Önyargısız Bir Tefekkür Yolculuğu

Hiçbir şeyden haberi olmayan küçük yaştaki birkaç çocuğu, her şeyden izole bir adaya yerleştirip adım adım kâinat üzerine yapacakları düşünceleri ve yorumları takip edecek olursak; bu çocukların fikir yolculuklarının sonucunda Allah’ın varlığına inanacakları aşikâr bir gerçektir. Zira birbirini takip eden dört mevsim ve bu mevsimler içinde doğada gerçekleşen harikulade olaylar; tatları, kokuları ve renkleri kendilerine hitap eden meyveler; kışın ölen ve kuruyan dalların baharda ve yazda yeniden dirilip rengârenk çiçekler açması; dağların varlığı ve insan ruhunda bıraktığı heybetli görüntüler; papatya, sümbül, gül gibi şirin bitkilerin varlığı; her an imdada yetişen sular; ışık ve ısı kaynağımız olan Güneş’in varlığı; gündüzün ayrı, gecenin ise bambaşka bir âlem olması gibi birçok olay ve fiil, o çocukları gücü ve ilmi her şeyin üstünde olan Allah’a iman ettirecektir.

O çocuklar adada yaşarken sürekli yemeye ve içmeye ihtiyaç duyacak; akşam vakti çöktüğünde ise çevrelerinden gelen ürkütücü sesler karşısında korkup birbirlerine sokulacaklardır. Çevrelerindeki her şeyi yavaş yavaş keşfederken, bir yandan çeşit çeşit yiyecekleri tadıp doğal pınarlardan sular içecek, diğer yandan da içinde bulundukları bu durumu kendi iç dünyalarında tahlil edeceklerdir. “Bu kadar güzel bir âlemi kim var etmiş olabilir?”, “Bu nimetleri bizlere kim hazırladı?”, “Kuru dal parçalarından bu rengârenk yiyecekleri kim yaratıyor?” gibi sorular zihinlerinde sürekli yankılanacaktır.

Bu çocuklar bir süre sonra çevrelerindeki hayvanları fark edeceklerdir. Hayvanların vücutlarındaki desenler, şekiller ve renkler şüphesiz dikkatlerini çekecektir. Bir tavus kuşunun kanatlarındaki muazzam dizaynı ve renk uyumunu görünce mest olacaklar; gökyüzünde uçan kuşların her birinin farklı bir melodiyle ötüşüne şahit olup bu eşsiz musiki karşısında hayranlıklarını dile getireceklerdir. Her biri birbirinden tamamen farklı yapıda olan bu canlıların desenleri, renkleri ve sesleri; çocukların fikir dünyasında bu varlıkları yaratan yüce bir Sanatkâr’ın varlığına dair düşüncelerini daha da pekiştirecektir.

Zamanla barınmaya ihtiyaç duyan bu çocuklar, ilk günlerdeki gibi mağaralarda ya da ağaç üstlerinde değil, artık kendi ihtiyaçlarını görecek şekilde korunaklı bir kulübede yaşamak isteyeceklerdir. Böyle bir yapıyı inşa edebilmek için çevrelerindeki hayvanların yaptığı yuvaları gözlemleyecek ve bu yuvalar, zihinlerindeki evin taslağını oluşturacaktır. Kulübeyi yaparken ağaçlardan, uzun otlardan ve ağaç kabuklarından faydalanacaklardır. İşte bu noktada düşünceleri yeni bir boyuta yükselecektir. Zira önceden çevrelerini sadece incelerken ve gözlemleriyle karar verirken, artık kendi elleriyle bir işe girişecek ve teoriyi pratiğe dökeceklerdir. Bu pratik süreç, karşılarına çıkan ilk büyük tecrübedir. Bu sayede çocukların zihnindeki düşünceler şu sarsılmaz hakikate dönecektir: “Ortada bir eser varsa; bunu meydana getirmek için mutlaka ilim, güç ve irade lazımdır.”

Çocuklar bu sorular ve fikirlerle büyüyüp yetişkinliğe doğru adım attıklarında ise zihinsel ve pratik gözlemlerinin üzerine, bu kez iç dünyalarında uyanan soyut duygular eklenecektir. Adalet, merhamet, şefkat, kin, nefret, yalnızlık, sığınma arzusu ve ölüm gibi duyguların zamanla ortaya çıkmasıyla düşünceleri daha da derinleşecektir. Bu içsel derinlik, onları sığınılacak Yüce bir varlık aramaya yönlendirecektir. Söz konusu soyut duyguların maddi hiçbir şeyle tatmin olmadığını gördüklerinde, kendilerini tam anlamıyla mutmain edecek tek şeyin Allah’a teslim olmak ve O’na sığınmak olduğunu fıtraten kabul edeceklerdir.

Aslında biz modern çağın fertleri de bir anlamda maneviyat duygusunun etrafına kalın perdeler çekmiş, kendi iç dünyamızda izole olmuş durumdayız. Dünyevi meşgalelerle örülen bu yapay izolasyon, Allah’ın isim, sıfat ve fiillerini hakkıyla anlamamıza engel teşkil etmektedir. Teşbihte hata olmasın; eğer o adadaki çocuklar gibi saf, ari ve ön yargısız bir şekilde düşünebilirsek, maneviyat alemindeki o ülfet perdelerini kaldırabilirsek, bu alemde akıp giden bütün işlerin ve icraatların altında Allah’ın sonsuz kudretini ve ilmini kendi idrak derecemize göre apaçık göreceğiz.

Deizmin Çıkmaz Sokakları: Akıl ve Vahyin Kaçınılmazlığı isimli yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/deizmin-cikmaz-sokaklari-akil-ve-vahyin-kacinilmazligi/

Gerçek Şeriat Hangisi isimli yazıyı okumak için tıklayınız: https://www.hakvera.com/gercek-seriat-hangisi/

Paylaş