur’an’daki şer‘î kullanımını doğrudan namaz olarak açıklamış, Bakara 238’deki orta namaz için de “ikindi” demiştir.

4. İbn Abbas (r.a.): “Salât” kelimesini çoğu yerde namaz olarak tefsir eder. Mesela Ahzâb 43: “هو الذي يصلي عليكم” ayetinde Allah’tan gelen salâtın rahmet olduğunu, ama mü’minlerden istenen “salât”ın doğrudan namaz olduğunu söylemiştir.

Dört mezhep imamı da salatı namaz olarak yorumlamıştır.

1. İmam Ebû Hanîfe (ö. 150/767):“Salât” kelimesini Kur’an’da geçen yerlerde çoğunlukla namaz olarak yorumlar. Fıkhî hükümlerini de doğrudan bu anlayış üzerine bina eder.

2. İmam Mâlik (ö. 179/795): Muvatta’sında “salât” kelimesini doğrudan namaz anlamında kullanır. Kur’an’daki emirleri de bu şekilde anlamıştır.

3. İmam Şâfiî (ö. 204/820): “Salât” kelimesinin şer‘î manasının namaz olduğunu vurgular. El-Umm adlı eserinde, Kur’an’daki salât emirlerinin hepsini “namaz kılmak” olarak açıklar.

4. İmam Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855): “Salât” kelimesini doğrudan namaz diye anlamış, Kur’an’daki bütün farziyet delillerini bu manada kullanmıştır.

Sahabe: Hz. Ömer, Hz. Ali, İbn Mesʿûd, İbn Abbas gibi sahabiler Kur’an’daki “salât” kelimesini çoğunlukla namaz olarak anlamışlardır.

Mezhep İmamları: Dört büyük imam (Ebû Hanîfe, Mâlik, Şâfiî, Ahmed) de “salât”ın Kur’an’daki emirlerde şer‘î manasıyla namaz olduğunu açıkça kabul etmiştir.

Kuran’dan örnekler:

Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun. (Ahzab 56) Bu ayette Allah için rahmet, Melek için dua-istiğfar, insanlar için dua manası vardır .

Ey Peygamber onlara salat et!” (Tevbe 103) Bu ayette salât dua anlamında kullanılmıştır.

Namazlara ve orta namaza devam edin ve Allah için boyun eğerek kalkıp namaza durun. (Bakara 238) Bu ayette salât namaz olarak kullanılmıştır.

Allah size salat eder ve melekler de.” (Ahzab, 43) Bu ayetlerde salat Allah’ın mağfireti olarak kullanılmıştır.

Yukardaki maddelere ek olarak ibadethaneler anlamını da içermektedir. “(Savami, biye, salavat ve mesacit) manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılırdı.” (Hacc, 40) ayeti de buna örnektir.

Paylaş

Yorum gönder