Sual: İncil ve Tevrat’ta bu kitapların değişmez metinlerinin korunacağına dair ayetler var; fakat İslam inancına göre İncil, Tevrat ve Zebur tahrif edilmiştir. Bunu açıklar mısınız?
Cevap: İnancımıza göre İncil, Tevrat ve Zebur’un metinlerinin değiştirildiği ve bu kitapların muharref hale getirildiği apaçık bir gerçektir. Bu konuda gerek erken dönem alimlerinin (İbn-i Hacer el Askalani, İmam Kurtubî gibi) yazdığı eserler gerekse yakın zamanda ve günümüzdeki (Rahmetullah el Hindi gibi, internette mevcut) çalışmalar, yazılar ve makaleler ciddi boyuttadır. Bu muharref edilme durumuna bir iki kısa örnek vermek gerekirse; kitaplarda Allah’ın evreni yaratıp uyumaya çekildiği, gökten inip Yakup Aleyhisselam ile güreştiği ve onu yenemediği gibi tevhide, uluhiyete ve ilahlığa aykırı birçok yer vardır. Haşa ve kella! Allah tüm noksan sıfatlardan münezzehtir. Bunlar, onların kendi ağızlarıyla uydurduklarından başka bir şey değildir.
Ön açıklamadan sonra sorunun cevabına geçebiliriz. İncil’de (Yeni Ahit), doğrudan “Bu kitap metin olarak asla değiştirilemeyecek ve Tanrı tarafından fiziksel bir koruma kalkanı altına alınacaktır” şeklinde bir ifade yer almaz. Yani Kur’an’daki Hicr Suresi 9. ayette geçen “Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz” beyanına benzeyen tek cümlelik bir garanti ifadesi İncil’de bulunmamaktadır.
Ancak Hristiyanlıkta, bu konuya dayanak gösterilen farklı bağlamlarda ayetler mevcuttur:
1) Sözlerin Kalıcılığına Dair İfadeler
İsa Mesih, vahiylerin ve Tanrı sözünün zamana karşı direncini şu şekilde vurgular:
“Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.” (Matta 24:35)
Bu ayet, Hristiyanlar tarafından İsa’nın öğretilerinin ve dolayısıyla İncil’in içeriğinin kalıcı olduğunun bir kanıtı olarak kabul edilir.
Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Ayette İncil’in metninin değişmeyeceğine dair bir ifade söz konusu değildir; burada vurgulanan, vahyin her zaman ve her yerde var olacağıdır. Vahyin her zaman ve her yerde bulunacağı, son vahiy olan İslam dininin de eninde sonunda bütün evlere gireceği dinimizin belirttiği bir gerçektir. İlk insandan ve ilk peygamberden günümüze kadar vahiy her zaman geçerliliğini korumuş, bütün peygamberlere savaş ilan edilmesine rağmen vahiy süreci devam etmiştir. En son indirilen vahiy olan Kur’an-ı Kerim de şu anda dünyada en çok okunan ve milyonlarca hafız tarafından ezberlenen tek kitap olması hasebiyle vahyin her zaman devam ettiğini göstermektedir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
“Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu tebliğ ulaşacak; ister kerpiçten yapılsın isterse deve kılından olsun, Allah her eve İslâm’ı hâkim kılacaktır. Bu da ya Allah’ın aziz kıldığı İslam’ın kabul edilmesiyle veya Allah’ın hor gördüğü küfrün boyun eğmesiyle gerçekleşecektir.” (Müsned-i Ahmed, 16957)
2) Değiştirmeye Karşı Sert Uyarılar
Kitab-ı Mukaddes’in (Kutsal Kitap) en sonunda yer alan Vahiy bölümünde, metne müdahale edilmesine karşı çok sert bir uyarı bulunur:
“Bu kitaptaki peygamberlik sözlerini duyan herkesi uyarıyorum: Eğer bir kimse bu sözlere bir şey katarsa, Tanrı da bu kitapta yazılı belaları ona katacaktır. Eğer bir kimse bu peygamberlik kitabının sözlerinden bir şey çıkarırsa, Tanrı da bu kitapta yazılı yaşam ağacından ve kutsal kentten onun payını çıkaracaktır.” (Vahiy 22:18-19)
Not: Akademik olarak bu uyarı teknik açıdan sadece “Vahiy” bölümü için yazılmış olsa da İncil külliyatının en sonunda yer aldığı için genellikle tüm Yeni Ahit’e yönelik bir mühürleme olarak yorumlanır.
Ayete dikkat edilirse metnin “değişmez” olduğuna dair bir ibare söz konusu değildir; aksine metni değiştirenlerin cezalandırılacağına dair bir tehdit mevcuttur ki Kur’an hariç diğer kutsal kitaplar zaman içinde değiştirilmiştir. Bu tehdidin aynısını Resulullah Efendimiz de kendisine yalan hadis isnat edenler için yapmıştır. Dikkat edilirse Resulullah Aleyhisselam, kendisine vahyedildiği için adeta geleceği görmüş, hadis metinleri üzerinde oynayanları bilmiş ve bu durumu haber vermiştir. Bu durumun aynısı Kuran hariç diğer kutsal kitaplar için de geçerlidir.
Matta 5:18 Analizi: “Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalkmadan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa’dan en küçük bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak.” (Burada İsa, Tevrat ve peygamberliklerin geçerliliğini vurgular.)
Bu ayete gelirsek üç çelişki mevcuttur:
Gerçekleşmeyen Şart: Ayette İsa, “Kutsal Yasa’dan (Tevrat’tan) en küçük bir harf bile yok olmayacak” demektedir. Ancak bugünkü mevcut Tevrat ve İncil metinlerine bakıldığında, el yazmaları arasında binlerce kelime, harf ve anlam farkı (varyant) olduğu bilimsel olarak (tekstüel eleştiri yöntemiyle) sabittir.
Tekstüel Eleştiri: Metin eleştirisi (veya metin tenkidi), matbaanın icadından önce el yazması olarak çoğaltılan tarihi ve edebi metinlerin (kutsal kitaplar, destanlar, klasik eserler vb.) zamanla uğradığı kopyalama hatalarını, eksilmeleri ve bozulmaları tespit ederek metnin orijinal haline en yakın şeklini ortaya çıkarma bilimidir.
Çelişki Argümanı: İslam alimleri der ki: “Eğer İsa peygamber ‘tek bir harf bile yok olmayacak’ dediyse ve bugün metinlerde açıkça harf/kelime değişiklikleri ile eksilmeler (örneğin Markos İncili’nin son kısmı) varsa; bu durum ya İsa’nın sözünün yanlış çıktığını gösterir (ki bir peygamber yalan söylemez ve yanılmaz) ya da bugün Hristiyanların elindeki kitabın, İsa’nın bahsettiği o orijinal ve korunan kitap olmadığını kanıtlar.”
Hükmün İptali (Nesih): Ayette “Kutsal Yasa” (Tevrat) vurgulanır. Hristiyanlık ise Pavlus’un mektuplarıyla birlikte Tevrat’ın sünnet, helal-haram gıdalar gibi şeriat hükümlerini büyük oranda iptal etmiştir. İslam alimleri, hem metindeki harflerin değişmesini hem de hükümlerin pratikte yok sayılmasını, bu ayetin işaret ettiği bozulmama idealinin çöktüğünün delili sayarlar.
Özetleyecek olursak İncil, Tevrat ve Zebur’un muharref hale getirildiği ve zaman içinde metinlerinin değiştirildiği gerçeği, elde var olan binlerce farklı el yazması metin incelendiği zaman ortaya çıkmaktadır. İncil’den ve Tevrat’tan delil olarak getirilen ayetlerin ise hepsinin bir açıklaması mevcuttur. Dolayısıyla İncil ve Tevrat’ta metinlerin değiştirilemez olduğu yönündeki sözler ispatsız bir iddiadan ibarettir.


